[IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2011/04/mc3bckemmel.jpg?w=536&h=363[/IMG]
“Bütün mevcûdâtta sebeb-i medh ü senâ (övgüye vesîle) olan kemâlât (mükemmellikler) O’nundur.
Öyle ise hamd (övgü) dahi O’na âittir.
Ezelden ebede kadar her kimden, her kime karşı gelen ve gelecek medh ü senâ O’na âittir.
[IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2011/04/bebek.jpg?w=443&h=401[/IMG]
Çünki sebeb-i medih olan ni‘met ve ihsan ve kemâl ve cemâl (güzellik) ve medâr-ı hamd (hamde vesîle) olan her şey O’nundur. O’na âittir.
[IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2011/04/c59firin-kedi.jpg?w=500&h=334[/IMG]
Evet âyât-ı Kur’âniyenin (Kur’ân âyetlerinin) işârâtıyla (işâretleriyle) bütün mevcûdâttan dâimî bir sûrette dergâh-ı İlâhiyeye (Allah katına) giden bir ubûdiyettir (kulluktur), bir tesbihtir, bir secdedir, bir duâdır ve bir hamd ü senâdır ki, dâimî o dergâha gidiyor.”
Mektûbât, 20. Mektûb, 66-67