• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #674013
    Anonim

      Tevbe ilâhi bir yardım ve rabbani mağfirettir
      Allahu Tealâ tevbe ile mümini hiç günah işlememiş gibi bir hale döndürür
      Tevbeyi anlamadan, tevbeyi gerçekleştirip hayatımıza tatbik etmeden
      gerçek olgunluğa giden yolda mesafe katetmemiz mümkün değildir

      Tevbe ilim, hal ve fiilden ibarettir
      Tevbe ilmi, günahın zararını ve günahın Allahu Tealâ’nın azametine karşı
      edepsizlik olduğunu bilmektir
      Evet, işlenen günah Allah’a karşı yapılan bir edepsizlik ve isyandır
      Allah’ın rahmetinin celbi için bu isyan ve edepsizlik perdesinin kaldırılması gerekir

      Ayrıca Allah’ın azametini bilen kalbe işlenen günahtan dolayı bir eziklik
      ve mahcubiyet gelir ki bu, tövbenin birinci hakikatidir
      Eğer kulun dudağından tevbenin kelimeleri çıkıyor da
      kalbinde bir eziklik ve arlanma duymuyorsa,
      bu tevbe hem taklit, belki hem de günah olur

      Bir kimse Allah’a karşı eziklik ve mahcubiyet hissetmedikçe
      ne günahtan dönebilir, ne de tevbesi ciddi bir fayda verir

      Eziklik ve mahcubiyet duygusu kalpte parladı mı,
      Allah’ın nuru kalpte tecelli eder

      Sevdiğim bir yakınıma karşı bir kusur işlesem,
      onu görünce utanç duyar ve keşke yapmasaydım diye özür dilerim

      Utanç veya pişmanlık duygusu olmadan,
      sadece görünüşte dilenen özüre kibir karışır ve alay etmek gibi olur

      İşte tevbe eden de buna dikkat etmelidir
      Aksi takdirde sahibini günahtan temizlemediği gibi,
      belki günaha girmesine sebep olur

      Mahcubiyet ve eziklik olunca Allah’ın nuru kalbe inmeye başlar
      Allah’ın nuru inmeye başlayınca günahın, şehvetin, gazabın ateşi söner
      Demek ki tevbe Allah’tan gelir
      O halde Cenab-ı Rabbül Alemin’den sağlam bir tevbe için yardım
      ve rahmet dilemek lazım gelir

      Pişmanlık dua ve zikre yol açar
      Bundan dolayı ayet-i kerimedeki hakikat karşımıza çıkar:

      Müminler onlardır ki, bir kötülük yaptıklarında ya da
      (cehennemi hak edecek işlerle) kendilerine zulmettiklerinde
      Allah’ın azabını, hesabını hatırlayıp günahlardan hemen dönerek affedilmeyi dilerler

      Allah’dan bağışlanmayı isteyen kişi “ya Rabbim” dediğinde,
      Allahu Tealâ “buyur ey kulum” der ve böylece rahmet kapısı açılır

      Günahlar iki kısımdır

      Birinci kısım, kulun Allah ile arasında olan,
      ikinci kısım, kulun kullar ile arasında olan günahlardır

      Kul ile Allah arasında olan günahlar namaz, oruç, hac, zekât gibi
      yapmakla telafi edilen amellerdir Bu amelleri ihmal etmekle günah kazanılır
      Tevbe eden kimse bu amellerin noksanlarını kaza etmekle mükelleftir
      Kazayı gerektirmeyen haller de vardır Mesela Kur’an’a abdestsiz dokunmanın
      kazası olmaz Bir daha yapmamaya azmedilir ve yapılmazsa tevbe gerçekleşmiş olur

      Kullarla ilgili günahlarda ise, yaptığı zulümden dolayı hak sahipleriyle helâlleşmesi
      şartıyla tevbesi gerçekleşmiş olur
      Mesela bir kimseden ödünç bir şey aldım Onu iade etmem lazımken
      aldığımı inkâr ediyorum, sadece tevbe ediyorum Bu olmaz
      Kula karşı olan haklar iade edilecek, bazı haklar için de helâlleşilecek
      Hakaret, dövme, sövme helâlleşmeyi gerektirir Miras, mehir, alışveriş gibi
      meselelerde de hak geçtiyse helâlleşmek lazım gelir

      Mehmet Ildırar-Nefs Terbiyesi ve İlahi Huzur

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.