• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #674775
    Anonim

      [TABLE]
      [TR]
      [TD=”width: 100%, colspan: 2″]

      [FONT=&quot]Yalnız Allah’tan korkmalı[/FONT]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”width: 100%, colspan: 2″][/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”width: 100%, colspan: 2″][FONT=&quot] [/FONT]
      [FONT=&quot]Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
      [FONT=&quot]Allah’tan korkan ve her işinde Allah’ın rızasını gözeten, hiç üzülmesin! Ama hesabını kitabını, başkalarına göre yaparsa, sonunda bir gün onlar onun başına bela olur. Büyüklerimiz, nasihat isteyen bir devlet adamına, (Siz Allah’tan korkun! Şundan bundan korkmayın! Çünkü Allah’tan korkarsanız, onlar size saygı duyar. Eğer Allah’tan korkmazsanız, o zaman sizi saymazlar. İş Allah’tan korkmaya bağlıdır) diyerek şunu anlatır:[/FONT]
      [FONT=&quot]Mübarek bir zat, köydeki bir türbeye gider, oranın halkı der ki:[/FONT]
      [FONT=&quot]- Aman yaklaşma, sakın türbeye girme![/FONT]
      [FONT=&quot]- Niye, ne var?[/FONT]
      [FONT=&quot]- Orada büyük büyük yılanlar var, ziyaretçileri sokuyor, sağ çıkan olmuyor.[/FONT]
      [FONT=&quot]- Ben yılanlara ne yaptım ki beni soksunlar?[/FONT]
      [FONT=&quot]Türbeye girer. Ziyaretini yapar. Uykusu geldiği için yatıp orada uyur. O yılanlar, nergis dallarını sallayıp gölgelik yaparlar. Köylüler toplanır, o kişinin buradan nasıl çıkacağını merak ederler. O zat, uyandıktan sonra, kalkıp dışarı çıkar. Köylüler ona derler ki:[/FONT]
      [FONT=&quot]- Buradan kimse sağ çıkmazdı. Nasıl oldu bu iş?[/FONT]
      [FONT=&quot]- Ben Allah’tan korkarım, yılandan değil. Yılan, Allah’tan korkana dokunmaz. Allah’tan korkmayıp başkalarından korkanı, yılan da sokar, çıyan da…[/FONT]
      [FONT=&quot]Allah’ı unutmamalı, hep Allah demeli. Son nefeste herkes bu kelimeye muhtaçtır. Allah diyen, imanla gider. Para diyenin sonu felaket olur. Para olmalı, ama gönlümüzde değil, cebimizde olmalı. Para, istiflemek için değil, kullanmak içindir. Nerede kullanılır? Âhiret yolunda kullanmalı. Zekât, sadaka vermeli, İslamiyet’in yayılması ve çoluk çocuğun nafakası için harcamalı. Kullanılmayan para vebaldir ve âhirette azap vesilesidir. Bu dünya hayaldir. Er geç, herkes göçecektir, onun için fırsatı kaçırmamalı. Cenab-ı Hak paranın kullanıldığı yere bakar. Kendi rızasına uygun olarak ne kadar çok kullanıldıysa, o kadar çok arttırır. Parayı hayırda kullanan kazanır.[/FONT]
      [FONT=&quot]Asıl hayat, âhiret hayatıdır. Orada Cennetten ve Cehennemden başka yer yoktur. Bu yüzden, ölüm ve sonrasını düşünmeyen, buna hazırlanmayan ahmaktır. Dünyada ve âhirette sıkıntı verecek şeylerden vazgeçmeli, dinimize uyup, Cenneti kazanmaya çalışmalı. Başkalarının da bu nimete kavuşması için uğraşmalı, her şeyi Allah için yapmalı.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”width: 100%, colspan: 2″]

      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

      #800010
      Anonim

        MESNEVİ-İ NURİYE DERSLERİ
        4.1.REŞHALAR
        بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
        TENBİH
        [TABLE]
        [TR]
        [TD=”width: 307, bgcolor: transparent”] Hâlık-ı Âlemi bize târif ve ilân eden deliller ve burhanlar, lâyüad ve lâyuhsâdır. O delillerin en büyükleri üçtür.

        Birincisi: Bazı âyetlerini gördüğün, işittiğin şu kitab-ı kebir-i kâinattır.

        İkincisi: Bu kitabın âyetü’l-kübrâsı ve divan-ı nübüvvetin hâtemi ve künûzu mahfiyenin miftahı olan Hazret-i Muhammed Aleyhissalatü Vesselâmdır.

        Üçüncüsü: Kitab-ı âlemin tefsiri ve mahlûkata karşı Allah’ın hücceti olan Kur’ân’dır.

        Şimdi, birkaç reşha zımnında ikinci burhanı tariften sonra sözlerini dinleyeceğiz.

        BİRİNCİ REŞHA:
        Arkadaş! Hâlıkımızı tarif eden, pek büyük bir şahsiyet-i mâneviyeye mâlik, burhan-ı nâtık dediğimiz, “Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir?” diye yapılan suale cevaben deriz ki:

        Hazret-i Muhammed (a.s.m.) öyle bir zâttır ki, azamet-i mâneviyesinden dolayı sath-ı arz, o zâtın mescid-i aksâsıdır. Mekke-i Mükerreme onun mihrabı, Medine-i Münevvere onun minber-i fazl-ı kemâlidir. Cemaat-ı mü’minîne en son ve en âli imam ve nev-i beşerin hatîb-i şehîridir; saadet düsturlarını beyan ediyor. Ve bütün enbiyânın reisidir; onları tezkiye ve tasdik ediyor. Çünkü, dini bütün dinlerin esasatına câmidir. Ve bütün evliyânın başıdır; şems-i risaletiyle onları terbiye ve tenvir ediyor.

        [/TD]
        [TD=”width: 307, bgcolor: transparent”] Lügatler :
        Aleyhissalatü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
        âli : yüksek, yüce
        âyet : delil; Kur’ân’daki âyetler gibi, iman esaslarına delâlet eden kâinattaki herbir fiil, hâl ve varlık
        âyetü’l-kübrâ : büyük delil, alâmet
        azamet-i mâneviye : mânevî büyüklük
        burhan : güçlü ve sarsılmaz delil, kanıt
        burhan-ı nâtık : konuşan delil
        cemaat-ı mü’minîn : mü’minler cemaati, topluluğu
        cevaben : cevap olarak
        divan-ı nübüvvet : peygamberlik divanı
        düstur : kâide, kural
        Hâlık : herşeyi var eden yaratıcı Allah
        Hâlık-ı Âlem : âlemin yaratıcısı Allah
        hâtem : mühür, damga
        hatîb-i şehîr : çok meşhur hatip
        hüccet : kanıt, delil
        kitab-ı âlem : âlem kitabı; bir kitap gibi her bir varlığıyla iman esaslarını gösteren kâinat
        kitab-ı kebir-i kâinat : büyük kâinat kitabı
        künûz-u mahfiye : gizli hazineler
        lâyüad ve lâyuhsâ : sayısız ve hesap edilemeyecek kadar çok
        mahlûkat : yaratılmışlar, varlıklar
        mâlik : sahip
        miftah : anahtar
        mihrab : câmide imamın namaz kıldırdığı yer
        minber-i fazl-ı kemâl : mükemmellik ve fazilet minberi
        nev-i beşer : insan nevi, insanlık
        reşha : “sızıntı” mânâsını taşıyan başlıklardan her birisi
        Reşhalar : “sızıntılar ” mânâsına gelen bir risale
        saadet : mutluluk
        sath-ı arz : yeryüzü
        sual : soru
        şahsiyet-i mâneviye : belli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişilik
        tefsir : yorum, açıklama
        tenbih : ikaz, uyarı
        zat : kişi
        zımnında : dahilinde, içinde


        [/TD]
        [/TR]
        [/TABLE]

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.