• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #674877
    Anonim

      Biliyoruz Ama Uyguluyor muyuz?

      Günümüzde müslüman kardeşlerimizi, ruhlara hayat veren dinimiz İslam’ı yaşamaktan alıkoyan en büyük sebep, hiç şüphesiz ki, rızık endişesinin kalpleri sarmış olmasından kaynaklanan, bitmek bilmeyen mal toplama hırsıdır.

      Efendimiz (sav)in tarif ettiği bir psikolojik-nefsi hastalık olarak; biliyoruz ki, şeytan insanı en çok yoksul kalmakla korkutur. Türlü vesveselerle rızık endişesine düşürdüğü insanı, durmadan dünya için çalıştırır, durmadan mal toplatır. Kimi zaman onu cimri yapar, kimi zaman hırsızlık belasına bulaştırır. Kimi zamansa O’nun imanına vurur isyan ettirir.

      Oysa yine bilinen, fakat çoğunlukla idrak edilmeyen bir gerçek de; “Allah-u Zülcelal’in rızıklara kefil olduğudur”. Evet, biliniyor olmasına rağmen idrak edilememiş bir gerçek işte bu…

      Bir çok derviş, sofi belki sadece bunu idrak etmek ve imanlarını kuvvetlendirmek için, tevekkül ederek, yanlarına hiç bir azık almadan yollara düşmüşler. Para yok, su yok ve yiyecek içecek namına hiçbir şey yok yanlarında…

      Düşmüşler yollara, yaratılan her şeyden yüz çevirmişler, ihtiyaçlarını mahlukattan istemekten utanmışlar. Hakkın rızıklara kefil olduğu bilmek için idrak etmek için… Kalpleri kemiren rızık endişesinden kurtulmak adına, nefisleri ile anlamını ancak yaşayanın bileceği bir mücadeleye girmişler…

      İşte biz de en azından onların tecrübe ettikleri bu halleri, yaşamış oldukları olayları, bu husustaki ahlaklarını bilirsek, İslami yaşantımızda yeni manevi yükselişler, inkişaflar olacaktır. Bu yazımızda, bahsettiğimiz bu sebeplerden dolayı, onların bu husustaki ahlaklarını ele almayı uygun bulduk.

      Onların bir ahlakı da rızık meselesi üzerinde sabahlara kadar kafa patlatmadan, yanlarında beş para olmasa bile gecelerini huzur içinde geçirmeleri, ertesi gün için azık saklamayı çirkin görmeleri idi…

      Aileyi Korumak da Dindendir

      İçlerinden biri, ertesi gün için veya haftalık, aylık veya daha uzun bir süre için gerekli önlemleri alarak yiyecek temin ettiklerinde, bunu kendi hesabına değil de; rızık derdine düşüp de huzurları kaçmasın diye aileleri adına yapıyorlardı.

      Çünkü, özellikle fakir olan bir derviş, ailesinin sıkıntıları kaldıramayıp, bu yüzden -maazAllah- Rabbi hakkında yanlış bir itikada sapabileceğini aklından çıkarmamalıdır. Maalesef bugün bir çok Müslüman takva olacağım, dünyaya değer vermeyeceğim diye, ailesini ve geçimini ihmal etmekte, neticede de hem mahrumiyet ve sıkıntılara

      Veys el-Karani hazretleri bir sözünde: “Allah, rızkının tasasına düşen kulunun hiçbir amelini kabul etmez, çünkü rızkını dert edinen (ayetlerinde mahlukatının rızkını üstlendiğini haber veren) Allah.png’ı (cc) töhmet altında bırakıyor demektir. Rabbini töhmet altında tutanın ise herhangi bir ameli yukarılara yükseltilmez”, derken rızık endişesi taşıyanların ahiretlerini mahvettiklerini bize haber veriyor.

      Gerçek Tevekkül

      Anlatıldığına göre, Bişri Hafi Hazretlerinin yanında: “Allah’a tevekkül ettim.” (Hûd, 11/56) ayetini okuyunca, Bişr-i Hafi Hazretleri O’na; “Allah’a karşı yalan söylüyorsun, eğer tevekkül etmiş olsaydın, Allah.png’ın yaptığına da yapmakta olduğuna da (takdirine) razı olurdun!.” diyerek, o kişiye belki tevhidin bir şartının da; “Allah’ın takdirine razı olmak” olduğunu göstermişlerdir.

      Yine Şakik-i Belhi Hz.lerinden nakledilen şu olay, iklim iklim yayılan bir tefekkür neşvesini canlandırıyor gönüllerde.

      Bir defasında Belh şehrinde korkunç bir kıtlık olmuştu. Öyle ki halk nerdeyse birbirini yiyecekmiş. Hal böyle iken Şakik-i Belhi hazretleri, pazarda şen-şakrak neşe içinde bir köle görür. Haline şaşırır ve ona:

      – Ey uşak! Şen-şakrak, böyle neşe içinde olmanın ne alemi var. Halkın açlıktan ne hale geldiğini görmüyor musun? dedi. Köle de ona cevap olarak:
      – Bundan bana ne! Ben, kendine has bir köyü ve buralardan bir sürü geliri olan, bir efendinin kölesiyim, o beni aç bırakmaz ki!.. dedi.

      Şakik’in eli ayağı buz kesildi ve: “İlahi! Bir ambarı olan bir ağaya güvenen şu köle, bu kadar şen-şakrak! Sen ki, hükümdarlar hükümdarı olup, rızka kefilsin. Biz neye gam yiyelim, niye dert edinelim.” Diyerek, derhal dünya meşgalelerinden yüz çevirdi, samimi bir şekilde tövbe edip, Hakk’ın yoluna baş koydu. Tevekkülde kemalatın zirvesine ulaştı. Daima bu hali hatırlar ve “ben bir kölenin çömeziyim” derdi.

      Yahya Bin Muaz (ks), insanların fakirlikten ne kadar çok korktuklarını ve bunun neticesinde nasıl bir rızık endişesine kapıldıklarını fark etmiş olacak ki, şöyle söylemiş: “Zavallı ademoğlu, eğer fakirlikten korktuğu gibi cehennemden korksaydı, cennete girerdi.”

      Sufilerden birisi de şöyle demiş; “Her kim Hakk Tealâ’dan gayri bir şeyden korkar ve veya O’ndan başkasından bir şey ümit ederse, onun üzerine tüm istek kapıları bağlanır ve üzerine korku musallat edilir. Yetmiş perde ile perdelenir ki, o perdelerin en aşağısı şüphedir. Sonlarını düşünmeleri ve hallerinin değişmesinden korkmaları, sufilerin fazla korkmalarını gerektiren mevzulardandır. Allah.png Teâla: ‘De ki, size yaptıkları işler bakımından, en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? (Bunlar) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir. (el-Kehf 18/103-104)

      Hikaye edildiğine göre, adamın biri Hatim el-Esamm’a: “Nereden yersin, rızkını nereden temin ediyorsun” diye sordu. Hatim (ks)’da o vakit, “Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah.png’ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.” (el-Münâfikîn 63/7) ayetini okudu.

      Ebu Abdullah el-Kuraşi’ye tevekkülden soruldu. Cevap olarak: “Tevekkül her halde Allah.png Teâla’ya bağalanıp, güvenmektir.” buyurdu.

      İbrahim b. Ethem Hz.lerinin Muhabbetullah ve İlahi feyzi hükümdarların taht ve saltanatından üstün tuttuğuna dair şöyle bir nakil vardır:

      İbrahim b. Ethem’e (ks) bir defasında Rahman’dan bir varidat ve feyz geldiğinde; “Şu dünya hükümdarları nerede? Gelsinler de bunun ne kadar zevkli ve hazlı olduğunu görsünler, ta ki mülklerinden utansınlar, ar etsinler.” demişti.

      Yine anlatıldığına göre, İbrahim b. Ethem (ks) birine sormuştu:
      – Evliyadan olmayı arzu eder misin? Genç:
      – Tabii arzu ederim, demişti. Ona:
      – O halde zerre kadar dünyaya ve ahirete rağbet etme. Bütün mevcudiyetinle İzzet ve Celal sahibi Allah.png’a yönel, Allah.png’ın dışındaki varlıklardan kendini uzak tut. Helal lokma ye de, geceleri sabaha kadar namaz kılıp, gündüzleri nafile oruç tutma. Ancak helal lokma yiyenler, Allah.png adamlarının payesine ulaşabilir.

      Razık Olan Hakka Güven

      Dervişlerden biri, “Herkesin rızkı Allah.png‘tan (c.c.) gelir” hadisinin mânâsını bizzat yaşayarak anlamak istiyordu. Başını alıp çöllere çıktı, bir kenarda yatıp uyudu.

      Aradan bir müddet geçti. Çölde yolunu kaybeden bir kervan adamın yattığı yerin yakınında konakladı. Zahidi gördüler. Birisi:

      – Bu adam niçin böyle ıssız bir yerde yatıyor, kurttan, düşmandan korkmuyor mu? Yoksa ölmüş mü? dedi.

      Yanına gittiler. Zahit hiç sesini çıkarmıyor, ne olacak diye hareketsiz bekliyordu. Kervandakiler bunu görünce:

      – Bu zavallı açlıktan ölmek üzere, dediler.

      Yemek getirdiler. Zahit dişlerini sıktı. Adamlar bıçak getirip dişlerinin arasına soktu, zorla ağzını açtı ve çorbayı içirdiler…

      Vehih b. Verr’e:
      – Rızık için hiç endişelendiğiniz oldu mu? dediler.
      – Bütün yerin kalay olduğunu görsem, göklerin de bakır olduğunu anlasam, rızkımdan endişe etmem. Eğer endişeye kapılırsam, Allah.png‘ın (cc) bütün mahlukların rızkına kefil olduğuna inanmamış olurum! dedi.

      Bu tembelliği tavsiye değildir. Bu Allah.png‘a iman ve O’nun, misafirlerinin ihtiyacını göreceğine duyulan tam bir itimattır, insan Rabbinden işte böylesine tam emin olmalıdır. Onun gemisine binmişken, yükünü sırtında taşımamalıdır. Yazık ki, çok defa bu güveni yakalayamıyor ve zanlarımıza göre muamele görüyoruz. Evet, kudsi hadisle sabittir ki, Allah.png-u Zülcelal ‘kulunun zannına göre’ ona muamele etmektedir. Yüreğinde o itimadı yaşayan gidip çöle yatabilir.alinti..

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.