• Bu konu 3 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #675957
    Anonim
      Eğer güneşin mertebe-i aslisine yanaşmak ve bizzat güneşin zatı ile görüşmek istersen;

      adeta sen,manen tecerrüd edip,küre-i arz kadar büyüyüp,hava gibi ruhen inbisat edip ve kamer kadar yükselip, bedir gibi mukabil geldikten sonra bizzat perdesiz onunla görüşüp bir derece dava edebilirsin..

      *16.söz*3.şua*

      *perdesiz görüşmemiz adına sayılanları namaz ile yakalayabilir miyiz.. ? ya da ne yapar isek bu güzellik bizLere ihsan olunacaktır.. ?

      #801948
      Anonim

        “Manen tecerrüt” denilince, Mesnevî-i Nuriye’de beyan edildiği gibi, insanın “nebatî cismaniyet ve hayvanî nefis” cihetlerini aşıp “kalp ve ruhun derece-i hayatına” girmesi anlaşılıyor. İnsanın bitkilerle ortak olduğu cihet, çekirdeğin toprağa atılması gibi onun da ana rahminde benzer bir gelişme göstermesi, oradaki gelişmesini tamamladığında dünyaya gelmesi ve büyümesini burada sürdürmesidir. Hayvanlarla ortak yönleri ise yemesi, içmesi, görmesi, işitmesi ve onlara benzer bir şekilde çoğalmasıdır. İnsanın hayatta kaldığı sürece bu iki yönünden tamamen kopması, tecerrüt etmesi düşünülemeyeceği için, “manen tecerrüt” ifadesi kullanılmıştır. Yani, bu iki alt kademeyi aşıp, onlardan geçip kalp ve ruhun sahasında dolaşması yeme ve içmeyi değil anlamayı ve inanmayı ön plana alması gerekir.

        İnsanın, cismiyle güneşe yanaşamaz ama aklıyla onu inceleyebilir, kalbiyle sevebilir.
        Kalpleri nefislerine, ruhları cisimlerine mağlup olan kişilerin Allah’a yakınlık kazanmaları çok zordur. İnsan, Ay’ın dolunay zamanında güneşe en geniş manada nazar etmesi gibi, kalbini Rabbine yöneltmeli, her işinde sadece O’nun rızasını esas almalı ve O’na yakınlaşmayı gaye edinmelidir.

        Bir hadis-i kutsinin baş kısmının mealini naklederek konuyu noktalayalım:

        “Kulum bana en fazla farzlarla yaklaşır, sonra nafilelerle….”

        Demek ki, Allah’a yaklaşmanın yolu farzları tam olarak yerine getirmekle birlikte, sünnetlere ve sair nafile ibadetlere de elden geldiği kadar riayet etmekten geçiyor. O halde, bu yolun zıddı olan günahlar ve isyanlar insanı Allah’ın rahmetinden uzaklaştırır ve O’na yakınlık kazanmamasına engel olurlar.

        SORULARLA RİSALE’DEN ALINTI..

        #801985
        Anonim

          Muhterem kardeşim; akrebiyet,kurbiyet mes’elesiyle mevzu daha iyi vuzuha kavuşacağını düşünüyorum.

          …. Cenab-ı Hak bize akrebdir ve herşeyden daha ziyade yakındır. Biz ise, ondan nihayetsiz uzağız. Onun kurbiyetini kazanmak iki suretle olur. Birisi: Akrebiyetin inkişafıyladır ki, nübüvvetteki kurbiyet ona bakar ve nübüvvet veraseti ve sohbeti cihetiyle sahabeler o sırra mazhardırlar. İkinci suret: Bu’diyetimiz noktasında kat’-ı meratib edip bir derece kurbiyete müşerref olmaktır ki, ekser seyr ü sülûk-ü velayet ona göre ve seyr-i enfüsî ve seyr-i âfâkî bu suretle cereyan ediyor. İşte birinci suret sırf vehbîdir, kesbî değil; incizabdır, cezb-i Rahmanîdir ve mahbubiyettir. Yol kısadır, fakat çok metin ve çok yüksektir ve çok hâlistir ve gölgesizdir. Diğeri; kesbîdir, uzundur, gölgelidir. Acaib hârikaları çok ise de; kıymetçe kurbiyetçe evvelkisine yetişemez.

          Meselâ: Güneş bize yakındır; çünki ziyası, harareti ve misali âyinemizde ve elimizdedir. Fakat biz ondan uzağız. Eğer biz nuraniyet noktasında onun akrebiyetini hissetsek, âyinemizdeki misalî olan timsaline münasebetimizi anlasak, o vasıta ile onu tanısak; ziyası harareti, heyeti ne olduğunu bilsek, onun akrebiyeti bize inkişaf eder ve yakınımızda onu tanıyıp münasebetdar oluruz. Eğer biz bu’diyetimiz nokta-i nazarından ona yakınlaşmak ve tanımak istesek, pek çok seyr-i fikrîye ve sülûk-u aklîye mecbur oluruz ki; kavanin-i fenniye ile fikren semavata çıkıp semadaki güneşi tasavvur ederek, sonra mahiyetindeki ziya ve harareti ve ziyasındaki elvan-ı seb’ayı uzun uzadıya tedkikat-ı fenniye ile anladıktan sonra, birinci adamın kendi âyinesinde az bir tefekkürle elde ettiği kurbiyet-i maneviyeyi ancak elde edebiliriz.

          İşte şu temsil gibi, nübüvvet ve veraset-i nübüvvetteki velayet, sırr-ı akrebiyetin inkişafına bakar. Velayet-i saire ise, ekseri kurbiyet esası üzerine gider. Bir çok meratibde seyr ü sülûke mecbur olur.
          Mektubat ( 51 )

          Risale-i nur’un mesleği sahabe mesleği olduğunu ifade eden üstadımız talebelerinin önüne velayet-i kübra yolu olan tefekkür-ü imaniyeden gelen lemaat ile huzur-u daimiyi kazanma yani; enfusi ve afaki dairede bütün mevcudat ve hadisatı bir ayna olarak, üzerindeki nakışlar ise çoooook uzak olduğumuz O Zat-ı akdesi bize yakınlaştıran manalar olduğunu gösterir.

          Mesela;biz kendi şahşiyet aynamızda O’na ait tecellileri görüp, hissedip önce marifeti sonra kurbiyeti, inşaallah lezzet-i ruhaniyeyi
          lutfu ilahi ile elde edbiliriz. Bu iş için evvelen eneyi tesettür toprağından çıkarıp vahid-i kıyasi vazifesiyle daim meşgul edip katı
          haldeki eneyi öce mayi sonrada buhar haline dönüştürerek hüveye kavuşma nimet-i uzmasına nail olma yolunda izni ilahi lutfu rabbani ile devam edebiliriz inşaallallahü teaala.

          #801988
          Anonim

            Mesela;biz kendi şahşiyet aynamızda O’na ait tecellileri görüp, hissedip önce marifeti sonra kurbiyeti, inşaallah lezzet-i ruhaniyeyi
            lutfu ilahi ile elde edbiliriz. Bu iş için evvelen eneyi tesettür toprağından çıkarıp vahid-i kıyasi vazifesiyle daim meşgul edip katı
            haldeki eneyi öce mayi sonrada buhar haline dönüştürerek hüveye kavuşma nimet-i uzmasına nail olma yolunda izni ilahi lutfu rabbani ile devam edebiliriz inşaallallahü teaala.

            Rabbim ebeden razı olsun inşaallah kardeşim.. çok güzel ifade ettiniz inşaallah..
            dediğiniz gibi bu güzelliklere mazhar olma adına bahsettiğiniz reçeteyi düstur etmek gerektir bizlere inşaallah..
            Baktığımız gördüğümüz Rabbim olsun inşaallah.. Amin amin..

            #711349
            Anonim

              Farzlar zati borçdur borçunu ödemek bir erdem olsada fazilet daha fazlasını mütamadiyen lillah için yapabilmektedir. Eğer fazlasını da ruyeti cemalini görmek, keramet sahibi olabilmek, ilhamlara sahip olabilmek niyetinde yapsak belki ihlası bozacağız..

            5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.