- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Nisan 2012: 22:06 #676602
Anonim
MAKEDONYA’NIN TURİZM ŞEHRİ OHRİ’DE CUMA’YI EDA EDERKEN MAKEDON, ARNAVUT, BOŞNAK VE TÜRK ASILLI DİNDAŞLARIMIZLA AYNI SAFLARI PAYLAŞTIK. HUTBE ÜÇ DİLDE OKUNDU. İMAM, MENKIBELERLE SÜSLEDİĞİ HUTBESİNİ ARAPÇA, MAKEDONCA VE TÜRKÇE OLARAK VERDİ. BU, FARKLILIKLARIN BİR ARADA NASIL YAŞATILABİLECEĞİNİN GÜZEL BİR ÖRNEĞİNİ SERGİLİYORDU.
Saraybosna’daki kongre için hazırlıklar yapılırken Türkiye’den de katılımın sağlanması hedeflenmiş ve bunun da bir tur kapsamında yapılması düşünülmüştü Aylar öncesinden yapılan planlamalar ve gazetemizde yayınlanan duyurular sonucu akademisyenler dahil iki yüz elli civarındaki bir kafile ile çıkıldı Rumeli turuna. Bizim de dahil olduğumuz birinci kafilenin ilk durağı Makedonya’nın başşehri Üsküp oldu Bursa’da dolaşır gibi dolaştığımız bu şehirde yakın bir ilgiye mazhar olduk. Türkiye’den geldiğimizi anladıklarında kurdukları sıcak ilgi hepimizi duygulandırdı. Üsküp’teki kale ziyareti ve yakınındaki tarihî camide kıldığımız namaz sonrası gezdiğimiz çarşıda esnaftan pekçok kişi bizi çay içmeye çağırıyordu.
Ohri’de Cuma, üç dilde hutbe
Makedonya’nın turizm şehri sayılabilecek Ohri’de kıldığımız Cuma namazında da çok farklı duygular yaşandı. Kendimizi yabancı hissetmediğimiz insanların bulunduğu Ohri’de Cuma’yı eda ederken, Makedon, Arnavut, Boşnak,Türk asıllı dindaşlarımızla aynı safları paylaştık. İmamın üç dilde verdiği hutbe de bu gerçeği dile getiriyordu. İmam menkıbelerle süslediği hutbesini Arapça, Makedonca ve Türkçe olarak verdi. Bu bile farklılıkların bir arada nasıl yaşatılabileceğinin güzel bir örneğini sergiliyordu.Otobüs yolculuğumuz: Ders, tesbihat, marşlar, hatıralar
Yolculuğumuz sırasında Yugoslavya’nın parçalanması sonrası bağımsızlıklarını kazanmış olan Makedonya, Karadağ, Hırvatistan, Bosna Hersek, Kosova ile Arnavutluk topraklarını baştan başa otobüs ile kat ettik desek yeridir. Uzun yolculuklar hepimizi yorsa da, “Zahmette rahmet vardır” hükmü gereğince, dönüşte hiç kimse de sıkıntıdan eser yoktu. Hatta uzun otobüs yolculuklarını epeydir unuttuğunu söyleyenlerle, hastalığı dolayısıyla uzun süre oturmaması gerekenler bile durumdan pek şikâyetçi değildi. Biz bir dâvâ için yola çıkmıştık, Cenab-ı Allah’ın inayetini her daim yanımızda hissediyorduk.Nurculuk geçmişinin tecrübesine sahip ağabeyler, yolculuğumuzu monotonluktan çıkarmak için gayret gösterdiler. Aynı otobüsü paylaştığımız İhsan Paşalıoğlu, kendisine has Karadeniz şivesi ile anlattığı hatıralarla, fıkralarla yolculuk sıkıntısını azaltırken, öncü olduğu marş ve ilâhilerle de herkese eski günlerin heyecanını yaşattı. Yollarda kılınan namazlar sonrası otobüste yapılan tesbihat ve namaz dersleri de yolculuğa ayrı hava kattı. Bu manzaraları yaşayan bazı yol arkadaşlarımız, hissettirdiği mânâlar ve sağlayacağı güzel neticeler itibarıyla bu gezileri, yarım umre gibi gördüklerini de dile getirdiler.
Rumeli gezisi Makedonya arşivinde
Gezimiz sırasında bizi bilgilendirmeye çalışan rehberimiz Liman Osman, ilk kamera çekiminin Makedonya’da yapıldığını belirtti. Sultan Reşad’ın Rumeli gezisinin de kamera kayıtlarına alındığını söyleyen rehber, bu kaydın Makedonya arşivlerinde olduğunu da ekledi. Bu bilginin bizi heyecanlandıran kısmı, Bediüzzaman Hazretlerinin de aynı geziye katılmış olmasıydı. Rehberden bu bilgiyi öğrenen bizler ve kafileden bazı yolcular bu arşivin, mutlaka araştırmacılarımız tarafından değerlendirmesi gerektiğini dile getirdiler. O sırada Av. Adem Şahintürk’ün okumakta olduğu namaz dersinde Üstadın Rumeli seyahati ve Kosova’da kurulmasını planladığı üniversitenin temelinin attığı bölümün geçmesi de ilginç bir tevafuktu.Dekan: Her faaliyet bizim için değerlidir.
Kongremizin gerçekleştirildiği Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Sedef Vakfı tarafından 2003 yılında kurulmuş. 2004/2005 öğretim yılından itibaren öğrenci almaya başlamış. Öncelikle bütün Balkan ülkelerine açılmak isteyen üniversitede, Boşnakların yanı sıra Türkiye’den gelen öğrenciler de öğrenim görüyor. Başörtüsü yasağının yaşandığı yıllarda Türkiye’den gelen kız öğrencilerin çoğunlukta olduğu üniversite yönetimi ideal bir düşünce hürriyetinin yaşanması için çaba gösteriyor.Risale-i Nur Ensitütüsünün tertiplediği Kur’ân Medeniyeti konulu kongreye salonlarını açmaları da bunun bir tezahürü. Özellikle, Bediüzzamanla ilgili her çalışmaya, her toplantıya Türkiye’deki üniversitelerin hâlâ soğuk bakıyor olması Uluslararası Saraybosna Üniversitesinin fikir hürriyetine verdiği değeri gösteriyor. Bu konuda ayaküstü konuştuğumuz Mühendislik Fakültesi Dekanı, üniversitenin bu tür faaliyetleri yapmasının tabii olduğunu ve her faaliyetinin öğrencilerine ufuk açması bakımından değerli olduğunu vurguladı. Bu sözlerden sonra bizi de bizim üniversitelerimize de aynı evrensel görüşlerin hakim olacağı günlerin gelmesini diledik.
Komünizm dönemi zihinlerde sona ermemiş
Gezdiğimiz coğrafyada kimi yerler hâlâ karla kaplı, kimi yerlerde ise baharın müjdecisi çiçekler açmış. Maddî hava, manevî iklimi etkiliyor. Her ne kadar eski unutmaya çalışsalar, eskiye ait tortuları geride bırakmaya çalışsalarda yer yer komünizm döneminin zihinlerde sona ermediğini gördük. Eski dönemden kalma bürokratik kalıntıları hemen söküp atmak da pek kolay olmasa gerek. Özellikle Arnavutluk’un diğerlerine göre daha çok kat etmesi gereken yol var. Mola verdiğimiz bir benzin istasyonunda, 24 saat açık olması gereken bir marketin saat 17:00 olmadan mesai bitti gerekçesiyle kapanmış olması bunun en basit örneği.Rahibe okulunun öğrencileri bizi görünce
Farklı din ve mezhepler birarada gibi gözükse de içten içen bir husumet yaşanıyor. Özellikle Ortodoks olan Sırpların hem Müslümanlar, hem de diğer Hırıstiyan mezhebi mensuplarına karşı pek iyi niyetler taşımadığı biliniyor. İki dünya savaşanının müsebbibi olmaları bir yana1992/1995 yılları arasında Bosna’da yaptıkları Müslüman katliamı tazeliğini koruyor. Saraybosna’nın dört bir yanındaki şehit mezarlıkları bunun canlı şahitleri olarak Fatiha bekliyor.Hırvatistan sınır kapısında beklerken karşıladığımız manzara bizi ürpertti desek yeridir. Sınır geçisi sırasında otobüsümüz yan yana gelen rahibe okulu öğrencileri başörtülü hanımları gördüklerinde bizim Müslüman olduğumuzu anladılar. Bir takım işaretler yaparak, İncil ve haç göstererek kendilerince bizi tacize yeltendiler. Karşılık vermediğimi gördüklerinde ise taşkınlıklarını arttırdılar. Halbuki bilseler de aynı Allah’a inanıyoruz, herhalde yaptıklarından utanırlardı. Bu arada başörtüsünün önemli bir şeari olduğu bu olayda da doğrulanmış oldu.
Bu tadlara yabancı değiliz
Gezip gördüğünüzü anlatın, yediğiniz içtiğiniz sizin olsun diyenlere de birkaç sözümüz olsun. Yediğimiz içtiğimizden de kısaca bahsedelim. Yeme içme yabancı topraklar da her zaman problem olur. En azından ne yiyip ne içtiğimiz konusunda hassas olmanız gerekir. Ama Müslümanların topluca yaşadığı yerlerde kendinizi daha rahat hissedersiniz. Saraybosna ve Üsküp bunlardan. Saraybosna’da Başçarşı’da yediğimiz Boşnak börekleri ve köftesi tadılması gereken lezzetlerden. Nimeti şükür için yediğimize göre, bir tavsiyemiz Saraybosna’ya giderseniz bu nimetleri de tadmadan gelmeyin. Yoksa, geziniz eksik kalır.Yeni Asya Gazetesi -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.