- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Mayıs 2012: 09:33 #677113
Anonim
RİSALE-İ NUR’DA
EĞİTİM METODLARI
o1.BEDİÜZZAMAN’A GÖRE EĞİTİM… 1
2.RİSALE-İ NUR’DAKİ EĞİTİM METOTLARI1
2.1Ben Eksenli Eğitim.. 1
2.2Tekrar Metodu. 1
2.3İsbat Metodu. 2
2.4Temsil Metodu. 3
2.5Gözlem Metodu. 3
2.6Sual – Cevap Metodu. 4
2.7Karşılaştırma Metodu. 4
2.8Müsbeti Verme Metodu. 4
2.9Örnekleme Metodu. 5
2.10Fıtrata Mutabakat Metodu. 5
2.11Örnek Alma Metodu. 5
2.12His ve Duyguların Hedefini Değiştirme Metodu. 6
2.13Teselli, Teşvik ve Sakındırma Metodu. 6
2.14Uygulayarak, Yaşayarak Öğrenme. 7
3.BEDİÜZZAMAN’IN HAYATINDA EĞİTİM METODLARI7
3.1Afaktan Tecerrüd Metodu. 7
3.2Kendi Kendine Telkin Metodu. 7
1. BEDİÜZZAMAN’A GÖRE EĞİTİMBediüzzaman’ın eğitim ve öğretim anlayışı; nefisleri terbiye etmek, “ahlakî çizgi” de disiplinli bir hayat tarzını fıtrata nakşetmek; akıl, kalb ve ruhları eğitmektir. Bu eğitim, tek yönü ve tek cepheli değildir. Sadece bedeni eğitmek ya da sadece zihni formatlamak değildir. Belki akıl ve kalbin riyasetinde bütün duygu ve düşüncelerle birlikte sağlıklı ve nitelikli bir eğitim anlayışını topluma kazandırmaktır.Eğitim; kendinden beklenen görevleri yerine getirmekle birlikte; idraki melekeler ile süzmeyi (tefekkür ve tahlil), kalbî bir haslet ile yönelmeyi (takva ve huzur), ifrat ve tefrite düşmeden amelî olarak Hakk’a yürümeyi (istikamet ve itidal) öğretmelidir.2. RİSALE-İ NUR’DAKİ EĞİTİM METOTLARI
2.1 Ben Eksenli Eğitim
Risale-i Nur’da kullanılan metodların en önemlisi, belki de en birincisi “Ben eksenli eğitim metodu”dur. Bu metod yazarın bizzat nefsini muhatap alıp nefsine seslenmesidir. Bu seslenişin arkasında, okuyucusunu tahkir etmemek, aşağılamamak, muhatabını itiraz-hiddet-şiddet psikolojisine sevk etmeden daha sağlıklı ve daha mutedil düşünmesine imkan hazırlamaktır. Bu metodun müessiriyeti dersini bizzat nefsine okumaktır; nutuk atmamak, büyüklük taslamamaktır. Nefsini herkesten ziyade nasihate muhtaç bilmektir. Hakikatleri önce nefsine kabul ettirmek, nefsinde yaşamaktır.Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtıyla, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin. (Sözler-Sy.5)İ’lem Eyyühe’s-Said! Nedir bu gurur ve nedir bu gaflet? Nedir bu haşmet, nedir bu istiğna, nedir bu azamet? Elindeki ihtiyar bir kıl kadardır ve iktidarın bir zerre kadardır. Ve hayatın söndü, ancak bir şu’le kaldı. Ömrün geçti, şuurun söndü, bir lem’a kaldı. Şöhretin gitti, ancak bir an kaldı… (Mesnevi-Sy.96)Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talib bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna… Avcıyı görür, uçamıyor; başını kuma sokuyor, tâ avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarda. Avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez. (Sözler-Sy.169)
2.2 Tekrar MetoduTekrar metodu, verilen mesajın önemini vurgulamak, zihinlere nakşetmek, ve hafızalarda daha kalıcı olmasını sağlamak için, aynı nitelikteki meselelerin ya aynen ya da değişik misal ve ifadelerle arka arkaya beyan edilmesidir.Tekrar “tesis”tir.Tekrar “te’kid”dir. Olayların ve sunulan hakikatlerin önemlilik derecesini vurgulamaktır. Tekrar “tekmil”dir.İnsan maddî hayatında; her anda havaya, her vakit suya, her zaman ve her gün gıdaya, her hafta ziyaya muhtaçtır. Bunların tekerrürü haddizâtında tekerrür olmayıp, ihtiyaçların tekerrürü içindir. Kezalik insan hayat-ı ruhiyesi cihetiyle Kur’anda zikredilen bütün nevilere muhtaçtır. Bazı nevilere her anda muhtaçtır. “Hüvallah” gibi. Çünki ruh bunun ile nefes alıyor. Bazı nevilere her vakit, bazılarına her zaman muhtaçtır. İşte hayat-ı kalbiyenin ihtiyaçlarına binaen Kur’an tekrarlar yapıyor. Meselâ: “Bismillah”, hava-i nesîmî gibi kalbi ve ruhu tatmin ettiğinden kesret-i ihtiyaca binaen Kur’anda çok tekrar edilmiştir. (Mes-Sy.127)
2.3 İsbat Metodu
Risale-i Nur’da isbat metodlarının pek çoğu kullanılmıştır. İsbat metodlarına bu derece önem verilmesinin hikmeti, bu asrın mizacı ile yakından ilgilidir. Çünki şek şüphelerin yaygınlaştığı, teslim ve teveccühün kırıldığı bir asırda, iman hakikatlerini idraklere yakınlaştırmanın, kalpler üzerindeki şüphe ve tereddüt bulutlarını dağıtmanın, en kısa, en keskin yolu, isbat etme metodlarının kullanılması ile gerçekleşecektir. İsbat tarzlarından biri “enfüsten afaka intikal”dir. “İnsanda ne varsa, nümunesi kainatta vardır.” sırrına bu isbat tarzıyla ulaşılmıştır. Bu tarzın tam tersi de isbat metodu olarak kullanılmaktadır. “Afaktan enfüse iniş.”: Kainatta ne varsa kainatın özü ve özeti olan insanda da onun bir nümunesi vardır.İnsan, şu kâinatın hakaiklerine bir vâhid-i kıyasîdir, bir fihristedir, bir mikyastır ve bir mizandır. Meselâ: Kâinatta Levh-i Mahfuz’un gayet kat’î bir delil-i vücudu ve bir nümunesi, insandaki kuvve-i hâfızadır ve âlem-i misalin vücuduna kat’î delil ve nümune, kuvve-i hayaliyedir (Haşiye) ve kâinattaki ruhanîlerin bir delil-i vücudu ve nümunesi, insandaki kuvvelerdir ve latifelerdir ve hâkeza… İnsan, küçük bir mikyasta, kâinattaki hakaik-i imaniyeyi şuhud derecesinde gösterebilir. (Lemalar-Sy.354)Bir diğer isbatlama tekniği “bilinenlerden bilinmeyenlere geçiş” tir. Yani uzaktaki ihatası zor delili bırakıp, yakındaki suhuletli delili tercih etmektir.Bu radyo makineciğinde ve manevî kelimat çiçeklerine saksılık eden bu kapçıktaki bir avuç havanın gösterdikleri mu’cizat-ı kudretten bu hakikat anlaşılıyor ki: Her bir zerre Cenab-ı Hakk’ı zâtıyla ve sıfâtıyla tarif eder ve isbat eder. Bütün kâinatı teftiş eden hükemalar ve ülemalar büyük ve geniş delillerle, Zât-ı Vâcib-ül Vücud’un vücudunu ve vahdetini isbat etmek için bütün kâinatı nazara alırlar. Sonra marifetullahı tam elde ediyorlar. Halbuki nasıl Güneş çıktığı vakit bir zerrecik cam, aynı deniz yüzü gibi Güneş’i gösteriyor ve o Güneş’e işaret ediyor. Öyle de, bu bir avuç havadaki her bir zerre de mezkûr hakikate binaen aynen kâinat denizindeki cilve-i tevhidi, sıfât-ı kemaliyle kendilerinde gösteriyorlar. (Emirdağ II-Sy.68)Bir diğer metod “olmayana ergi metodu”dur. Bu metod Tabiat Risalesi’nde en güzel bir şekilde işlenmiştir. Ey insan! Bil ki, insanların ağzından çıkan ve dinsizliği işmam eden dehşetli kelimeler var……Madem aklen bu dört yoldan başka yol yoktur, evvelki üç yol muhal, battal, mümteni’, gayr-ı kabil oldukları kat’î isbat edilse; bizzarure ve bilbedahe dördüncü yol olan tarîk-i vahdaniyet, şeksiz şübhesiz sabit olur. (Tabiat Risalesi)
2.4 Temsil Metodu
Risale-i Nur, hakikatleri temsil yolu ile açıklar, zihne yaklaştırır. Risalelerde temsil metodu içinde hikaye dili de kullanılır. …her derde lâyık devayı ihsan eden Hakîm-i Rahîm olan Zât-ı Zülcelal, Kur’an-ı Kerim’in en parlak mazhar-ı i’cazından olan temsilâtından bir şu’lesini; acz u za’fıma, fakr u ihtiyacıma merhameten hizmet-i Kur’ana ait yazılarıma ihsan etti. Felillahilhamd sırr-ı temsil dûrbîniyle, en uzak hakikatlar gayet yakın gösterildi. Hem sırr-ı temsil cihet-ül vahdetiyle, en dağınık mes’eleler toplattırıldı. Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaike kolaylıkla yetiştirildi. Hem sırr-ı temsil penceresiyle; hakaik-i gaybiyeye, esasat-ı İslâmiyeye şuhuda yakın bir yakîn-i imaniye hasıl oldu. Akıl ile beraber vehim ve hayal, hattâ nefs ve heva teslime mecbur olduğu gibi, şeytan dahi teslim-i silâha mecbur oldu. (Mektubat-Sy.376)İman nasılki bir nurdur, insanı ışıklandırıyor, üstünde yazılan bütün mektubat-ı Samedaniyeyi okutturuyor. Öyle de, kâinatı dahi ışıklandırıyor. Zaman-ı mazi ve müstakbeli, zulümattan kurtarıyor. Şu sırrı, bir vakıada لنُّورِا لَى اِ الظُّلُمَاتِ مِنَ يُخْرِجُهُمْ آمَنُوا الَّذِينَ وَلِىُّ اَللّهُ âyet-i kerimesinin bir sırrına dair gördüğüm bir temsil ile beyan ederiz. Şöyle ki: Bir vakıa-i hayaliyede gördüm ki: İki yüksek dağ var birbirine mukabil. Üstünde dehşetli bir köprü kurulmuş… (Sözler-Sy.312)
2.5 Gözlem Metodu
Risale-i Nur’da “gözlem metodu”na büyük önem verilmiştir. Risale-i Nur’da iki çeşit gözlem metodu kullanılmıştır. Birincisi, kainat kitabını dikkat ve ibretle, derin fikir ve ince nazarla temaşa etmektir; eserden müessire, sanattan sanatkâra, fiilden faile intikal etme maharetine yükselmektir. …bu gözümüz önünde bir parmak kadar asmanın üzüm çubuğunda yirmi salkım var ve her salkımda şekerli şurub tulumbacıklarından yüzer tane var. Ve her tanenin yüzüne incecik ve güzel ve latif ve renkli bir mahfazayı giydirmek… (Şualar-Sy.156)Bir bahar mevsiminde, garibane, mütefekkirane seyahata gidiyordum. Bir tepeciğin eteğinden geçerken, parlak bir sarıçiçek nazarıma ilişti. Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi. Şöyle bir mana kalbe geldi ki: Bu çiçek kimin turrası ise, kimin sikkesi ise ve… (Sözler-Sy.682)İkincisi, hayat mektebinde pişmek, hayat mektebinden ders almaktır.Ben, bu zaman ve zeminde beşerin hayat-ı içtimaiye medresesinde ders aldım ve bildim ki: …Üçüncü Kelime: Bütün hayatımdaki tahkikatımla ve hayat-ı içtimaiyenin çalkamasıyla hülâsa ve zübdesi bana bildirilmiş ki… (Tarihçe-Sy.89)
2.6 Sual – Cevap MetoduBu metod, açıklanan meselelerin ayrıntılarına inmek, şüphe ve tereddüt bulutlarını dağıtmak, konunun önemini vurgulamak…. için kullanılmaktadır.
Münazarat eserinde soru-cevap metodu kullanılmıştır.
Risale-i Nur’da bazen de makamın iktizası üzerine, “eğer desen”, “hem deme”, “sakın deme” gibi kalıplarda kullanılmıştır.Eğer desen: Bir çok defa dua ediyoruz, kabul olmuyor….Elcevab: ….
2.7 Karşılaştırma Metodu
Fikirlerin idraklerde netleşmesi için, tartışılan konuların zıtlarını yan yana getirip; mukayeseli üstünlük açısından, ideal ve mükemmel olan ile, nakıs ve noksan olanı birbirinden maharetle ayırarak, hakikatleri net bir biçimde ortaya koyan bir metoddur. Risale-i Nur’da bu metodun, özellikle “iman ve küfrün”, “islam medeniyeti ile batı medeniyeti”nin, “Kuran şakirdleri ile felsefe talebeleri”nin mukayeselerinde maharetle kullanılmıştır. …Eğer istersen hayalinle Nurşin karyesindeki Seyda’nın meclisine git bak: Orada fukara kıyafetinde melikler, padişahlar ve insan elbisesinde melaikeleri bir sohbet-i kudsiyede göreceksin. Sonra Paris’e git ve en büyük localarına gir, göreceksin ki, akrepler insan libası giymişler ve ifritler adam suretini almışlar ilâ âhir… (Mesnevi-Sy.263)Senin önünde iki yol var: Birisi: Ehl-i dalaletin vekilinin gösterdiği şekavetli yoldur. Diğeri: Kur’an-ı Hakîm’in tarif ettiği saadetli yoldur. İşte o iki yolun pekçok müvazenelerini, çok Sözlerde, … (Sözler-Sy.632)
2.8 Müsbeti Verme Metodu
Risale-i Nur, metod olarak batılı tasvir etmeden müsbet meseleleri idraklere nakşeder. “Batılı tasvir etmek safi zihinleri idlal eder” düsturunu dikkate alarak, batıl ile meşgul olmaz. Yara açmadan tedavi eder.
Bu Mu’cizat-ı Kur’aniye Risalesindeki ekser âyetlerin herbiri, ya mülhidler tarafından medar-ı tenkid olmuş veya ehl-i fen tarafından itiraza uğramış veya cinnî ve insî şeytanların vesvese ve şübhelerine maruz olmuş âyetlerdir. İşte bu “Yirmibeşinci Söz” öyle bir tarzda o âyetlerin hakikatlarını ve nüktelerini beyan etmiş ki, ehl-i ilhad ve fennin kusur zannettikleri noktalar i’cazın lemaatı ve belâgat-ı Kur’aniyenin kemalâtının menşe’leri olduğu, ilmî kaideleriyle isbat edilmiş. Bulantı vermemek için onların şübheleri zikredilmeden cevab-ı kat’î verilmiş. (Sözler-Sy.365)
2.9 Örnekleme Metodu
Ey sa’y ve ameldeki lezzet ve saadeti bilmeyen tenbel insan! Bil ki: Cenab-ı Hak, kemal-i kereminden, hizmetin mükâfatını, hizmet içinde dercetmiştir. Amelin ücretini, nefs-i amel içinde koymuştur. İşte bu sır içindir ki, mevcudat hattâ bir nokta-i nazarda camidat dahi, evamir-i tekviniye tabir edilen hususî vazifelerinde, kemal-i şevk ile ve bir çeşit lezzet ile evamir-i Rabbaniyeyi imtisal ederler. Arıdan, sinekten, tavuktan tut; tâ Şems ve Kamer’e kadar her şey kemal-i lezzetle vazifesine çalışıyorlar. Demek hizmetlerinde bir lezzet var ki, akılları olmadığından akibeti ve neticeleri düşünmeden, mükemmel vazifelerini îfa ediyorlar. (Mesnevi-Sy.161)
Bak, başında çok süt konserveleri taşıyan hindistancevizi ve incir gibi meyvedar ağaçlar…2.10
Fıtrata Mutabakat MetoduBütün eğitim ve öğretim alanlarında, fiilî kesb ve gayretlerde, ferdî teşebbüs ve gurub bilinci içinde yapılan tüm çalışmalarda başarıya giden yol, “fıtrat kanunları”na uygun adım atmaktan geçmektedir.Ve keza bir işde muvaffakıyet isteyen adam, Allah’ın âdetlerine karşı safvet ve muvafakatını muhafaza etsin ve fıtratın kanunlarına kesb-i muarefe etsin ve heyet-i içtimaiye rabıtalarına münasebet peyda etsin. Aksi takdirde fıtrat, adem-i muvafakatla cevab verecektir.Ve keza heyet-i içtimaiyede, umumî cereyana muhalefet etmemek lâzımdır. Muhalefet edildiği takdirde, dolabın üstünden düşer, altında kalır. Binaenaleyh o cereyanlarda, tevfik-i İlahînin müsaadesine mazhariyeti dolayısıyla, o dolabın üstünde Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hak ile mütemessik olduğu sabit olur.Evet Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın getirdiği şeriatın hakaikı, fıtratın kanunlarındaki müvazeneyi muhafaza etmiştir. İçtimaiyatın rabıtalarına lâzım gelen münasebetleri ihlâl etmemiştir. Zaman uzadıkça, aralarında ittisal peyda olmuştur. Bundan anlaşılır ki; İslâmiyet, nev’-i beşer için fıtrî bir dindir ve içtimaiyatı tezelzülden vikaye eden yegâne bir âmildir. (İşarat-ül İ’caz-Sy.110)
Hâmisen: Enbiya’nın ekseri şarkta ve hükemanın ağlebi garbda gelmesi kader-i ezelînin bir remzidir ki, şarkı ayağa kaldıracak din ve kalbdir, akıl ve felsefe değil. Şarkı intibaha getirdiniz, fıtratına muvafık bir cereyan veriniz. Yoksa, sa’yiniz ya hebaen gider veya muvakkat, sathî kalır…
…lâübaliyane, Avrupa medeniyet-i habise kısmından süzülen bir cereyan-ı bid’atkârane, sinesinde yer tutamaz. Demek âlem-i İslâm içinde mühim ve inkılabvari bir iş görmek, İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir, başka olamaz. Hem olmamış, olmuş ise de çabuk ölüp, sönmüş… (Mesnevi-Sy.100)
2.11 Örnek Alma Metodu
Örnek alma metodu, hayata rehber olacak, fikre ufuk açacak, ahlak güzelliğinin tekmiline kuvvet verecek şahsiyetlerin ahlak güzellikleri ve yüksek fikirleri ile bütünleşmektir. Bütün beşer aleminde en mükemmel şahsiyet, en güzel örnek, en doğru rehber Hz. Muhammed (A.S.M)’dir. Risale-i Nur’da bu metod pek çok yerde işlenmiştir. Muhabbetullah, ittiba-ı Sünnet-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ı istilzam eder. Çünki Allah’ı sevmek, onun marziyatını yapmaktır. Marziyatı ise, en mükemmel bir surette Zât-ı Muhammediyede (A.S.M.) tezahür ediyor. Zât-ı Ahmediyeye (A.S.M.) harekât ve ef’alde benzemek, iki cihetledir…
2.12 His ve Duyguların Hedefini Değiştirme Metodu
Bu metod: His ve duyguların hedefini değiştirmek, bir hedefin yerine diğer bir hedefi koymaktır.İşte tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler: “Hased etme! Hırs gösterme! Adavet etme! İnad etme! Dünyayı sevme!” Yani, fıtratını değiştir gibi zahiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki: “Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz.” Hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur. (Mektubat-Sy.34)
2.13 Teselli, Teşvik ve Sakındırma Metodu
Bayramınızı tekrar tebrikle beraber, sureten görüşemediğimize teessüf etmeyiniz. Bizler hakikaten daima beraberiz, ebed yolunda da inşâallah bu beraberlik devam edecek. İmanî hizmetinizde kazandığınız ebedî sevablar ve ruhî ve kalbî faziletler ve sevinçler, şimdiki geçici ve muvakkat gamları ve sıkıntıları hiçe indirir kanaatındayım. Şimdiye kadar, Risale-i Nur şakirdleri gibi çok kudsî hizmette çok az zahmet çekenler olmamış. Evet, Cennet ucuz değil. İki hayatı imha eden küfr-ü mutlaktan kurtarmak, bu zamanda pek çok ehemmiyetlidir. Bir parça meşakkat olsa da, şevk ve şükür ve sabırla karşılamalı. Madem bizi çalıştıran Hâlıkımız Rahîm ve Hakîm’dir; başa gelen herşeyi rıza ile, sevinç ile, rahmetine, hikmetine itimad ile karşılamalıyız. (Şualar-Sy.296)
Bayramınızı tebrik ve hizmetinizi takdir ve muvaffakıyetinize dua ederek Hâlık-ı Rahîm’e hadsiz şükür ederim ki; sizler gibi sebatkâr ve fedakâr kardeşleri Risalet-ün Nur’a sahib ve naşir yapmış. Ben sizleri düşündükçe, ruhum inşirah ve kalbim ferahlarla dolar. Daha dünyadan gitmek benim için medar-ı teessüf olamaz. Sizler kaldıkça ben yaşıyorum diye mevte dostane bakıyorum, ecelimi telaşsız bekliyorum. Allah sizden ebeden razı olsun. Âmîn, âmîn, âmîn. (Kastamonu-Sy.21)Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i Kur’aniyede muktedir, kuvvetli arkadaşlarım! Bu defa me’mulüm fevkindeki kaleminizle manevî hediyeniz isbat etti ki: İhtiyar, zaîf, âciz bir Said yerine; genç, kavî, iktidarlı çok Said’ler sizlerde vardır. Aynı ruh, aynı ifade, aynı iman… Hadsiz şükür ve sena olsun ki; Rabb-ı Rahîm sizleri Risalet-ün Nur’a hâmi, naşir, sahib, şakird eylemiş. Bizlere pek çok ağır müşkilât içinde kudsî hizmete muvaffakıyet ihsan etmiş. (Kastamonu-Sy.27)Altıncı Desise-i Şeytaniye şudur ki: İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder. Evet şeytan-ı ins ve cinnî her cihette hücum ederler. Arkadaşlarımızdan metin kalbli, sadakatı kuvvetli, niyeti ihlaslı, himmeti âlî gördükleri vakit başka noktalardan hücum ederler. Şöyle ki: İşimize sekte ve hizmetimize fütur vermek için, onların tenbelliklerinden ve tenperverliklerinden ve vazifedarlıklarından istifade ederler. Onlar, öyle desiselerle onları hizmet-i Kur’aniyeden alıkoyuyorlar ki; haberleri olmadan bir kısmına fazla iş buluyorlar, tâ ki hizmet-i Kur’aniyeye vakit bulmasın. Bir kısmına da, dünyanın cazibedar şeylerini gösteriyorlar ki; hevesi uyanıp, hizmete karşı bir gaflet gelsin ve hâkeza… (Mektubat-Sy.426)
2.14 Uygulayarak, Yaşayarak ÖğrenmeBu metodun en güzel örneği Medrese-i Nuriyelerdir. Bu mekanlarda Risale-i Nur’dan istifade ettiğimiz meseleler amele dönüşür, pekişir.
3. BEDİÜZZAMAN’IN HAYATINDA EĞİTİM METODLARI
3.1 Afaktan Tecerrüd Metodu
Afaktan tecerrüd, dış çevre faktörlerinin meşgul edici, bunaltıcı ve müşevveş ortamından uzaklaşmak; sakin bir mekan, sürurlu bir menzil ortamında, dimağ ve kalbini lüzumsuz malayani iş ve meşguliyetlerden uzak tutmaktır.Aziz kardeşlerim!Ben şimdi Çam Dağı’nda, yüksek bir tepede, büyük bir çam ağacının tepesinde bir menzilde bulunuyorum. İnsten tevahhuş ve vuhuşa ünsiyet ettim. İnsanlarla sohbet arzu ettiğim vakit, hayalen sizleri yanımda bulur, bir hasbihal ederim, sizinle müteselli olurum. Bir mani olmazsa, bir-iki ay burada yalnız kalmak arzusundayım. Barla’ya dönsem, arzunuz vechile sizden ziyade müştak olduğum şifahî bir musahabe çaresini arayacağız. (Mektubat-Sy.19)Şu iki-üç aydır pek yalnız kaldım. Bazan onbeş-yirmi günde bir defa misafir yanımda bulunur. Sair vakitlerde yalnızım. Hem yirmi güne yakındır, dağcılar yakınımda yok, dağıldılar…İşte gece vakti, şu garibane dağlarda; sessiz, sadâsız, yalnız ağaçların hazînane hemhemeleri içinde kendimi birbiri içinde beş muhtelif renkli gurbetlerde gördüm:…
3.2 Kendi Kendine Telkin Metodu
Bu sıkıntılı zamanda nefsim sabırsızlıkla beni taciz ederken, bu fıkra onu tam susturdu; şükrettirdi. Size de faidesi olur diye leffen takdim edilen bu fıkra, başımın yanında asılı duruyor. 1- Ey nefsim! Yetmişüç sene, yüzde doksan adamdan ziyade zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı. 2- Sen, âni ve fâni zevklerin bekasını arıyorsun; onun için onun zevaliyle ağlamağa başlıyorsun. Kör hissiyatınla bu yanlışının tam tokadını yersin. Bir dakika gülmeye bedel, on saat ağlıyorsun. 3- Senin başına gelen zulümler ve musibetlerin altında kaderin adaleti var. İnsanlar, senin yapmadığın bir işle sana zulüm ediyorlar. Fakat kader senin gizli hatalarına binaen, o musibet eliyle seni hem terbiye, hem hatana keffaret ediyor.
Bu konuyla ilgili görüş ve önerilerinizi paylaşabilir misiniz ?
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.