- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
23 Mayıs 2012: 20:29 #677199
Anonim
Risale-i Nur’un hizmet metodu nasıldır?
Risale-i Nur Hizmetinde çok açık, gözle görülür tarzda, bir bölüm olarak ayrılmış metod, sistem, tasnif ve tanzim (düzen, tertip, hedef, amaç, gaye) açıklaması yoktur. Ancak R.N. külliyatı iyi mütalaa ve taharri edilerek okunup incelendiğinde var olduğunu tespit edersiniz. Hazret-i Üstadımızın manevi hayatımız, uhrevi işlerimiz için kurduğu ve esaslarını oluşturduğu HİZMET METODU ile, Nur talebeleri arasında yaptığı vazife tarifi, tasnifi, tanzimi ve iş bölümü gibi ve sair sistemi, Dünyevi hayatımıza ve işlerimize adapte ve tatbik edersek, İnşallah Müslümanlar olarak maddi hayatımızda da büyük muvaffakiyetler, müspet neticeler elde edebiliriz.Dünyaya müteallik işler, Kur’an-ı Kerim de nasıl sarih olarak ve uzun uzun bahsedilmiyor ise, Hazret-i Üstadın da metodu ancak Risale-i Nurlar, dikkatle ve özenle, bu yönüyle okunduğunda, bakıldığında, fark edilip, görülüyor. Risale-i nur hizmetinde sistem, aslında saat gibi mükemmel çalışıyor.
Bu sistemi, sosyal bilim tahsil edenler, akademisyenler, iş dünyası ve yöneticiler çok iyi inceleyerek devlet kurumlarında, Holdinglerde, işletmelerde derhal uygulamalıdırlar. Batıda veya gelişmiş ülkelerde çıkan; Kaizen, Toplam kalite, ISO, Yalın yönetim, 6 Sigma v.bu gibi yönetim sistemlerine milyonlarca dolar para harcamaktansa, kendi öz ve mükemmel yönetim sistemimizi, mazide Dünya’ya hükümran olduğumuz (4 Halife, Emevi, Selçuklu, Osmanlı) dönemler gibi; Kur’an-ı Kerim’den, hadis-i şeriflerden ve bu asrın Kur’an tefsiri olan Risale-i Nurların satır aralarından istihraç edelim, çıkaralım.
Hazret-i Üstad; “Sizler hizmeti düşünmeyin. Cenab-ı Hak bu hizmeti bütün dünyaya yayacak. Esas sizin düşüneceğiniz; uhuvvet, muhabbet, ittihad ve tesanüd’tür.” diyor. Bireysel kalmayın, cemaat olun diyor. Bunu dünyevi işlere adapte edecek olursak; ”Ekip çalışması yapmamızı ve bunun neticesinde oluşacak sinerji ile elde edilecek çok yüksek verimliliğin ve hasılatın ip uçlarını veriyor.”
Yönetim ve İş kitaplarında yazan Kaizen, Toplam Kalite Yönetimi v.b. gibi dünyevi gelişme ve kalkınma esaslarını, Üstadın kriterleri fazlasıyla karşılıyor. Bunları devlet düzeninde de uygulayabiliriz. Üstad Bediüzzaman, en mükemmel şekilde ölçüleri vermiş. “Ekip, sinerji, empati kelimelerini” kullanan başarı formüllerinin çok ötesinde olan çare, tedbir ve çözüm formüllerini toplum, iş ve sosyal hayatımızda sahiplenir ve uygularsak; İslam alemi olarak topyekün terakki edecek, medeni ülkeler seviyesine ulaşacak ve hatta geçeceğiz inşallah. Dünyanın süper gücü olacak iradeye, hamiyete ve azme erişmemiz mümkündür. Bunun formülü, reçetesi, kuralları, esaslar da; Risale-i Nur’da derc edilmiştir, yeter ki bizler arayıp bulalım.Lahika mektupları, bu ölçü, sistem, nizam ve prensiplerin membaıdır, kaynağıdır. Çok ehemmiyetlidir, derinlemesine bakmayan zanneder ki Hazret-i Üstad hal hatır sormak, hasbial etmek için veya ağabeyler, hallerini, durumlarını bildirmek için bu mektupları yazmış. Halbuki mektuplarda, Hazret-i Üstad kişiliklerine göre ekipler oluşturmuş, (cemaati) koordine etmiş, hizmet ve görevleri tanımlamış, tertiplemiş, organize etmiş, iş bölümü yapmış, vazifelendirmiş, yönlendirmiş, şimdiki tabirle motive etmiş, hizmet tarzının esaslarını izah etmiş, belirlemiştir.
Kısacası Hizmet metodunu; tanımlamış, geliştirmiş, açıklamış, öğretmiştir. Nur fabrikası, Gül fabrikası, Mübarekler heyeti, mensupları; hizmetin en önemli insanlarıydı. (Nur fabrikası: Hafız Ali abinin sahipliğinde, ekseriyetle İslamköy’lü, Atabeyli ağabeyler. Gül fabrikası: Hüsrev abinin sahipliğinde, Sav ve Isparta’lı ağabeyler. Mübarekler heyeti de: Büyük ruhlu Küçük Ali abi ve beraberindeki Kuleönü’lü ağabeylerden oluşuyordu.)
Bu fedakarların ekserisi, ayni zamanda Hazret-i Üstad’la beraber, Eskişehir’de ilk hapis yatan 120 Nur talebesinin aralarında idiler. Bunların hepsi farklı kişilik, mizaç, fıtrat, meslek ve meşreplerde insanlardı. Bu kahramanları, saff-ı evvelleri, aynı potada eritip hizmet ettirmek, ancak Hazret-i Üstadımızın kurduğu metod ve verdiği eğitim ve terbiye ile mümkün olabilirdi.Bu hizmet tarzı ve metodunu, daha sonra ki yıllarda (1962-1971 yılları arası) merhum ve muazzez Zübeyir abimiz uygulamış, başta İstanbul olmak üzere bütün Türkiye’de, Nur hizmetlerine nizam intizam verip, ağabeylerle birlikte istişare heyeti oluşturarak, hizmet kadrolarını, kurmay ve müdebbirlerini yetiştirip, neşriyat hizmetlerini müesseseleştirmiş, talebelerle meşguliyet ve Nur derslerine canlılık ve hareket kazandırmıştır.
Ayni zamanda Hazret-i Üstadın vefatından sonra, Cenab-ı Allah’ın izni ve inayeti ile Cemaatin bütünlüğünü, birlik ve beraberliğini sağlayarak, bir yandan da farklı mizaç ve meşreblerden insanları bir arada tutup, onları ittihad, uhuvvet, muhabbet ve şevkle hizmette çalıştırmaya muvaffak olmuştur.
Hizmetimiz işte bu metod, prensip ve ilkeler sayesinde başarılı oldu, inkişaf etti. Risale-i Nurlar ve Nur talebeleri bütün Dünyaya açıldı, dağıldı ve yayıldı.
Bugün Elhamdülillah Nur hizmeti, tüm dünyada ses getirecek hale geldiyse böyle geldi. Risale-i nurları da bu gücü, tesiri, inkişafı ve muvaffakiyeti yönü ile, maddeten terakkiye de vesile olan tarafı ile irdelemeliyiz. Birey’den, şirket ve devlet nizamına, İslam birliğine, refahına hatta Dünya milletlerinin huzuruna, devletlerinin barışına kadar bizi muvaffak kılacak olan ancak ve ancak bu Kur’ani metodtur.
Nur cemaatinin Hizmet metodunu; sosyal ve siyaset bilimcileri, kamu yöneticileri, yönetim guru ve bilimcileri, akademisyenler, işletmeciler analiz edip, dünyevi işlere, yönetim sistemlerine en kısa zamanda adapte etmelidirler.Bediüzzaman’ın; İslam aleminin terakkisi, refahı, gelişmesi, kalkınması medenileşmesi için verdiği reçete çok sarihtir (açıktır):
“…….mesâîlerinin tanzimine ve mabeynlerindeki emniyetin te’sisine ve teâvün düsturunun teshîline muhtaçtırlar. Bu ihtiyaç da, dinin evâmir-i kudsiyesiyle ve takvâ ve salâbet-i diniye ile olur.”
(R.N.Külliyatı / LEM’ALAR’dan 7.ci Nota)
1) Mesailerinin tanzimi: (iş bölümü yapma, zaman ve iş planlaması yapma, ihtisaslaşma yani uzmanlaşmak)
2) Mabeyinlerinde ki emniyetin tesisi: ( toplumdaki insanlar, halk arasında; birbirine güvenin kurulması)
3) Teavün düsturunun teshili: ( Toplumda ki birey ve kurumlar, şirketler arasında; yardımlaşmanın, paylaşmanın, iş birliği veya ortaklık yapmanın kolaylaştırılması)Bu 3 maddenin hayata geçirilmesi ve uygulanmasında, Ülkemizde son 10 yılda ciddi ve önemli mesafeler alındı. İktidar partisinin uyumlu, dinamik, çalışkan, istikrarlı, istikametli ve dürüst tek parti hükümeti, tam olmasa da yukarıda Üstadımızın vurguladığı 3 düsturun belli bir ölçüde uygulanacağı ortamı hazırladı. Bu tamamlanmamış gelişme bile ciddi mesafeler kat’edilmesine vesile oldu.
Hazret-i Üstadımızın müjdelediği gibi; “Risale-i Nurların dünya devletlerinin kanun-u esasisi (anayasası) olması da” bu 3 temel esas ve diğer hususların, Nur talebelerinin Risale-i Nur’lar dan yapacakları istihraç (çıkarımları) ve hayata adapteleri (uygulamaları) ile mümkün olacaktır.
Risalei Nur dairesi:
Risale-i nur cemaati, mütedahil daireler ve tabakatlarda mensuplara sahiptir. Bunlar Erkanlar, sahipler, haslar, naşirler, talebeler, kardeşler, taraftarlar ve bu gibi tasnif edilmiş ve isimlendirilmiş dairelerdir. Bu daireler içinde muvaffak olarak, ihlas ve sebatla kalmak çok mühimdir.Ferdiyet makamı nedir?
Cenabı Hak her devrin özelliğine göre bazı müstesna ve muazzam kullarını donatıp görevli olarak gönderir ta ki asrı irşad ile terbiye etsinler diye. İşte daha çok, tasavvuf geleneğinde var olan gavsiyet, kutbiyet, ferdiyetgibi makamlar, bu ihtiyaca cevap veren müesseseler hükmünü almışlar.
Bu makamlar, her dönemde dini ihya eden ve insanlara o dönemin şartlarına münasip dini yorumlayan ve insanları terbiye ve irşad eden zatlara verilen ünvanlardır.Elbette, bu işin irşad ve toplumsal yönü olduğu gibi, bir de manevi ve riyaset yönü vardır.
Gavsiyet ve Kutbiyet makamını şahsında cem edenlere, “Kutbu Azam” ya da “Gavs-ı Azam” denir. Bu makama gelen zatlar “Ferdiyet” makamına erişmiş demek.
Ferdiyetmakamda bulunan zat, kimseden ders almadan, terbiyesine girmeden, doğrudan Allah ve Resulünden feyizlenen zattır. Bu zaman, günümüz cemaat ve cemiyet manası kuvvet bulup, inkişaf etmesinden o ferdiyet manası artık cemaata aksetmiştir. Bütün o makam ve feyizler cemaatin uhdesine verilmiştir.
Risale-i Nur ve Talebeleribu ferdiyet manasına mazhar olduklarından, ferdiyetin gerekleri ve harika halleri Nur dairesine intikal etmiştir. Onun için Nur Talebesi başka kutup ve velilerin riyasetine girmeye mecburiyeti kalmıyor.
Bu asrın dehşeti ve ağır şartlarından dolayı Allah kereminden bu asrın insanlarına böyle bir yolu açmış bir ikram, bir lütuf eseri, meşakkatsiz ve kısa bir zaman da, Risale-i Nur’un feyzi ve irşadı ile velayet mertebelerine ulaşmayı mümkün kılmıştır. Zaten ferdiyet makamı bir cihette vehbidir. Allah dilediğine ihsan eder.Nur talebeliği makamı nedir?
İşte Nur talebeliği FERDİYET gibi, makbul, mümtaz ve yüce bir makama ulaşmanın en kolay ve zahmetsiz yoludur. Bizler ülfet ve lakaydilik sebebiyle içerisinde bulunduğumuz, Cenab-ı Hakkın bizlere lütuf ve ihsan ettiği Nur talebeliği nimetinin farkında değiliz, gerektiği şekilde ve nispette şükrünü eda etmiyoruz. Ülfet, alışkanlık, atalet ve tembellik çukurundan başımızı kaldırmalıyız.Asrın şiddeti ile taklidi olan itikadın önündeki duvarlar delinmiş, çatlamış ve zayıflamış. Bu dalalet ve zındıka hücumları ve dalgalarına ancak Risale-i nur cemaati ile (tek kişi olarak mümkün değil) mukavemet edilebilir. İşte risale-i nur bu vazifeyi en dehşetli bir zamanda ve en lüzumlu nazik bir vaziyette, herkesin anlayacağı bir tarzda en zor meseleleri izah ve ispat etmiştir. “15 hafta Risale-i nur okuyup ondan ders alan bir kime, İnşallah tahkiki iman mertebesine ulaşır.” diyen Hazret-i Üstadımızın talebeliğine intisap etmek ile bu yüce makama vasıl olmak mümkün olabilir.
İman hizmetinde olanlar, Nur talebeliğinin verdiği makam ve feyiz ile bulundukları merkez ve şehirlerde, birer gizli kutup gibi diğer müminlere de manevi nokta-i istinad olmuşlardır. Bilinmedikleri, görülmedikleri ve görüşülmedikleri halde, manevi bir kuvveti, iman ehlinin kalplerine kazandırıp, mü’minlere manen dayanma gücü ve cesaret veriyorlar.
Tüm bu değerler İnsana, “Nur talebeliği ve cemaate mensubiyet” gibi bir mertebeyi kazandırmaktadır Elhamdülillah.Bizler de bütün gayret ve azmimizi, BAHTİYAR bir NUR Talebesi olma yolunda sarf etmeliyiz. Bu makama ulaşmak için; ihlas, sabır, sadakat ve sebatla çalışıp, Cenab-ı Hakka dua edip yalvarmalıyız.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.