• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #677399
    Anonim

      Ne mutlu o kadına ve ne mutlu o erkeğe

      Bismillahirrahmanirrahim

      Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, muhabbet ve alâka, yalnız dünyevî hayatın ihtiyacından ileri gelmiyor. Evet, bir kadın, kocasına yalnız hayat-ı dünyeviyeye mahsus bir refika-i hayat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayattır.

      Madem hayat-ı ebediyede dahi kocasına refika-i hayattır; elbette, ebedî arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı, başkasının nazarını kendi mehâsinine celb etmemek ve onu darıltmamak ve kıskandırmamak lâzım gelir. Madem mü’min olan kocası, sırr-ı imana binaen, onunla alâkası hayat-ı dünyeviyeye münhasır ve yalnız hayvânî ve güzellik vaktine mahsus, muvakkat bir muhabbet değil, belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayat noktasında esaslı ve ciddî bir muhabbetle, bir hürmetle alâkadardır.

      Hem yalnız gençliğinde ve güzellik zamanında değil, belki ihtiyarlık ve çirkinlik vaktinde dahi o ciddî hürmet ve muhabbeti taşıyor. Elbette ona mukabil, o da kendi mehâsinini onun nazarına tahsis ve muhabbetini ona hasretmesi, muktezay-ı insaniyettir. Yoksa pek az kazanır, fakat pek çok kaybeder.

      Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yani, birbirine münasip olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mühimi, diyanet noktasındadır.
      Ne mutlu o kocaya ki, kadınının diyanetine bakıp taklit eder; refikasını hayat-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur.
      Bahtiyardır o kadın ki, kocasının diyanetine bakıp “Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim” diye takvâya girer.
      Veyl o erkeğe ki, saliha kadınını ebedî kaybettirecek olan sefahete girer.
      Ne bedbahttır o kadın ki, müttakî kocasını taklit etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder.
      Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki, birbirinin fıskını ve sefahetini taklit ediyorlar, birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar.
      Bediüzzaman Said Nursi / (Lemalar sh.199)


      SÖZLÜK:
      VEYL : Yazıklar olsun.
      REFÎKA-İ HAYAT : Hayat arkadaşı.
      GAYRI : Başkası, diğeri. Artık.
      NAZAR : Bakmak, bakış, göz atmak, düşünmek.
      MEHÂSİN : Güzellikler, iyilikler, iyi ahlâklar, insana verilen hüsün ve cemâl.
      CELB : Kendi tarafına çekmek, götürmek, kazanmak ,elde etmek.
      SIRR-I ÎMÂN : İmânın gizli emirleri, sırrı.
      ALÂKA : İlgi, bağ.
      MÜNHASIR : Yalnız birşeye veya kimseye âit olan, mahsus olan.
      MUVAKKAT : Geçici; kısa bir zaman, vakitli, fâni.
      MUHABBET : Sevgi, sevmek.
      TAHSİS : Belli bir maksat için kullanma, bir kimse veya şey için ayırmak, birşeye özel kılma.
      HASRETMEK : Yalnız birşeye mahsus/özgü kılmak.
      MUKTEZÂ-İ İNSÂNİYET : İnsanlığın gereği.
      ŞER’AN : Şeriat hükmünce. Allahın emirleri gereği
      KÜFÜV : Denk, uygun, yakışan.
      DİYÂNET : Dinle ilgili olmak.
      TAKLİD : Benzetmeye ve benzemeye çalışmak, benzerini yapmak, birine benzemeye çalışmak.
      MÜTEDEYYİN : Dindar.
      TAKVÂ : Bütün günahlardan kendini korumak; dinin yasak ettiği şeylerden kaçınmak.
      SÂLİHA : İyi amel işleyen, takvâ sahibi kadın.
      SEFÂHET : Zevk, eğlence ve yasak şeylere düşkünlük.
      MÜTTAKÎ : Kendisini Allah’ın sevmediği fenâ şeylerden koruyan; haramdan ve günâhtan çekinen; takvâ sahibi, dindar.
      FISK : Günâh; Allah’ın emirlerini terk ve Ona isyan etmek, doğru yoldan sapmak.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.