• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #678075
    Anonim

      İman Eğitimine Olan İhtiyaç


      Dinin ve bilhassa İslam dininin temeli imandır. Bu nedenle Kur’an-ı Kerimin dörtte üçü Mekke’de nazil olmuş ve Kur’an-ı Kerimin beşte dördü iman esasları olan Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere imanı anlatmaktadır.
      Kur’anın verdiği mesajların hemen hemen tümüne yakınının iman ile ilişkisi vardır ve imanî yönü bulunmaktadır. Bu nedenle İslam bilginleri Kur’an-ı Kerim üzerinde yaptıkları Fıkhî araştırmalara “Fıkh-ı Ekber” demişler ve imanî meselelerin üzerinde durmuşlardır. İmam-ı Azamın “Fıkh-ı Ekber” isimli tek eseri bize mücmel olarak İmanı anlatan bir kitaptır ve asırlarca İslam medreselerinde temel ders kitabı olarak okunmuş ve yüzlerce şerh ve izahları yapılmıştır. En meşhuru da Aliyyu’l-Kârî’nin “Fıkh-ı Ekber Şerhidir.”

      İslam dünyası “Allah’ı” ve Allah’a olan imanı anlatarak ve beş yaşından itibaren çocuklara öğreterek ve Allah kelamı olan Kur’ân-ı Kerimi ezberleterek dini öğretmişlerdir ve bunun başka yolu da yoktur. Çocukların 5 yaşından itibaren 12 yaşına kadar öğrendikleri ve öğrenecekleri bilgiler hep ezbere dayanır. Belli temel bilgiler önce ezber edilir, dile ve kulağa hitap edecek şekilde ezberletilir, daha sonra bunların ne anlam ifade ettiği öğretilir. Bu nedenle harfler ve rakamlar sorgulanmaz ezberletilir. Daha sonra bu harf ve rakamlarla yapılan bütün işlemler akıl ve mantık ölçüleri içinde anlamlandırılarak ve anlatılarak öğretilemeye devam edilir. Kur’an-ı Kerimin ezberlenmesi de böyledir. Daha sonra ezberlenen ve namazlarda okunan ayetler ve kelimeler üzerinde anlamlı çalışmalar yapılır. Eğitim budur. Tıbba, Kimyaya ve Tarihe ait bütün kavram ve terimler de böyledir. Bu nedenle “Ezber eğitim” şarttır. Dersler ezberletilir; ama orada kalınmaz devam edilir. İsmini ezberlemediğiniz bir insan hakkında bile konuşmak anlamsız değil midir?
      Bütün bu gerekçelerden dolayı okullarda çocuklarımıza anlamasalar da öncelikli olarak İmana ait bilgiler, kavramlar ve terimler ezberletilmeli ve öğretilmelidir.
      Bu eğitimin ilk aşamasıdır. Daha sonraki yıllarda kademe kademe ve konu konu bu ezber bilgiler anlamlı izahlar ve göze, kulağa, akla ve duygulara hitap eden somut ve soyut delillerle izah edilerek önce aklın kabul ve iknası, daha sonra da kalbin kabulü ve tatmini sağlanacaktır. İman bu şekilde kalbe yerleşir ve imanın gereği olan amel ve ibadet ancak bu şekilde insan hayatına hakim olur. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imânî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir. Adeta gayr-ı müslim birisinin İslâmiyeti kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabanî düşer” buyurarak çocuk yaşta dine ve imana ait bilgilerin verilmesi gerektiğini anlatmıştır.

      Diyeceksiniz ki “Efendim çocuklar Allah’ı nasıl hayal eder ve düşünürler. Biz onların yanlış anlamalarına sebep olmamalıyız ve bu nedenle onlara Allah hakkında bilgi vermemeliyiz. Onlar zamanla Allah kavramına kendilerine göre anlama seviyesine çıkarlar.” Bu tamamen yanlış ve saçma bir yaklaşımdır. Zira çocuk elbette yanlış düşünebilir ve kendi hayalinde farklı şeyler hayal edebilir. Biz onun hayaline asla hükmedemeyiz. Çocuk yanlış anlar diye doğru kavramları öğretmek ve ezberletmekten vazgeçememeliyiz. Çocuk nasıl hayal ederse etsin ve ne düşünürse düşünsün biz ona doğruları anlatmalıyız. Allah birdir ve her şeye kadirdir, her şeyi bilir ve herkesin duasını işitir ve her şeye gücü yeter!” demeliyiz. Bunun ifadesi olan “Lâ ilahe illallah!” kelamının manasının detaylarında dalmadan ve anlamasını beklemeden öğretmeli ve ezberletmeliyiz. Zira peygamberimiz (sav) böyle yaptı ve bunu tavsiye etti. Çocuğun bilgisi arttıkça her konuda olduğu gibi Allah’a iman konusunda da yanlışlarını görerek doğru inancı bulacaktır. Zaten 6-15 yaş arası çocuğun öğrenme dönemidir ve bu dönemde çocuğun düşünceleri ve davranışları onun inanç ve ibadetini etkilemez. Zira henüz öğrenme dönemindedir ve yanlış düşünce ve davranışından sorumlu değildir. Bu dönemde asıl tehlike onlara gerçekleri anlamasa da öğretmeyen ve dini bilgileri anlamazlar diye vermeyen anne-baba ve eğitimcileri beklemektedir. Zira çocukların bilgisizliklerinden onlar sorumludurlar.

      Çocuklarımıza ve gençlerimize önce imanı öğretmek gerekmektedir. Gelişme çağına giren çocuklarımıza öğretmemiz gereken temel bilgiler imana dair olan bilgilerdir. Bunlar “Allah’ın varlığı ve birliği, varlıkları ve bilhassa insanları başıboş yaratmadığı ve her şeyin bir amaca hizmet ettiği gibi insanın da kendisinden üstün bir varlığa yani Allah’ın dinine hizmet etmesi gereğini” anlatmalıdır. Bunun sonucu olarak da dünyevi ve uhrevi saadetin varlığı ve gerekliliği üzerinde durulmalıdır.

      İman esasları olan ve “Âmentü” ile özetlenen hakikatleri anlayacağı dille, seviyesine uygun olarak anlatmak her anne ve babanın asıl vazifeleri arasındadır.
      Dini öğretmek ona imanı anlatmak ve bu konuda ister-istemez soracağı sorulara aklının alacağı şekilde cevaplar vermekten ibarettir. İmanı özümseyen birinin inancına aykırı hareket etmesi düşünülemez. Her insan inandığı gibi yaşar ve inancının gereğini yerine getirmekten şeref duyar. Sıkıntı inancın doğru olmamasından kaynaklanır.

      İman eğitimi din eğitiminin başı ve temeli olduğu için peygamberimiz (sav) kendisine gelen gençlere mutlaka önce imana ait bilgileri verir, sonra ibadete taalluk eden hususlara onları teşvik ederdi. Nitekim sahabelerden Cündüp b. Abdullah (ra) der ki: “Biz ergenlik çağına yaklaşmış bir gurup genç ile beraber Resulullahın (sav) huzuruna geldik. Bize Kur’anı öğretmesini istedik. O da bize Kur’an-ı Kerimi öğretmeden önce imanı öğretti. İman ile ilgili bilgileri ders verdi. Allah’ın varlığını, kudretini, ilmini, iradesini ve insanı yaratılış amacını öğrettikten sonra Kur’anı öğretti. Bundan sonra biz Kur’an okudukça imanımız daha da güçlendi ve inkişaf etti.”

      Bu hadis-i şerif bize imanı öğrenmenin önemini anlatmaktadır. Bundan dolayı önce imanı öğretmek sonra İslam konusunda iman ile bağlantılı olarak bilgi vermek tâlim ve terbiye, eğitim ve öğretim metodu açısından takip edilecek en doğru yoldur. Peygamberimizin (sav) bu husustaki sünneti budur.

      M. Ali KAYA

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.