• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #678224
    Anonim

      Hac ve Hikmetleri

      Hac; mal ve sıhhat yönüyle gücü yeten müslümanların, ömürde bir defa belirli günlerde Mekke’deki Kâbe’yi ziyaret ederek ve bazı rükunları yaparak îfâ ettikleri bir ibadettir.

      Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede şöyle buyurur:

      Gitmeye gücü yetenlerin Beytullah’ı haccetmesi (ziyârette bulunması), Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.”

      (Âl-i İmrân, 3/97)

      Hac Allah’ı, âhireti ve önceki peygamberlerin hâtıralarını akla getiren nişânelerle dolu bir ibadettir. İslâmî şuur, ibadet heyecânı, birlik ve beraberlik duygusu… gibi pek çok yönden büyük bir ehemmiyet arzetmektedir. Her bir rüknün çok derin mânâları vardır. Hacda insanlar büyük bir ibadet, dua ve zikir tâlimi görürler. Her hareketlerinde Allah’ı hatırlar ve O’nun muhabbetini gönüllerine yerleştirirler.

      Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuştur:

      “Bir kimse, yiyecek, içecek ve binecek masraflarına mâlik olup da Beytullâh’a gitmek mümkün iken haccetmezse, onun yahûdî veya hristiyan olarak ölmesine hiçbir mânî yoktur!” (Tirmizî, Hac, 3)

      Bu îkâz-ı ile haccetmenin bütün şartlarını hâiz olup da bu ibâdeti ihmâl edenlerin, dehşetli bir kayıp içinde olacaklarını beyân etmektedir. Hâl böyle iken, imkânı olan mü’minlerin hac ibâdetine bîgâne (ilgisiz) kalmaları, ne büyük bir gaflettir!..

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.