• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #678350
    Anonim

      Merhametten Muhabbete

      Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerîmede şöyle buyurur:
      “İşte O Allah’tır ki her bir dişinin neye gebe olduğunu, karnında ne taşıdığını ve rahimlerin neleri eksiltip neleri artırdığını bilir. Doğrusu O’nun katında her şey bir ölçü iledir. Gayb ve şehâdet âlemini (görünmeyen ve görünen bilinmeyen ve bilinen âlemleri) de bilen, büyük ve yüce olan O’dur. Sizden sözünü gizleyenle, açıkça söyleyen, geceleyin gizlenenle gündüzün meydanda gezen O’nun bilmesi bakımından hep aynı durumdadır.”
      (Ra‛d, 8-10)

      Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır:
      “Sadaka, Rabb’ın öfkesini söndürür ve kişiyi kötü ölümden uzaklaştırır.”
      (Tirmizî, Zekât, 28/664)

      Ehlullahtan Cüneyd-i-Bağdadî -kuddise sirruh- anlatıyor:
      Bir Mecusînin, karlı bir günde kuşlara yem verdiğini gördüm:
      “–İman olmayınca ve İslam’a girmeyince bu yaptığının faydasını göremezsin. Allah, bu yaptığın iyiliği, ancak iman ile kabul eder” dedim. Mecusî bana:
      “–Belki kabul etmez ama bu yaptığımı görmez, bil­mez mi?” dedi.
      “–Elbette görür ve bilir” cevabını verdim.
      “–Öyle ise, bu da bana kâfidir” dedi.


      Yıllar sonra bir hac mevsiminde Beytullah’ı arzu ettim ve Mekke-i-Mükerreme’ye gittim. Kâbe-i-Muazzama’yı tavaf ederken bir zatın:


      “Ey bu kâinatın sâhibi! Ey bu beytin Rabbi! Her şeyi gören, işiten, bilen sensin!” diye gözlerinden yaşlar dökerek Beytullah’ı derin bir aşk ve vecd içinde tavaf ettiğini fark ettim. Yüzünde iman nuru parlıyordu. Dikkat edince, bu nur yüzlü zatın, birkaç sene önce karlı bir günde kuşlara yem veren ateşperest olduğunu hatırladım. Tavaftan sonra, kendisine yetiştim ve usulca kolundan tuttum. Bana:


      “–İşte, Allah gördü ve bildi” dedi. Hayretle yüzüme bakarak:


      “–Allahu ehad, Rasûluhû Ahmed» diye bir sayha kopardı ve ruhunu teslim eyledi. O ânda bana hitap olundu ki:”


      “–Ey Cüneyd! Sen beytimi arzu ettin, geldin beytimi buldun. O, bana geldi, beni buldu.”

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.