• Bu konu 16 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 18)
  • Yazar
    Yazılar
  • #678355
    Anonim
      Eshâb-ı Kirâmın büyüklerinden ve Cennetle müjdelenen on kişiden biri.

      Adı, Abdurrahman bin Avf bin Abd-i Avf bin Hars bin Zühre bin Kusey’dir.

      Soyu, yedinci dedesi Kilâb bin Mürre’de Resûlullah efendimiz ile birleşmektedir. Künyesi Ebû Muhammed’dir.

      İslâmiyetten önce adı Abd-i Amr, bir rivayette de Abdül-ka’be veya Abülhâris olup, İslâma geldiğinde Peygamber efendimiz tarafından ismi değiştirilip “Abdurrahman” olmuştur.

      Babası Avf, Cahiliye devrinde Gamisâ adındaki yerde Fâkih bin Mugîre ve Affan bin Ebi’l-Âs ile beraber Cüzeyme kabilesi tarafından katl edilmiştir.

      Annesi Şifâ binti Avf’dır. Hz. Ebû Bekir, Osman, Talha ve Zübeyir (r. anhüm) hazretlerinin anneleri ile birlikte müslüman olmuştu. Kardeşlerinden Esved ve Abdullah’la müslüman olmakla şereflenmişlerdir. Birçok defa evlenmiştir.

      Yedisi kız, yirmibiri erkek olmak üzere yirmisekiz çocuğu olmuştur. Erkek çocuklarından bazılarının isimleri, Muhammed, İbrahim, Hameyd, Zeyd, Ebû, Seleme, Mus’ab, Süheyl, Osman, Ömer, Misver’dir.

      Bunlardan İbrahim, Muhammed, Hamid ve Zeyd’in annesi Ümmü Gülsüm’dür. Ebû Seleme’nin annesi ise Tümadır’dır. Oğlu İbrâhim, Resûlullah efendimizle görüşmek şerefine kavuşmuştur.

      #808595
      Anonim
        Hicretten 44 sene önce (m. 580) yılında doğdu ve Hicretten 31 sene sonra (M. 653) Medine’de vefât etti. Hz. Ebû Bekir’in teşviki ile, O’nun tavsiyesine uyarak en önce îmân edenlerin beşincisidir.

        Mekke’de iken ticâret yapardı. Hz. Abdurrahman İslâmiyeti kabul edince diğer müslümanlar gibi eziyyet ve işkencelere maruz kaldı. Böylece vatanım terk ile hicrete mecbur oIdu. Habeşistana hicret eden müslümanlarla beraber bu memlekete gitti.

        Çok geçmeden Peygamber efendimizin Medine-i münevvereye hicretinden sonra Medine’ye gelerek Resûlullaha katıldı. “

        #808596
        Anonim
          Hz. Abdurrahman bütün harplerde bulundu. Bedir’de kahramanlıkları çok oldu. Hz. Abdurrahman bin Avf, Bedir harbinde şahit olduğu bir hadîseyi şöyle anlatıyor:

          “Bedir’de harp saflarında durup sağıma soluma baktığım zaman Ensâr’dan iki genç delikanlı gözüme ilişti. Bunlardan en kuvvetli ve vurucu olanı ile bulunmak istedim.

          Bu iki gençten biri beni gözü ile süzdü sonra bana dönerek: “Ey amca! Ebû Cehil’i tanır mısın?” diye sordu. Ben de:

          “Evet tanırım” dedim ve “Ey kardeşimin oğlu, Ebû Cehil’i ne yapacaksın?” diye sordum. O da “Bana haber verildiğine göre, Ebû Cehil Resûlullah’a sövermiş.

          Allah’a yemin ederim ki onu bir görürsem, öldürünceye veya kendim ölünceye kadar asla ondan ayrılmayacağım.” dedi. Bir gencin heyecan halinde söylediği kat’i bu söze doğrusu hayret ettim.”

          #808395
          Anonim
            Bu iki gençten diğeri de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. Bu sırada gözlerim hiç bir tarafa takılmadan ben de Ebû Cehil’i görmüştüm.

            O, Kureyş” askeri içinde hiç durmadan ileri geri dönüp duruyordu.

            Ben:

            “Gençler, öteye beriye telaşla giden sû şahıs, bana o sorup tanımak istediğiniz Ebû Cehil’dir” dedim. Onlar da hemen kılıçlarına sarıldılar ve Ebû Cehil’i öldürünceye kadar kılıç darbesine tuttular.

            Sonra dönüp Resûlullah’ın huzuruna geldiler. Ve hâdiseyi arz ettiler. Resûlullah (s.a.v.):

            “Ebû Cehil’i hanginiz öldürdü?”diye suâl etti. Bunlardan biri “Ben öldürdüm” dedi. Resûlullah (s.a.v.) “Kılıçlarınızı sildiniz mi?” deyince. Onlar da:

            “Hayır silmedik” diye cevap verdiler.

            Bunun üzerine Resûlullah efendimiz, kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını anlamak için gençlerin kılıçlarını tetkik edip, gözden geçirdi. İltifat ve tebrik ederek: “İkiniz öldürmüşsünüz” buyurdu.

            #808396
            Anonim
              Abdurrahman bin Avf (r.a.) Uhud’da iki müşrik öldürdü ve yirmibir yerinden yaralandı. Ayağından aldığı bir yaradan hafif topal kaldı, Ayrıca 12 tane dişi kırıldı. Peygamber efendimiz (s.a.v.) onu Medine’de Hz. Saîd bin Rebîi ile kardeş yapmıştı. Hz. Saîd o kadar iyi kalbli, cömert bir zât idi ki, bütün mal ve servetini Hz. Abdurrahman ile paylaşmak istemişti.

              Fakat Hz. Abdurrahman bunu istememiş ve teşekkür ederek, “Aziz kardeşim, Allah sana ve çoluk çocuğuna bereket ihsan etsin, malını çoğaltın! Sen bana çarşının yolunu göster ben orada biraz alış veriş ile meşgul olup ihtiyaçlarımı karşılarım.” demişti.

              Peygamberimiz Hz. Abdurrahman’ın böyle söylediğini duyunca, O’na hayır duâ etti. Kaynuka çarşısında ticâret yaparak kısa zamanda çok zengin olmuştu.

              Buyurdu ki:

              “Taşa uzansam, o taşın altında ya altına veya gümüşe rastladığımı görürüm.”

              #808386
              Anonim
                Hz. Abdurrahman bin Avf, Resûlullahın sağlığında Allah yolunda çok mal harcadı. Üç kere malının yarısını verdi, birinci defa 4000 dirhem, ikincide 40.000 dirhem ve üçüncüde de 40.000 altın sadaka olarak Allah yolunda dağıttı. Uhud savaşı esirlerinden 30 tanesini azad ettirdi ve her birine 1000 altın dağıttı.

                Tebük seferi için 500 at ve 500 yüklü deve verdi. Birgün buğday, un ve çeşitli zahire yüklü yediyüz devesi ile Medine’ye girdiğinde Hz. Âişe (r.anha), Resûlullah efendimizin, “Abdurrahman bin Avf, Cennete diz üstü girer.” buyurduğunu bildirince, develerin hepsini yükleriyle birlikte Allah yolunda dağıtacağını söz verip onu şahit tutmuştur.

                Bedir harbinde bulunup da sağ kalanların her birine, kendi malından 400 dirhem (2 kg. civarında) altın para verilmesini vasiyet etti. Vasiyeti hemen yerine getirildi.

                #808387
                Anonim
                  Tebük harbinden dönüştü Peygamber efendimiz bir yere gitmişlerdi. O sıra Eshâb-ı kirâm, sabah namazı geçiyor diye Abdurrahman bin Avf’ı imamete geçirdiler.

                  Peygamber efendimiz döndüğü zaman ikinci rekâtte ona uydular ve namazın sonunda

                  “Bir peygamber sâlih bir kimsenin arkasında namaz kılmadıkça ruhu kabz olmaz”

                  buyurarak Abdurrahman bin Avf’ın kıymetini ifâde ettiler.

                  #808388
                  Anonim
                    Hz. Abdurrahman, Dûmet-ül-Cendel’e giden orduya Resûlullah’ın emriyle kumandanlık yaptı: Birinci Halife Hz. Ebû Bekir devrinde Hz. Abdarrahman, O’nun en samimi müşavirlerinden idi.

                    Hz. Ebû Bekir O’na son derece hürmet eder ve her işte onunla istişare ederdi (danışırdı).

                    Hz. Ömer’in halîfeliği zamanında bir ticâret kervanı gelip, gece Medine’nin dışında kondu. Yorgunluktan hemen uyudular. Halife Ömer, şehri dolaşırken bunları gördü. Abdurrahman bin Avf’ın (r.a.) evine gelip, “Bu gece bir kervan gelmiş. Hepsi kâfirdir.

                    Fakat bize sığınmışlar. Eşyaları çoktur ve kıymetlidir. Yabancıların, yolcuların, bunları soymasından korkuyorum. Gel, bunları koruyalım” dedi. Sabaha kadar bekleyip sabah namazında mescide gittiler. İçlerinden bir genç uyumamıştı.

                    Arkalarından gitti. Soruşturup, kendilerine bekçilik eden şahsın halife Ömer olduğunu öğrendi.

                    Gelip arkadaşlarına anlattı. Roma ve İran ordularını perişan eden, binlerce şehir almış olan, adaleti ile meşhûr, yüce halifenin, bu merhamet ve şefkatini görerek İslamiyetin hak din olduğunu anladılar. Hepsi seve seve müslüman oldu.

                    Hz. Ömer vefat ederken halifeliğe aday olarak gösterdiği 6 kişiden biri de Abdunahman bin Avf’dır. Fakat O, kendi hakkından feragat ederek hakem oldu. Hz. Osman halife seçildi ve önce kendisi bîat etti.

                    #808367
                    Anonim
                      Hz. Abdurrahman, Hz. Osman devrinde son derece sakin bir hayat yaşadı. 31 (m. 651) senesinde 75 yaşında iken vefât etti. İri yapılı, beyaz tenli, yakışıklı bir zat idi. 65 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.

                      Kendisinden, Abdullah İbn-i Abbâs, İbn-i Ömer, Cabir bin Abdullah Enes.bin Mâlik, Cübeyr bin Mut’im ve oğulları İbrâhim, Hamid ve Ebû Seleme, kızkardeşinin oğlu Abdullah bin Âmir, Mâlik bin Evs ve birçok âlim hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuşlardır.

                      Resûlullah (s.a.v.) onun hakkında “Göktekiler ve yerdekiler katında, sen eminsin” buyurdu. Resûlullah’dan bizzat rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır:

                      #808368
                      Anonim
                        “Dikkat edin, Cennet için hazırlanan yok mudur? Kâ’be’nin Rabbine yemin olsun ki, Cennet’te tehlike diye birşey yoktur. Cennet parlayan bir nur, etrafa yayılan bir kokudur.

                        Binaları kuvvetlidir. Irmakları devamlı akar, bol ve kemâle ermiş meyva yeridir. Orada Huriler vardır. Cennette üzüntü ve keder yoktur. Nimetleri devamlıdır.” Eshâb-ı kirâm:

                        “Biz ona hazırlanmışız” dediler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: “İnşaallah deyiniz” buyurdu ve cihadı anlattı.

                        “Bir yerde veba hastalığının çıktığını duyduğunuz vakit oraya gitmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba görüldüğü vakit kaçarcasına oradan uzaklaşınız.”

                        “Bir kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, namusunu korur, zevcine itaat ederse dilediği kapıdan Cennete girer.”

                        “Serveti çoğaltanlar helâk oldu. Ancak Allah’ın fakir kullarına verip, bu servet ile hayırlı amel işleyenler müstesna. Ne yazık ki, bu gibiler azdır.”

                        Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman bin Avf’a (r.a.): “Bu büyük serveti nasıl kazandın?” dediler. Buyurdu ki:

                        “Çok az kâra da râzı oldum. Hiç bir müşteriyi boş çevirmedim. Hatta birgün bir deveyi sermayesine satmıştım. Yalnız dizlerindeki ipler kâr kalmıştı. Bir ip bir dirhem gümüş değerinde idi. O gün develerin yem parasını ben vermiştim. Kazancım ise bin dirhem olmuştu.”

                        #808361
                        Anonim
                          Hz. Abdurrahman yüksek ahlâk, fazilet ve kemâl sahibi, çok iyi ve çok temiz seciyeli bir insandı. Onun kalbi, Allah korkusu ile Resûl-i Ekrem’e muhabbetle, doğruluk ve iffetle, rahmet ve şefkatle dolu idi. Âlicenaptı (cömertti), Allah yolunda malını dağıtmaktan zevk alırdı.

                          Hz. Abdurrahman’ın kalbinde Allah korkusu o kadar yer etmişti ki, kendisi hiç bir vakit dünyâsını dinine tercih etmemiş, hayatta servet ve mal sahibi olmaya ehemmiyet vermemiş, tam müslüman olarak yaşamayı her şeyin üstünde tutmuştu. Nitekim aşağıdaki vak’a Hz. Abdurrahman bin Avf’ın takvasını (haramlardan kaçışını) çok iyi göstermektedir.

                          #808362
                          Anonim
                            Birgün Hz. Abdurrahman bin Avf’a bir yerde yemek ikram olunmuştu. Kendisi oruçlu idi. Tam iftar edeceği zaman, Hz. Abdurrahman bir hatırasını anlatmağa başladı: “Uhud günü, benden çok hayırlı olan Mus’ab bin Umeyr şehîd düştü.

                            Onu bir kumaş parçasına kefenledik. Başını örttüğümüz zaman ayakları çıplak kalıyor, ayaklarını örtersek başı açık kalıyordu. Sonra o gün Hz. Hamza da şehîd oldu.

                            O da benden hayırlı idi. Sonra dünyâ bize açıldı. Türlü türlü nimetlere kavuştuk. Korkarım, bizim hayır ve hasenat devrimiz geçmiş olsun” demiş ve ağlamaya başlamıştı. Hz. Abdurrahman, o kadar müteessir olmuştu ki, önündeki iftarını unutmuştu.

                            #808363
                            Anonim
                              Halife Ömer (r.a.) Şam’a gidiyordu. Samda tâ’ûn (yani veba hastalığı) olduğu işitildi. Yanında bulunanların bazısı, Şam’a girmiyelim, dedi. Bir kısmı da, “Allahü teâlâ’nın kaderinden kaçmıyalım” dedi. Halife de, “Allahü teâlânın kaderinden, yine O’nun kaderine kaçalım, şehre girmiyelim.

                              Birinizin bir çayırı ile, bir çıplak kayalığı olsa, sürüsünü hangisine gönderirse, Allahü teâlânın takdiri ile göndermiş olur” buyurdu. Sonra Abdurrahman bin Avf’ı (r.a.) çağırıp sen ne dersin? buyurunca Resûlullah (s.a.v.) den işittim:

                              “Vebâ olan yere girmeyiniz ve veba olan bir yerden başka bir yere gitmeyiniz, oradan kaçmayınız”

                              buyurmuştu, dedi. Halife de: “Elhamdülillah, benim sözüm hadîs-i şerîfe uygun oldu” deyip Şam’a girmediler. Veba bulunan yerden dışarı çıkmanın yasak edilmesine sebep, sağlam olanlar çıkınca, hastalara bakacak kimse kalmaz, helâk olurlar, Vebalı yerde kirli hava, (yani mikroplu hava, veba basilleri), herkesin içine yerleşince, kaçanlar hastalıktan kurtulamaz ve hastalığı başka” yerlere götürmüş, bulaştırmış olurlar.

                              Hadîs-i şerîflerde buyuruluyor ki; “Veba hastalığı bulunan yerden kaçmak, muharebede kâfir karşısından kaçmak gibi, büyük günahtır.” Muhyiddin-i A’rabî: “Belâlardan, tehlikeden gücünüz yettiği kadar sakınınız. Çünkü takat getirilemeyen, dayanılamayan şeylerden uzaklaşmak Peygamberlerin âdetidir” buyurmaktadır.

                              #808364
                              Anonim
                                Hz. Abdurrahman bin Avf, Resûl-i Ekrem’in en yakın Eshâbındandı. O’nun Resûl-i Ekrem’e muhabbeti, hizmeti, O’nun yolunda fedâkârlığı bitip tükenmezdi. Uhud muharebesinde Resûlullahı müdafaa için kendisini nasıl fedâya hazır olduğu, aldığı yaralardan anlaşılmaktadır.

                                Hz. Abdurrahman kendisi naklediyor:Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yola çıktılar, kendilerini takib ettim. Hurmalık bir yere girdiler ve yere kapanarak secdeye vardılar. Bu secdeleri o kadar uzadı ki, kendi kendime, Aman Yâ Rabbî! dedim.

                                Acaba Resûl-i Ekrem’e bir hal mi oldu? diyerek büyük bir korku ile ilerledim. Kendisine yaklaştım ve yanına oturdum. Resûl-i Ekrem başlarını kaldırdılar. “Sen kimsin” buyurdular.

                                “Ben Abdurrahman’ım” dedim. “Bir şey mi oldu?” buyurdular. Hayır, yâ Resûlallah secdeye kapandınız ve secdeniz o kadar uzadı ki size bir hal olmasından endişe ettim. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyurdu ki:

                                “Cibrîl-i Emin geldi, şunu müjdeledi: “Yâ Muhammed! Kim ki, sana, salât ve selâm getirirse Cenâb-ı Hakkın mağfiret ve selâmına nail otur” dedi. Ben de bu müjdeye karşı secde-yi şükrana kapandım.

                                #808622
                                Anonim
                                  Hz. Abdurrahman bin Avf, Resûlullahın âhirete teşriflerinden sonra O’nunla geçirdiği günleri hatırlayarak daima ağlar. O’nun sohbetinden mahrum olduktan sonra kendisi için dünyânın hiçbir kıymeti kalmadığını söylerdi.Hz. Âişe’nin (r.anha) bildirdiğine göre, Resûlullah hanımlarına: “Benden sonraki haliniz beni düşündürüyor.

                                  Benden sonra ne olursunuz, insanlar size nasıl davranırlar. Sizin geçiminizi üslenecek olanlar sabırda kâmil olan ve sıddîklığı huy edinenlerdir.” buyurdu. Hz. Aişe der ki, “Resûlullah sabır ediciler ve sıddîklar” sözünden, sadaka verenler ve iyilik edenleri kastetmiştir.

                                  Çünkü sözün akışı, hanımlarının geçimi ile ilgili idi. Sonra Hz. Âişe Ebû Seleme bin Abdurrahman’a, (Abdurrahman bin Avf’ın oğlu olup, Tabiînin büyüklerinden olan Ebû Seleme’ye) teşekkür ve kadirşinaslık olarak:

                                  “Allahü teâlâ babanı Cennetteki Selsebil pınarlarından içirsin” diye duâ etti. Çünkü Abdurrahman bin Avf (r.a.) mü’minlerin annesi olan Resûlullahın hanımlarına çok iyilik ve ikramda bulunurdu. Bir bağını kırkbin altına satıp, hepsini onlara hediye etmişti.

                                  Hz. Ömer: “Abdurrahman müslümanların büyüklerinden biridir” buyurdu. Hz. Ali ise Resûlullahdan duydum. Abdurrahman bin Avf’a: “Göktekiler ve yerdekiler katında sen emînsin” buyurdu.

                                  Hz. Abdurrahman son derece kerim idi, cömertti. O’nun serveti arttıkça, cömertliği de o nisbette artmaya devam ediyordu. Berâe sûresi nazil olup Eshâb-ı kirâm sadaka ve hayrata teşvik olundukları zaman, Hz. Abdurrahman malının yarısı olan 4 bin dirhemi hemen dağıtmış ve binlerce altınını hayır işlerine vakfeylemişti.

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 18)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.