- Bu konu 1 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
23 Ekim 2012: 12:11 #678456
Anonim
Yedinci Hüccet-i İmâniyeOtuz Üçüncü Mektubun On Yedinci Penceresi
اِنَّ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ َلاٰيَاتٍ لِلْمُؤْمِنِينَ
1
Zeminin yüzünü yaz zamanında temâşâ edip görüyoruz ki: İcad-ı eşyada müşevveşiyeti iktiza eden ve intizamsızlığa sebep olan nihayetsiz sehâvet ve bir cûd-u mutlak, gayet derecede bir insicam ve intizam içinde görünüyor. İşte, zemin yüzünü tezyin eden bütün nebâtâtı gör.Hem mizansızlığı ve kabalığı iktiza eden, icad-ı eşyadaki sür’at-i mutlaka dahi kemâl-i mevzuniyet içinde görünüyor. İşte, zemin yüzünü süslendiren bütün meyvelere bak.
Hem ehemmiyetsizliği, belki çirkinliği iktiza eden kesret-i mutlaka dahi, kemâl-i hüsn-ü san’at içinde görünüyor. İşte, yeryüzünü yaldızlayan bütün çiçeklere bak.
Hem san’atsızlığı, basitliği iktiza eden, icad-ı eşyadaki suhulet-i mutlaka dahi,nihayetsiz derecede san’atkârlık ve maharet ve ihtimamkârlık içinde görünüyor. İşte, yeryüzündeki ağaç ve nebâtat cihâzâtının sandukçaları ve programları ve tarihçe-i hayatlarının kutucukları hükmünde olan bütün tohumlara, çekirdeklere dikkatle bak.
Hem ihtilâf ve ayrılığı iktiza eden uzaklık ve bu’d-u mutlak dahi bir ittifak-ı mutlakiçinde görünüyor. İşte, bütün aktâr-ı zeminde zer’ edilen her nevi hububata bak.
Hem karışmayı ve bulaşmayı iktiza eden kemâl-i ihtilât, bilâkis, kemâl-i imti-yaz
[NOT]Dipnot-1 “Muhakkak ki, göklerde ve yerde, iman edenler için deliller vardır.” Câsiye Sûresi, 45:3. [/NOT]
[TABLE]
[TR]
[TD]Semî’: herşeyi işiten Allah[/TD]
[TD]aktâr-ı zemin: yeryüzünün dört bir tarafı[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]bilâkis: aksine, tersine[/TD]
[TD]bu’d-u mutlak: sınırsız uzaklık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]cihâzât: cihazlar, donanım[/TD]
[TD]cûd-u mutlak: sınırsız cömertlik[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]hububat: tohumlar, taneli bitkiler[/TD]
[TD]icad-ı eşya: varlıkların yaratılması[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]ihtilâf: farklılık[/TD]
[TD]ihtimamkârlık: dikkatle çalışma, özenle iş görme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]iktiza: gerektirme[/TD]
[TD]insicam: düzgünlük, uyumluluk[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]intizam: düzen[/TD]
[TD]ittifak-ı mutlak: tam birliktelik[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]kemâl-i hüsn-ü san’at: san’at güzelliğinin zirvesi[/TD]
[TD]kemâl-i ihtilât: tam bir karışıklık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]kemâl-i imtiyaz: tam bir farklılık, diğerlerinden ayrılma[/TD]
[TD]kemâl-i mevzuniyet: mükemmel bir ölçü ve denge[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]kesret-i mutlak: sınırsız çokluk[/TD]
[TD]maharet: beceri, ustalık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]mizan: ölçü[/TD]
[TD]müşevveşiyet: karışıklık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]nebâtât: bitkiler[/TD]
[TD]nevi: tür, çeşit[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]nihayetsiz: sonsuz[/TD]
[TD]sandukça: küçük sandık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]sehâvet: cömertlik[/TD]
[TD]suhulet-i mutlaka: sınırsız bir kolaylık[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]sür’at-i mutlaka: son derece hız[/TD]
[TD]tarihçe-i hayat: hayatın özeti; biyografi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]temâşâ: seyretme[/TD]
[TD]tezyin: süsleme[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]zemin: yer[/TD]
[TD]zer’ etme: ekme, dikme[/TD]
[/TR]
[/TABLE]23 Ekim 2012: 12:14 #809238Anonim
ve tefrik içinde görünüyor. İşte, bütün yeraltına karışık atılan ve madde itibarıyla birbirine benzeyen tohumların, sünbül vaktinde kemâl-i imtiyazları ve ağaçlara giren muhtelif maddelerin yaprak, çiçek ve meyvelere kemâl-i imtiyazla tefrikleri ve mideye giren karışık gıdaların muhtelif âzâ ve hüceyrâta göre kemâl-i imtiyazla ayrılmalarına bak, kemâl-i hikmet içinde kemâl-i kudreti gör.
Hem ehemmiyetsizliği, kıymetsizliği iktiza eden gayet derecede mebzuliyet ve nihayet derecede ucuzluk dahi, yeryüzünde masnuatça, san’atça, nihayet derecede kıymettar ve pahalı bir keyfiyette görünüyor. İşte, o hadsiz acaib-i san’at içinde, yeryüzünün Rahmânî sofrasında, yalnız, kudretin şekerlemeleri olan dutların nevilerine bak, kemâl-i rahmeti kemâl-i san’at içinde gör.
İşte, bütün rû-yi zeminde, gayet kıymettarlıkla beraber hadsiz ucuzluk; ve hadsiz ucuzluk içinde, hadsiz ihtilât ve karışıklıkla beraber hadsiz imtiyaz ve tefrik; ve hadsiz imtiyaz ve tefrik içinde, gayet uzaklıkla beraber son derecede muvafakat ve benzeyiş; ve son derece benzemek içinde, gayet derecede suhulet ve kolaylıkla beraber gayet derecede ihtimamkârâne yapılış; ve gayet derecede güzel yapılış içerisinde, sür’at-i mutlaka ve çabuklukla beraber gayet derecede mevzun ve mizanlı ve israfsızlık; vegayet derecede israfsızlık içinde, son derece çokluk ve kesretle beraber son derecedehüsn-ü san’at; ve son derece hüsn-ü san’at içinde, nihayet derecede sehâvetle beraber intizam-ı mutlak, elbette gündüz ışığı, ışık güneşi gösterdiği gibi, bir Kadîr-i Zülcelâlin, bir Hakîm-i Zülkemâlin, bir Rahîm-i Zülcemâlin vücub-u vücuduna vekemâl-i kudretine ve cemâl-i rububiyetine ve vâhidiyetine ve ehadiyetine şehadetederler,
1 لَهُ اْلاَسْمَاۤءُ الْحُسْنٰى sırrını gösterirler.Şimdi, ey biçare cahil, gafil, muannid, muattıl! Bu hakikat-i uzmâyı neyle tefsir
[NOT]Dipnot-1 “En güzel isimler sırf Ona mahsustur.” Tâhâ Sûresi, 20:8. [/NOT]
[TABLE]
[TR]
[TD]Hakîm-i Zülkemâl: sonsuz mükemmellik sahibi, herşeyi hikmetle yapan Allah[/TD]
[TD]Kadîr-i Zülcelâl: kudreti herşeyi kuşatan ve sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Rahmânî: rahmet ve merhameti sonsuz olan Allah tarafından gönderilen[/TD]
[TD]Rahîm-i Zülcemâl: sonsuz güzellik ve merhamet sahibi olan Allah[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]acaib-i san’at: san’at harikaları[/TD]
[TD]biçare: çaresiz[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]cemâl-i rububiyet: Rablığın güzelliği; Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının güzelliği[/TD]
[TD]ehadiyet: Allah’ın birliğinin herbir varlıkta ayrı ayrı tecellî etmesi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]gafil: duyarsız, sorumsuz, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan[/TD]
[TD]gayet: son derece[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]hadsiz: sayısız[/TD]
[TD]hakikat-i uzmâ: en büyük hakikat[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]hüceyrât: hücreler[/TD]
[TD]hüsn-ü san’at: güzel san’at[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]ihtilât: karışıklık[/TD]
[TD]ihtimamkârâne: dikkatlice ve özenle çalışarak[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]iktiza: gerektirme[/TD]
[TD]imtiyaz: farklılık, diğerlerinden ayrı olma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]intizam-ı mutlak: tam ve mükemmel düzen[/TD]
[TD]itibarıyla: özelliğiyle[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]kemâl-i hikmet: hikmetin mükemmelliği[/TD]
[TD]kemâl-i imtiyaz: tam bir farklılık, diğerlerinden ayrılma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]kemâl-i kudret: kudretin mükemmelliği[/TD]
[TD]kemâl-i rahmet: rahmetin mükemmelliği[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]kemâl-i san’at: san’atın mükemmelliği[/TD]
[TD]kesret: çokluk[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]keyfiyet: nitelik, özellik[/TD]
[TD]kudret: güç, iktidar[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]kıymettar: kıymetli[/TD]
[TD]kıymettarlık: kıymetlilik[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]masnuatça: san’at eseri varlıklar bakımından[/TD]
[TD]mebzuliyet: bolluk, çokluk[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]mevzun: ölçülü[/TD]
[TD]mizanlı: ölçülü, dengeli[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]muannid: inatçı[/TD]
[TD]muattıl: Allah’ı inkâr eden[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]muvafakat: uygunluk[/TD]
[TD]nihayet: son[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]rû-yi zemin: yeryüzü[/TD]
[TD]sehâvet: cömertlik[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]suhulet: kolaylık[/TD]
[TD]sür’at-i mutlaka: son derece hız[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tefrik: birbirinden ayırma[/TD]
[TD]tefsir: açıklama, yorum[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]vâhidiyet: Allah’ın bütün varlıkları kaplayan birlik tecellisi[/TD]
[TD]vücub-u vücud: varlığının zorunlu oluşu[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]âzâ: âzalar, organlar[/TD]
[TD]şehadet: şahitlik, tanıklık[/TD]
[/TR]
[/TABLE]23 Ekim 2012: 12:16 #809239Anonim
edebilirsin? Bu nihayet derecede mu’cize ve harika keyfiyeti neyle izah edebilirsin? Bu hadsiz derecede acip şu san’atları neye isnad edebilirsin? Bu yeryüzü derecesinde geniş bu pencereye hangi perde-i gafleti atıp kapatabilirsin? Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede? Bu işlere tesadüfün karışması yüz derece muhal değil mi? Ve şu harika işlerin binden birinin tabiata havalesi bin derece muhal olmuyor mu? Yoksa câmid, âciz tabiatın, herbir şeyin içinde o şeyden yapılan eşya adedince mânevî makine ve matbaaları mı var?

[TABLE]
[TR]
[TD]acip: şaşırtıcı, hayret verici[/TD]
[TD]câmid: cansız[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]dalâlet: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık[/TD]
[TD]isnad: dayandırma[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]istinadgâh: dayanak, sığınak[/TD]
[TD]izah: açıklama[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]keyfiyet: durum, özellik[/TD]
[TD]muhal: imkansız[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]mu’cize: bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey[/TD]
[TD]perde-i gaflet: gaflet, umursamazlık ve duyarsızlık perdesi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]tabiat: doğa, canlı cansız bütün varlıklar, maddî âlem[/TD]
[TD]âciz: güçsüz[/TD]
[/TR]
[/TABLE] -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.