• Bu konu 18 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 20)
  • Yazar
    Yazılar
  • #678966
    Anonim

      Prof. Dr. Ahmet AKGÜNDÜZ hocamızın 35 yıllık çalışması Osmanlı arşivleri ve Kuzey Irak taki aşiret reislerini dolaşarak elde ettiği bilgi ve belgelerle Üstadın şeceresini ve Peygamber Efendimizin soyundan geldiğini ispatladığı basın toplantısı…

      Dost TV

      3 bölüm halinde…

      #812395
      Anonim

        Ahmet Akgündüz Bey’in Bediüzzaman’ın seceresi diye gösterdiği belgelerdeki çelişkiler ve yanlışları bölüm bölüm sizlere anlatmak istiyorum. Tabii belirtmek istiyorum ki Said Nursi Hazretleri Kürt’tür ve biz Kürt olmasıyla şeref duyarız. Eğer seyyid olsaydı yine aynı şekilde şeref duyardık, Allah’ın izniyle. Gelelim yanlışlara:

        1-Belgeyi hazırlayan Mahmut adındaki kişinin Molla Feyzi Güzelsoy’a itiraf ettiği gibi belge 1935’de değil 1990’da hazırlamıştır. Molla Feyzi Güzelsoy Ağabey şöyle anlatıyor bu konuyu: “Benim kanaat-ı kalbiyem, o şecereye her ne kadar eski bir evrak havası verilmiş ise de, yeni yapılmıştır. Ama ona rağmen Ahmet Akgündüz Hoca, Diyarbakır’da dedi ki: “Şecere 1935 tarihinde yapılmıştır.” İsterseniz ben bu meselenin hakikatını size izah edeyim: Ahmet Akgündüz Hocamıza şecereyi getiren Mahmut adındaki zat önce Diyarbakır’da benim yanıma geldi ve bütün evrakları bana verdi. Ben de okumaya başladım. Baktım ki, çok eski bir evrak havası verilmiş. Buna binaen ben sordum: ‘Sanki yüz senelik bir evraktır.’ dedim O da dedi: ‘Evet yüz seneden fazladır’. Ben de buna binaen dedim ki: ‘Bediüzzaman Said-i Nursi’den bahsederken Risale-i Nur Müellifi ünvanıyla zikrediliyor. Halbuki o tarihte Risale-i Nur telif edilmemiştir. Bu itirazdan sonra Mahmut kardeş bana dedi ki: ‘Şecereyi bana verenler her ne kadar o tarihi göstermiş iseler de, bence 1990’da yapılmıştır’.

        #812396
        Anonim

          Prof. Ahmet Akgunduz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ iddiası doğru değildir, çünkü;

          2-Irak’tan getirilen ve Üstad’a şecere olarak isnad edilen sayfanın yazısı eski zamanın yazı şekli değildir, yeni neslin yazı türüdür. Ayrıca Arapça yazısı, Arap edebiyatına uygun değildir, mahalli lehçe ile yazılmıştır.

          #812397
          Anonim

            Prof. Ahmet Akgunduz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ iddiası doğru değildir, çünkü;

            3-Metin, Nahiv ve sarf kaidelerine aykırıdır. Sarf, Arapça’da kelime yapılarını ve kelimelerde oluşan harf değişikliklerini inceleyen ilim dalıdır. Nahiv ise kelimelerin cümle içindeki görevlerini ve cümle yapılarını inceleyen ilimdir. Yani bu şecere Arapça’daki kelime yapısı ve kelimelerin cümle içinde kullanımlarına uygun değildir.

            #812398
            Anonim

              Prof. Ahmet Akgunduz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ iddiası doğru değildir, çünkü;

              4-ŞECERELERDE MÜHÜRLER BİLGİ EKLENDİKÇE FARKLI DÖNEMLERE AİT OLMAK ZORUNDADIR. (Mesela farklı bir yüzyıla ait bilgi eklendiğinde o yüzyılın yüksek makamının mührünün olması gerekir.) BU ŞECEREDEKİ MÜHÜRLERİN HEPSİ AYNI DÖNEME AİT VE MÜHÜRLERDE KULLANILAN YAZI KARAKTERİ DE 10 YILLIK BİLGİSAYAR YAZI KARAKTERİ. (Risalehaber sitesi: Mühürler sanki aynı mühürdara aynı zamanda yaptırılmış. Şecereye ilave bilgiler eklendikçe farklı zamanlarda basılması gereken mühürler; âdetâ aynı mürekkeple, aynı zamanda ve iyice okunsun diye aynı sıkletle basılmış. Mühürlerin, mazisi 10 yılı aşmayan bilgisayar font versiyonu taşıması ise kocaman bir ayıp olarak ortada durmaktadır. Belgeler tarafsız bir laboratuarda analize tabi tutulmadıkça bir kâğıt parçasından ibarettir.)

              #812399
              Anonim

                Prof. Ahmet Akgunduz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ iddiası doğru değildir, çünkü;

                5- BELGEDEKİ MÜHÜRLERDE ARAPÇA “YE” HARFİNE İKİ NOKTA KONMUŞ, YE HARFİNİN BU ŞEKİLDE YAZILMASI ESKİ YAZIDA OLMAYAN BİR ŞEY, BİLGİSAYAR KLAVYESİNDE OLAN BİR YAZI ŞEKLİ. (Risalehaber sitesi: Belgeye vesîka mâhiyyeti veren mühürlere dikkatlice baktık, mühür sahiplerinden “Hıyâlî” isimlilerin son “ye” harflerinin belgenin gerçekliğine gölge düşürdüğünü gördük. Bilgisayar dizgilerinde Arapça ile meşgul olanlar, Latincenin “S” harfine benzeyen Arapça “ye” harfine ayrıca “iki nokta” konduğunu bilirler; normal yazıda ise böyle câhilce bir yazı şekli olamaz! (YANİ SADECE BİLGİSAYAR KLAVYESİ KULLANILIYORSA YE HARFİNİN ÜZERİNDE İKİ NOKTA OLUR, YOKSA OLMAZ) Bu mühürlerde de aynı şey var: “Hıyâlî” kelimelerindeki son “ye” harflerine bilgisayar “iki nokta” daha ilâve etmiş! Belge diye ona verenler Hocayı aldatmışlar.)

                #812401
                Anonim

                  Prof. Ahmet Akgunduz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ iddiası doğru değildir, çünkü;

                  6- Belgenin başında; Şeyh Abdülkadir-i Geylani’den bahsederken şöyle deniliyor: ‘Hicri 841 (Miladi 1437) yılında Taun (Kolera) hastalığından Şam’da vefat ederek Sofiye Kabristanına defnedilip geriye hiçbir zürriyet bırakmamıştır.’ Oysa bütün tarihçiler Geylani’nin dört hanımla evlendiğini ve on iki veya on sekiz evladının olduğunu kaydederler. Farzedelim ki, Geylani geriye hiç evlad bırakmadı. O zaman Üstad Bediüzzaman nasıl onun neslinden geldi?

                  #812402
                  Anonim

                    Prof. Ahmet Akgunduz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ iddiası doğru değildir, çünkü;

                    7- Belgede; Şeyh Abdülkadir-i Geylani’nin Hicri 841 (Miladi 1437)’de vefat ettiğini yazıyor ve annesinin isminin Fatıma bint-i Haydar, babasının isiminin de Şeyh Nureddin Ali olduğu ifade ediliyor. Halbuki Şeyh Abdülkadir-i Geylani Hicri 561 (Miladi 1166) yılında vefat etmiştir. Annesinin adı Fatıma Bint-i Haydar değil, Fatıma bint-i Abdullah’ül Esmai’dir.

                    #812403
                    Anonim

                      Prof. Ahmet Akgunduz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ iddiası doğru değildir, çünkü;

                      8- Belgeye göre; Şeyh Abdülkadir-i Geylani’nin biraderi olan Şeyh Alaaddin Ali Hicri 785 (Miladi 1384) tarihinde Hayal Köyünde dünyaya gelmiş. Hicri 853 (Miladi 1449) tarihinde vefat etmiştir. İşte asıl skandal burada. Çünkü bu tarihe göre Şeyh Abdülkadir Geylani’yle Hz. Üstadın arası takriben 500 sene oluyor. Halbuki Bediüzzaman Hazretleri, Şeyh Abdülkadir Geylani’nin 800 sene kendisinden uzak olduğunu Risale-i Nur’da beyan ediyor ve tarih de öyle gösteriyor.

                      #812404
                      Anonim

                        Prof. Ahmet Akgunduz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ iddiası doğru değildir, çünkü;

                        9- Irak’tan getirilen sözde şecere sadece Üstad’a ait olduğu ve Üstadımız’ın annesi Nuriye hanıma ait bir şecere olmadığı halde, Nuriye Hanım da, ilgili hiçbir belge olmamasına rağmen Hüseyni gösterildi ve çift taraftan seyyidlik Üstad’a isnad edildi. Oysa secerede Nuriye hanımla ilgili bir belge yok.

                        #812405
                        Anonim

                          Prof. Ahmet Akgunduz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ iddiası doğru değildir, çünkü;

                          10- İddia edilen şecere, sadece Şeyh Abdülkadir adında bir zatın bir evladına kadar gittiği halde, İmam Ali’ye kadar gösterilmiş ve başka şemalar çizilmiş ve tamamlanmıştır.

                          #812406
                          Anonim

                            Prof. Ahmet Akgündüz’ün Üstad’ın ‘Bediüzzaman seyyidtir’ diye gösterdiği secerenin yanlışlarının yanısıra bir de bu iddiadaki çelişkiler ve yanlışlıkları anlatmak istiyorum:

                            1- Prof. Ahmet Akgündüz, Siverek’in güneydoğusunda halen yaşayan ve Zaza olan Karageçi aşiretinin, Karacadağ eteklerinde eskiden yaşamış aslen Türk “Karakeçili” aşiretiyle karıştırmakta ve Kürt olan Karageçilerin Kayı boyundan olduğunu iddia etmiştir. YANİ BİRBİRİNDEN TAMAMEN FARKLI İKİ AŞİRETİ TEK BİR AŞİRET GİBİ GÖSTERMİŞTİR. Karageçi aşireti Bingöl Zazalarındandır, yaşam stilleri, konuşmaları itibariyle Türklükten ve Türk dilinden çok uzaktırlar, Urfa’nın ve kazalarının etrafında yaşayan mevcut bütün Kürt aşiretlerinden de çok farklıdırlar. Oysa Karakeçi olarak bilinen aşiretin, hemen hemen hepsi şimdi Kırşehir tarafına göç etmişlerdir. Halen Karacadağ’da yaşayan ve “Türkan” (Türkler) ismiyle anılan ve Türk olarak bulunan sadece iki-üç köy vardır. Başka da yoktur.

                            #812407
                            Anonim

                              Prof. Ahmet Akgündüz’ün Üstad’ın seyyid olduğu iddiasındaki çelişkiler ve yanlışlıklar:

                              2- Prof. Ahmet Akgündüz, 35 yıl boyunca araştırma yaptığını söylüyor, oysa 35 yıl araştırma yapmayı gerektirecek bir husus yok. Çünkü nakib-ül eşraf belgeleri (Osmanlı’daki seyyidlerin kayıtlarının tutulduğu belgeler) İstanbul’da müftülük arşivindedirler. Seyidlik şecerelerini tutarlar. 39 tane defter vardır. Bir kaç saatlik araştırma ile bakılabilir.

                              #812408
                              Anonim

                                Prof. Ahmet Akgündüz’ün Üstad’ın seyyid olduğu iddiasındaki çelişkiler ve yanlışlıklar:

                                3- Prof. Ahmet Akgündüz, Bitlis ve Hizan’daki nüfus ve tapu kayıtlarını incelediğini söylüyor. Oysa Osmanlı kayıtları Bitlis ve Hizan’da değildir. Osmanlının tapu tahrir kayıtlarının tamamı Başbakanlık Osmanlı arşivi ve Ankara Kuyudi Kadime arşivindedir.-

                                #812409
                                Anonim

                                  Prof. Ahmet Akgündüz’ün Üstad’ın seyyid olduğu iddiasındaki çelişkiler ve yanlışlıklar:

                                  4- Prof. Ahmet Akgündüz, “1935’e kadar geriye gittim ve şecereyi Musul’da buldum” diyor. 1935 tarihinde olan bir belge Osmanlı belgesi değildir, çünkü 1935’de Osmanlı yoktur.

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 20)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.