- Bu konu 4 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Ocak 2013: 20:47 #679042
Anonim
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Eser: Lem’alar/İkinci Lem’a/Üçüncü Nükte
Konu: Lezzetin Zevali Elem, Elemin Zevali LezzettirTüm kardeşlerimizin derse iştirak etmelerini temenni ediyoruz. Selam ve dua ile.
[BILGI]ÜÇÜNCÜ NÜKTE
Bir iki Sözde beyan ettiğimiz gibi, her insan geçmiş hayatını düşünse, kalbine ve lisanına ya “ah” veya “oh” gelir. Yani, ya teessüf eder, ya “Elhamdü lillâh” der.
Teessüfü dedirten, eski zamanın lezâizinin zeval ve firakından neş’et eden mânevî elemlerdir. Çünkü zevâl-i lezzet elemdir. Bazan muvakkat bir lezzet daimî elem verir. Düşünmek ise o elemi deşiyor, teessüf akıtıyor.
Eski hayatında geçirdiği muvakkat âlâmın zevâlinden neş’et eden mânevî ve daimî lezzet, “Elhamdü lillâh” dedirtir. Bu fıtrî hâletle beraber, musibetlerin neticesi olan sevap ve mükâfât-ı uhreviye ve kısa ömrü musibet vasıtasıyla uzun bir ömür hükmüne geçmesini düşünse, sabırdan ziyade, şükreder, اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ سِوَى الْكُفْرِ وَالضَّلاَلِ
4 demesi iktiza eder. Meşhur bir söz var ki, “Musibet zamanı uzundur.” Evet, musibet zamanı uzundur. Fakat örf-ü nâsta zannedildiği gibi sıkıntılı olduğundan uzun değil, belki uzun bir ömür gibi hayatî neticeler verdiği için uzundur.4. Küfür ve dalâletten başka her türlü hal için Allah’a hamd olsun. Ayrıca bk. Tirmizî, Deavât: 45; İbni Mâce, Mukaddime: 23; Dua: 2.
[/BILGI][TAVSIYE]Lem’alar Dersleri: Lem’alar
Diğer dersler: Risale Açıklamalı[/TAVSIYE]
15 Ocak 2013: 23:56 #811408Anonim
Hatırlıyorum ilk veya orta okul zamanlarında yaz tatili geldiğinde çok sevinirdim .Bir den bu yaz’ın tatilin biteceği gelirdi aklıma ,ah ah bütün zevk im kaçardı sonra hemen unutmak isterdim sonunun geleceğini, sevincim kaçmasın isterdim.Annem fotorafları çıkarırdı bazen ağır gelirdi bakmak.Bazen eski günleri düşünürdümde nefes almakta zorlanır göüsüm sıkısırdı, . ne diyordu o şarkıda; ne güzel geçmişti bütün bir yaz.BAşka şarkıda; nasil geçti habersiz ,o güzelim yillarim der . Güzel zevkli zamanların hatırlandığında bitmiş olmasından gelen hüzün insana ah dedirtiyor.şimdi yine anlıyorumki insan bu dünyaya keyif sürmek lezzet almak için gelmemiş.
18 Ocak 2013: 19:42 #811454Anonim
Allah cc. razı olsun Bahtiyar kardeşim.
[NOT]Bir iki Sözde beyan ettiğimiz gibi, her insan geçmiş hayatını düşünse, kalbine ve lisanına ya “ah” veya “oh” gelir. Yani, ya teessüf eder, ya “Elhamdü lillâh” der.
Teessüfü dedirten, eski zamanın lezâizinin zeval ve firakından neş’et eden mânevî elemlerdir.
Çünkü zevâl-i lezzet elemdir. Bazan muvakkat bir lezzet daimî elem verir. Düşünmek ise
o elemi deşiyor, teessüf akıtıyor.”[/NOT]Çünkü ömür durmuyor, çabuk gidiyor. Lezzetle, ferahla gitse, lezzetin zevâli elem olmasından,
hem teessüf, hem şükürsüzlükle, gafletle, bazı günahları yerinde bırakır, fâni olur, gider.Yirmi Altıncı Lem’a
18 Ocak 2013: 19:47 #811455Anonim
Lezzetin devamı lezzetten daha lezizdir. Bir nimetin devamının olduğunu bilmek, nimetin
kendisinden çok daha lezzet verir. Mesela bugün yediğimiz güzel bir yemeğin, her zaman
yiyebileceğimizi bilmek, yemeğin lezzetini daha da arttıracaktır. Oysa bir daha yiyemiyecek
olsak yeme anındaki lezzet dahi gider, lezzeti acılaştırır.İşte geçmişte lezzet aldığımız ve elimizde durmasına muktedir olamadığımız nice lezzetler
vardır ki, bugün firak ve zevallerinden yani yokluklarından ve bizden ayrılmalarından elem
duyuyoruz, acı çekiyoruz. Bu noktada lezzetin zeval ve firakı elem oluyor.Ve yine geçmişte başımıza gelen nice musibetler, zor günler, sıkıntılar vs. vardır ki,
bugün onların bitmiş olması bizi ferahlatıyor, şükür elhamdülillah dedirtiyor.
Çünkü musibet gitmiş, yerini rahata ve lezzete bırakmış.18 Ocak 2013: 19:50 #811456Anonim
İkinci nokta: Zevâl-i lezzet elem olduğu gibi, zevâl-i elem dahi lezzettir. Evet, herkes geçmiş lezzetli, safalı günlerini düşünse, teessüf ve tahassür elem-i mânevîsini hissedip “Eyvah” der. Ve geçmiş musibetli, elemli günlerini tahattur etse, zevâlinden bir mânevî lezzet hisseder ki, “Elhamdülillâh, şükür, o belâ sevabını bıraktı, gitti” der, ferahla teneffüs eder. Demek bir saat muvakkat elem, ruhta bir mânevî lezzet bırakır ve lezzetli saat, bilâkis, elem bırakır.
On Üçüncü Söz
18 Ocak 2013: 19:56 #811457Anonim
[BILGI]”Eski hayatında geçirdiği muvakkat âlâmın zevâlinden neş’et eden mânevî ve daimî lezzet, “Elhamdü lillâh” dedirtir.” “Bu fıtrî hâletle beraber, musibetlerin neticesi olan sevap ve mükâfât-ı uhreviye ve kısa ömrü musibet vasıtasıyla uzun bir ömür hükmüne geçmesini düşünse, sabırdan ziyade, şükreder, اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ سِوَى الْكُفْرِ وَالضَّلاَلِ 4 demesi iktiza eder.”
Dipnot-4 Küfür ve dalâletten başka her türlü hal için Allah’a hamd olsun. Ayrıca bk. Tirmizî, Deavât: 45; İbni Mâce, Mukaddime: 23; Dua: 2.[/BILGI]Geçmişte çekilen sıkıntılar, manevi ve daimi bir lezzet bıraktığı için, bunun düşüncesi dahi insana, musibetin bitmesi gibi lezzet veriyor. Yani “musibet maddi manevi birçok fayda bırakıp gitti” bundan dolayı bir lezzet tadıyoruz, bir de “musibet bitti, yerini ferahlığa bıraktı” bir de bundan dolayı lezzet alıyoruz.
Çünkü Rabbimiz hiçbir musibeti boşa vermiyor, muhakkak bir hikmet gözetiyor. Ya günahlara dalmamamız, gafletten uyanmamız için, ya Şafii, Gafur, Rahim gibi esmaül Hüsnasına ilticada bulunmamız için, yahutta günahlarımızın affı gibi daha çok hikmetlere binaen, hastalık ve musibetleri bize musallat ediyor.
Bu hikmetlerin hepsi de hakkımızda hayır olduğundan ve musibet üzerimizde maddi ya da manevi hediyelerini bırakıp gittiğinden bu da bizim için ayrıca bir lezzet hükmüne geçiyor. Elhamdülillah.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.