• Bu konu 19 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 21)
  • Yazar
    Yazılar
  • #679044
    Anonim


      besmele-arapca1.jpg


      Selamünaleyküm Degerli Kardeslerim;

      avatar.jpg

      Bu haftaki Hadis Sohbetleri dersimiz basladi.

      avatar.jpg
      Buyrun beraber mütaala edelim anladiklarimizi paylasalim insallah..

      [BILGI](Müminin silahı sabır ve duadır.) [Deylemi] [/BILGI]

      #811411
      Anonim

        Acz ve kulluğun en güzel ifâdesi, duâdır. Zira duâ; gurur, kibir, ucub ve benliği, Hakk’ın kapısında terk etmektir. İnsanın haddini bilmesi, âcizliğini ve fânîliğini itiraf etmesidir.

        “Duâ, ibâdettir. İbâdetin iliği ve özüdür. Allâh katında O’na duâ etmekten daha kıymetli bir şey olamaz. Allâh, kendisinden bir şey istemeyeni (yani duâ etmekten gâfil kalanı) azâba uğratır. Sıkıntı ve darlık zamanında duâsının kabûl olmasını isteyen kimse, bolluk ve rahatlık zamanında da duâyı bol yapsın. Rabbiniz Hayy ü Kerîm’dir; bir kul elini açınca onu boş bırakmaz. Kime ki duâ kapıları açılmıştır, ona hikmet kapıları açılmış demektir. Duâ, rahmet kapılarının anahtarı, mü’minin silâhı, dînin direği, göklerin ve yeryüzünün nûrudur.” buyurmuşlardır.

        #811412
        Anonim

          Bizlere duâyı yaşayışıyla en güzel tâlim eden, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. O, gözyaşları içinde ve ayakları şişinceye kadar kıldığı namazlara ilâveten yaptığı duâlarda sık sık:
          “Allâh’ım! Sen’in gazabından rızâna, azâbından affına ve Sen’den yine Sana sığınırım! Sen’i lâyık olduğun şekilde medh ü senâdan âcizim! Sen kendini nasıl medh ü senâ etmişsen öylesin!” (Müslim, Salât, 222) diyerek, acziyet duyguları içinde Cenâb-ı Hakk’a ilticâ ederdi.

          #811413
          Anonim

            Buyurun beraber kuşanalım duamızı;

            Yâ Rabbî! Biz, Habîb-i Edîbin Muhammed Mustafâ -sallallâhu aleyhi ve sellem-‘in senden istediği her şeyi istiyor ve sana sığındığı herşeyden biz de sana sığınıyoruz. Ya Rabbi!.. Bizi seçtiğin, sevdiğin kendilerine maddî-mânevî ihsanlarda bulunduğun nîmet ehlinin yolundan ayırma!.. Bizi, sadece seni bilen, sana el açan, senden yardım bekleyen hakîkî mümin kullarından eyle!.. Bizim hayırlı duâlarımızı merhamet ve lütfunla kabul buyur!.. Bize dünyada da iyilik ve güzellik ihsân eyle, âhirette de!.. Bizi cehennem azabından koru!..
            Âmîn!..

            #811414
            Anonim

              Başa gelen acı hâdiselere sabredip Cenâb-ı Hakk’a sığınmak; hayır veya şer her şeyin O’ndan geldiğini bilmek ve bir imtihan olduğunu idrâk edip mükâfâtını kazanmaya çalışmak, Hak dostlarının meşrebidir. Şikâyetler, feryâd ü figânlar, sızlanmalar ise; zarar ve ziyânı artırmaktan başka bir şey değildir.

              #811415
              Anonim

                “Sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.” (ez-Zümer, 10)
                “…Yâ Rabbi! Üzerimize sabır yağdır (Firavun’a minnet sebebiyle îmânımızdan dönmeyelim) ve canımızı müslüman olarak al!” (el-A’raf, 126)
                “…Sizin için daha hayırlı olduğu hâlde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu hâlde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (el-Bakara, 216)

                #811416
                Anonim

                  Sabır, îmânını koruması için müslümanın en büyük sığınağı ve silahıdır. Allah Teâlâ’nın râzı olduğu ve büyük mükâfatlar va’dettiği ulvî bir haslettir. Allah Rasûlü’nün ifâdesiyle:

                  “Sabır ziyâdır.” (Müslim, Tahâret, 1) İnsanın dünyâ ve ukbâsını aydınlatır.

                  Fahr-i Kâinât Efendimiz, mü’minlerin bir musîbet ve darlık zamanında ümitsizlik ve isyâna düşmeyip Allah Teâlâ’ya tevekkül ve niyazda bulunmalarını da şöyle tavsiye etmişlerdir:

                  “Kendisine bir musîbet gelen müslüman, Allâh’ın emrettiği:

                  «Biz Allâh’a âidiz ve ancak O’na döneceğiz. Allâh’ım! Bana bu musîbetten dolayı ecir ver ve bana bundan daha hayırlısını ihsân eyle!» derse, Allah o musîbeti alır ve mutlakâ daha hayırlısını verir.” (Müslim, Cenâiz, 3)

                  #811417
                  Anonim

                    Varlık ve darlıktaki mânevî âfetlerden kurtulmak ve rızâ-yı ilâhîye kavuşmak için, sabretmek mecburiyetindeyiz! Zira sabır, kadere rızâ çizgisinde kalabilmenin yegâne yolu, güzel ahlâkın ağırlık merkezi, îmânın yarısı, ferah ve saâdetin anahtarıdır.

                    #811418
                    Anonim

                      “Sabır üçtür:

                      Musîbetlere karşı sabır, kullukta sabır ve günah işlememekte sabır…

                      Kim, kaldırılıncaya kadar musîbete güzelce sabrederse Allah ona üç yüz derece yazar. Her iki derece arasında semâ ile arz arası kadar mesâfe vardır.

                      Kim de tâatte sabrederse Allah ona altı yüz derece yazar. Her iki derece arasında yeryüzü ile yedi kat aşağısı arası kadar mesâfe vardır.

                      Kim de mâsiyete (günaha) karşı sabrederse Allah ona dokuz yüz derece yazar. İki derece arasında yer ile Arş arası kadar mesâfe vardır.” (Süyûtî, II, 42; Deylemî, II, 416)

                      #811419
                      Anonim

                        Sabır insanın derûnundaki kıymetli bir hazinedir. Onu hem varlığın hem yokluğun, hem acının hem neş’enin, hem belânın hem de nîmetin tehlikesine karşı koruyan güvenli bir kalkandır.

                        Sabır, bütün peygamberlerin kuşandığı ve ümmetlerine tavsiye ettiği bir zırhtır.

                        Sabır, îmânını koruması için müslümanın en büyük sığınağı ve silahıdır. Allah Teâlâ’nın râzı olduğu ve büyük mükâfatlar va’dettiği ulvî bir haslettir.

                        #811420
                        Anonim

                          Yâ Rabbi! Gönüllerimizi sabr-ı cemîl ile tezyîn eyle..
                          Âmîn…

                          #811431
                          Anonim

                            “Sabır ve dua müminin ne güzel iki silahıdır.”

                            Şüphesiz dua sabır, sıkıntı ve zorluk gibi güçlüklere karşı direncimizi sağlayan bir ilahi destektir . Daha doğrusu beklenilen desteğe bir güzel vesiledir Dua… Hadis i şerifte dua ve sabrı hakkıyla yapanların müminler olduğu vurgulanmıştır. Burada dua ve sabrın bir arada anılması çok manidardır.Bu noktada anlamalıyız ki dua aslında bir sabır işidir.Yani bizler ben dua ettim neden hemen kabul olmadı dememeliyiz.Çünkü yüce Mevla’mız hayırda şer ,şerde hayır vardır buyurmaktadır.Bu hikmetle bazen duaları geciktirmekte bazen ise anında kabul etmektedir.Bu nedenle bizler sabırlı olmalı ve yüce Mevlamızın her zaman bizi duyduğunu dualarımızı önemsediğimizi bilmeliyiz.

                            Şüphesiz ademoğlunun dayanma gücünün bir sınırı vardır. Her an her yerde ilim ve kudretiyle hazır olan ve her zorluğun üstesinden gelen bir Rabbe iman eden bir insan için sabırla yapılan bir dua eşsiz bir silahtır. O sabırla yapmış olduğu dua ile bütün sıkıntılara karşı kendini müdafaa edebilir ve Mevlanın izni ile bütün zorlukları yenebilir.

                            #811439
                            Anonim

                              Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı Müslüman olarak al.

                              Dünya…
                              Türlü çilelerle insan neslinin sınandığı en zorlu mekan…

                              Belki de ona imtihanlar diyarı demeliyim. Çünkü burada yaşanan musibet ve belalar, muson yağmurları kadar etkili olur. Bazen öyle yağar ki etraf sele döner; hem de her önüne geleni götürecek kadar azgın bir sele…

                              Dedik ya; burası imtihanlar diyarı. Herkes farklı şekillerde imtihan oluyor. Her âdemin farklı çilesi var bu diyarda. Kimi açlık, kimi korku, kimi malı veya canıyla imtihan ediliyor. Rabbimiz bu gerçeği; “Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz”[1] diye teyit etmektedir.

                              Hele hele mü’min iseniz, yani inanıyorsanız bu musibetler size öz anneden kardeş gibidirler. Yanınızdan asla ayrılmaz, sizinle uyur sizinle uyanırlar. Çünkü mü’min olmak, diğer bir ifadeyle cennete talip olmak türlü sıkıntı ve çileyi peşinen kabullenmek anlamına gelir.

                              Çünkü Allah müminlerin, canlarını ve mallarını, cennet karşılığında satın almış[2] ve buyurmuştur ki; “İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar”[3]

                              O nedenle Müslüman çile adamıdır. An gelir ezilir an gelir üzülür, fakat asla ümitsizliğe kapılmaz, asla yılgınlık göstermez, mücadelecilik ruhundan asla ödün vermez.
                              Peki musibet ve bela yağmurlarının oluşturduğu o büyük sel baskınından korunmak mümkün değil mi?

                              Elbette mümkün…

                              Yanınızda her ihtimale karşı bir adet sabır simidiyle bir parça dua kemendi bulunduruyorsanız telaşlanıp korkmayın, zira kurtuldunuz demektir. Sevgili Peygamberimiz öyle buyuruyor: “Sabır ile dua müminin en güzel silahıdır.”[4] “Ya Allah!” deyip tutunun sabrın kollarına, ardından fırlatın dua kemendini selamet ikliminin kıyısına, sonra yönelin Cenab-ı Zülcelal’e bütün içtenliğinizle.
                              Bakın nasıl da yeniden doğmuş gibi ferahlayacaksınız. İç dünyanızda nasıl da bayram şarkıları yankılanacak.

                              Bırakın musibetler başınızdan aşağı doğru yağmaya devam etsin. Bırakın âlem, ateş topu olup peşinize takılsın. Hiçbiri sizi eskisi gibi etkileyemez! Ateşin zarar veremediği İbrahim Peygamber kadar güvendesiniz artık. Çünkü siz Sabûr olan Hak Teâla’ya güvenip sabrettiniz, O’na yönelip yalvardınız. “Doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.”[5] “O sabredenleri sever.”[6]

                              Eğer yanınızda sabır simidiyle dua kemendi taşıma gibi bir alışkanlığınız yoksa ve Hakk’a olan güveniniz pamuk ipliğine bağlıysa, o zaman akıntının savurduğu yöne doğru sürüklenmeye hazır olun.

                              Siz sürüklenirken iç dünyanızda anaforlar oluşur; tıpkı okyanuslardaki gibi, büyük ve ölümcül… Boğuluyorum zannedersiniz kendinizi. Ruhunuz daralır, benziniz solar, bakışlarınız sabitleşir. Artık maneviyat ikliminize, şimdilerin bunalım dediği ruh hali çöreklenmiştir. Bitkin dudaklarınızdan son bir gayretle imdat çığlıkları yükselir: “Kurtarın n’olur!..”

                              Allâh-u Teâla’dan başka kurtarıcınız var mıdır ki sizi kurtarsın?

                              “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı Müslüman olarak al.”[7]

                              (1) Bakara 2/155,[2] Tevbe 9/111
                              [3] Ankebût 20/2,[4] Künuzü’l-Hakayık, Deylemi
                              [5] Enfal 8/46,[6] Al-i İmra 3/146
                              [7] A’raf 7/126

                              #811469
                              Anonim

                                Müminin silahı sabır ve duadır.

                                sabır ve dua silah ise , silah da düşmana doğrutulur ise .Anlaşılan odur ki düşman karşısında sabır ve dua silahını kullanıcağız.Düşman boş durmaz, plan yapar , zayıf yerleri kollar ve saldırır , biz ne yapmalıyız bir kalemiz var sünneti seniye hemen o kale sığınıcağız neder sünnet düşmana karşı “mümünin SİLAHI sabır ve duadır” der.bizde sabır ve dua silahıyla karşılık vericeğiz düşmana…

                                Düşmanlarımızı tanıyalım

                                “Şüphesiz ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.” (Nisâ: 101)
                                “Çünkü nefis, daima kötülüğü emreder.” (Yusuf; 53)
                                “düşman istersen Nefis yeter” (Risale i nur)

                                Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.. (Fatır: 6)”

                                #811476
                                Anonim

                                  Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh sabrı şöyle tarif etmektedir.

                                  Halinden kimseye şikayet etmemek.

                                  Hiçbir suretle sebeblere güvenmemek, dayanmamak.

                                  Bela ve musibetler karşısında hoşnudsuzluk göstermemek.

                                  Bela ve musibetten kurtulunca sevinç duymamak.

                                  Sabır, şikayet ve feryad etmeden, hoşnudsuzluk göstermeden, gelen belaya katlanmaktır.

                                  Belalara sabretmek, kurtuluşa sebeb olan en güzel huylardandır.

                                  Sabır, Peygamberimiz’in hasletlerindendir.

                                  Rasül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki:

                                  -Sabır, cennet hazinelerinden bir hazinedir.

                                  -Mü’min’e gelen her derd, üzüntü, hastalık eziyet, sıkıntı, günahlara keffaretdir.

                                  -Sabır, îmanın yarısıdır.

                                  Dünya, mihnet ve sıkıntı yeridir. Sıkıntının ise, sabretmekten başka çaresi, katlanmaktan başka yolu yoktur.

                                  Bir hastalık, bela gelince bağırıp çağırmak fayda vermez. Aksine zararlı olur.

                                  Allah’ın takdirine razı olup gönül hoşluğu ile sabretmelidir.

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 21)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.