• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #679927
    Anonim

      [TABLE=”width: 606, align: center”]
      [TR]
      [TD=”bgcolor: #ffffff, align: left”]Tarihten Günümüze İbret Işıkları

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”colspan: 2″][TABLE=”width: 606″]
      [TR]
      [TD=”width: 580, bgcolor: #ffffff, align: left”][TABLE=”width: 570, align: center”]
      [TR]
      [TD]Cenâb-ı Hak buyuruyor:

      “Ey Dâvûd! Muhakkak ki Biz seni yeryüzünde halîfe kıldık; şimdi insanlar arasında hak ile hükmet de hevâya tabî olma ki (bu durum), seni Allah yolundan saptırmasın…” (Sâd, 26)[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Rasûlullah (sav) buyurdular:

      “Allah’ım! Ümmetimin idaresini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye Sen de zorluk çıkar. Ümmetimin idaresini üstlenip de onlara yumuşak davrananlara Sen de yumuşak davran!” (Müslim, İmâre, 19; Ahmed, VI, 93, 258)[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Sultan Abdülhamîd, O’nun mübârek şahsiyeti, siyâsetinin incelikleri ve zamanının dâhilî ve hâricî gâileleri, böyle makale hacimli yazılara sığmaz…

      O bütün milletin âdetâ müstehak olduğu musîbetleri bertaraf için bir beşer tâkatinden umulmayacak derecede gayret gösterdiği hâlde, netice fâsıkların galebesi ile tahakkuk etmişse, bunu kader perspektifinden bakmadıkça anlamak mümkün değildir.

      Abdülhamîd Han’ın dindarlığı, hizmetleri, merhameti, zekâsı ve kâbiliyeti destanlıktır. O’nun ihlâsını şu hâtıra ne güzel ifâde eder:

      Sultan Abdülhamîd Han, âcil bir iş zuhûr edince, gecenin hangi vakti olursa olsun uyandırılmasını ister, ertesi güne bırakılmasına rızâ göstermezdi. Bu hususda mâbeyn başkâtibi Es’ad Bey, hâtırâtında şöyle demektedir:

      “Bir gece yarısı, çok mühim bir haberin imzâsı için Sultan’ın kapısını çaldım. Fakat açılmadı. Bir müddet bekledikten sonra tekrar çaldım, yine açılmadı. «Acabâ Sultan’a emr-i Hakk mı vâkî oldu?» diye endişelendim. Biraz sonra tekrar çaldım; bu sefer kapı açılarak Sultan, elinde bir havlu ile kapıda göründü. Yüzünü kuruluyordu. Tebessüm etti:

      «–Evlâd! Bu vakitte çok mühim bir iş için geldiğinizi anladım. Kapıyı daha ilk vuruşunuzda uyanmıştım, ancak abdest aldığım için geciktim; kusura bakma!. Ben bu kadar zamandır milletimin hiçbir evrakına abdestsiz imzâ atmadım… Getir imzâlayayım!..» dedi.
      Ve “besmele” çekerek evrâkı imzâladı.” (Osman Nuri Topbaş, Tarihten Günümüze İbret Işıkları, Erkam Yay.)[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
      el-Muahhir: İstediğini geride bırakan, arkaya koyan, hikmeti gereği tehir edilmesi gerekenleri erteleyen demektir.[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Kısa Günün Kârı
      Yâ Rabb! Sultan Abdülhamîd Han gibi nice dâhîleri, yiğitleri ve ferâgat-i nefs sahibi has kulları yetiştirip senin yolunda fedâ eden ümmet-i Muhammed’i ehl-i nifâka ve ehl-i küfre karşı mansûr ve muzaffer eyle! Verdiğin mes’ûliyyetin ağırlığını taşıyacak güç ve kuvvet bahşet! Âmîn!..[/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.