• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #680289
    Anonim

      Sorulu cevaplı ibadet hayatımız
      Süleyman Kösmene tarafından yazıldı.
      Selçuk Yıldırım’ın ibadet hayatımızla ilgili kısa soruları
      var. Önce soruları, ardından cevaplarını diyalog
      biçiminde vermeye gayret edelim.
      NAMAZDA İMAMA UYMA
      Namazda imamdan önce hareket, imamdan sonraya
      kalmak, bunun sınırı nedir? Bir kusur nedeniyle imam
      meselâ secdeden kalkarken secdeye yetişsek, imam 2.
      secdeye giderken secdeden yeni doğruluyor olsak, ne
      olur? Namazımızda bir kusur meydana gelir mi?
      Namazı nasıl tamamlarız?
      Namaz için niyet ederken “uydum imama” tarzında bir
      irade beyanımız vardır. Bu beyan bizi imama bağlıyor.
      Artık biz namazda imama uymuşuz. İmamın okuyuşu
      bizim okuyuşumuz olmuştur. İmama fiili olarak da
      uymamız gerekiyor. Aksi takdirde:
      a) İmamdan önce davranırsak, mesela secdeye gitmek
      üzere imam “Allahü ekber” dediğinde biz imamdan
      önce başımızı secdeye koyarsak veya secdeden kalkış
      için imam “Allahü ekber” demeden ve başını
      kaldırmadan biz başımızı secdeden kaldırırsak
      namazımız bozuluyor. Çünkü imamdan önce hareket
      etmekle imamın önüne geçmiş, imama uymamış
      olmaktayız. Aynı şekilde namazın rükünleri arasındaki
      intikallerde imamdan önce hareket edersek namazımız
      bozulur.
      b) Namazda imamdan geriye kalmak da namazın
      insicamını bozar. Eğer çokça ve sürekli geç kalıyorsak,
      namazımızı bozar. Şafii mezhebine göre iki rüknü
      imamdan sonra yapmak namazı bozar.
      Dolayısıyla madem imama uymuşuz; imamın okuyuşu
      da, rükünler arası intikali de bizim için önemlidir. İmam
      “Allahü ekber” dediğinde gizli okuyuşumuzu sona
      erdirerek imama uymalıyız. Meselâ rükûda veya
      secdede isek tesbihimizi hemen bitirip veya oturuşta
      isek tahıyyatı veya salâvatları kesip imama uymalıyız.
      İmam bir sonraki rükne gittiğinde bizde gecikme varsa,
      imam gittiği rükünden çıkmadan biz imama
      yetişmeliyiz. Daha fazla gecikmeye meydan
      vermemeliyiz. Mesela imam secdeye gittiğinde bizde
      gecikme var ise, en azından imamın son tesbihinde
      secdede imama yetişmeli ve biz bir tesbih
      söylediğimizde imam secdeden kalkmışsa biz de bir ile
      yetinerek secdeden kalkmalı; böylece imama
      yetişmeliyiz.
      İki secde arası celsede gecikmişsek, yani biz secdeden
      kalkarken imam secdeye gidiyorsa, biz de
      “Sübhanallah” diyecek kadar celse yapıp imama
      secdede yetişmeliyiz.
      ***
      KADINLAR VE CUMA NAMAZI
      Cuma namazı kadınlara farz mıdır? Bunun izahı nedir?
      Dört mezhebe göre, kadınlara Cuma namazı farz
      değildir. Ancak kılarlarsa sahih olur ve o gün öğle
      namazını kılma yükümlülüğü üzerlerinden düşer. Yani
      Cuma namazı kılan bir kadının, tıpkı Cuma namazı
      kılan bir erkekte olduğu gibi, o günün öğle namazını
      kılma farziyeti üzerinden kalkmış olur. Bu, şu demektir:
      Kadınlar Cuma namazını kılarlarsa, öğle namazını
      farziyetten düşüren bir “farz ibadeti” eda etmiş olurlar.
      Namazları “farz” olarak sahihtir. Kılmazlarsa,
      kendilerine Cuma namazı zaten farz değildir; bu
      durumda hiçbir mesuliyetleri yoktur, sadece o günün
      öğle namazını kılmakla yükümlüdürler.
      Böylece, fıkıh mezhepleri kadınlara yeni bir mesuliyet
      yüklememişlerdir. Çünkü sünnette de yükümlülük
      getirici bir delil yoktur. Hiç şüphesiz, sünnette
      kadınların Cuma namazını kılamayacaklarına dair de
      bir delil yoktur. Bu açıdan mezheplerin yaptıkları,
      kadınların Cuma namazı kılabilmelerine kapıyı aralık
      bırakmaktan ibaret olmuştur. Ama yükümlülük
      getirmemişlerdir; çünkü aslını sünnetten almayan bir
      yükümlülük, dinin özü ve üslûbu ile bağdaşmaz.
      Fıkıh mezhepleri konuyu genel ahlâk açısından da
      değerlendirmişler, kadınların Cuma namazı kılmalarını
      fitneye sebep olmayacak biçimde caminin ve cemaatin
      hazırlanması şartına bağlamışlar ve eğer fitne söz
      konusu olacak ise kadınların Cuma namazı kılmalarını
      “ittifakla” mekruh saymışlardır. Çünkü namazda kalp
      huzuru, ihlâs, huşu ve Allah korkusunu muhafaza ve
      takviye etmek esastır. Bu konuda dört mezhep ittifak
      hâlindedir.
      Cuma namazı kendisine farz olmayanların Cuma
      namazı saatinde alışveriş yapmaları veya başka meşru
      bir iş yapmaları haram değildir.
      ***
      DİL SÜRÇMELERİMİZDEN MES’UL MUYUZ?
      Yaklaşık ifadeli sözler tam tutmayınca yalan olur mu?
      Meselâ saat 2 diyor hâlbuki 2’ye 3 vardır veya 3
      geçiyordur. Telefon koltuğun üzerinde diyorum,
      masanın üzerinde çıkıyor. Bu durumda bu sözüm yalan
      çıkınca o kişi ile helalleşmem gerekiyor mu?
      Prensip olarak doğruluktan ve sadakatten bir milim bile
      olsun ayrılmamak gerekir. Peygamber Efendimiz (asm):
      “Hud Suresi beni ihtiyarlattı”1 buyururken, bu suredeki
      bir ayeti nazara veriyordu. Ayet: “Emrolunduğun gibi
      dosdoğru ol!”2 ayetidir.3
      Fakat sözlerimizdeki galattan ve lağvden de rahmet-i
      İlâhiye inşaallah bizi bağışlıyor. Kur’ân buyuruyor ki:
      “Allah sizi, yeminlerinizdeki ‘rastgele sözlerinizden,
      boş sözler (lağv) ‘den dolayı sorumlu tutmaz; fakat sizi
      kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar.”4
      Bununla beraber, sözlerimizde yalan olmaması için
      azami gayret göstermek fazilettir. Sürç-ü lisan
      ettiğimizde tövbe etmek fazilettir. Sürç-ü lisanımızdan
      başkası zarar görmüşse onunla helâlleşmek de
      fazilettir.
      Dipnotlar:
      1- Tirmizî, Tefsîru Sûre 56:6; Hâkim, el-Müstedrek,
      2:343.
      2- Hud Suresi: 112
      3- Lem’alar, s. 65; Şualar, s. 595; Sikke-i Tasdik-i
      Gaybi, s. 69
      4- Bakara Suresi: 225

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.