• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #680309
    Anonim

      Ahirzaman musîbetleri
      Süleyman Kösmene tarafından yazıldı.
      Mustafa Bey: “Câmiü’s-Sağîr’in 1. Cildinin 428 No’lu
      hadiste ümmetin başına geleceğinden haber verilen
      kızıl rüzgâr, yere batma ve suret değiştirme belâlarının
      mahiyetleri nelerdir?”
      Bahsettiğiniz hadiste Peygamber Efendimiz (asm) şöyle
      buyurmuştur:
      “Ümmetim şu on beş şeyi işlediğinde başına belâlar
      gelir:
      1- Devlet malının ganimet bilinmesi ve çarçur edilmesi,
      2- Emanetin ganimet bilinip istismar edilmesi,
      3- Zekâtın angarya kabul edilmesi,
      4- Kişinin haksız karısına hilâfsız itaat etmesi,
      5- Annesine isyan etmesi.
      6- Arkadaşını kayırması,
      7- Babasına cefâ ve eziyet etmesi,
      8- Camilerde gürültülerin ve boş sözlerin yükselmesi,
      9- Halkın en aşağılık kimselerinin söz sahibi olmaları,
      10- Kişiye şerrinden korkulduğu için iyilik edilmesi,
      11- İçkilerin serbestçe içilmesi,
      12- İpek elbiselerin giyilmesi,
      13- Şarkıcı kızların çoğalması,
      14- Çalgı âletlerinin yaygınlaşması,
      15- Bu ümmetin sonunun evveline lânet okuması.
      İşte o zaman kızıl rüzgâr, yere batma veya suret
      değiştirme belâlarını beklesinler.” 1
      Bu hadiste, Allah’ın gazabına (gayretullah’a) sebep
      olacak dehşetli hatalardan haber veren Allah Resûlü
      (asm), bu hata ve haramların çoğunun
      yaygınlaşmasının başlı başına bir belâ olduğunu,
      Allah’ın Celâl tecellisinin böyle hatalardan sonra can
      yakıcı biçimde vaki olabileceğini, bundan sakınılması
      gerektiğini bildirmektedir.
      Bahsedilen kızıl rüzgâr, yere batma ve suret değiştirme
      belâlarını hakikî manalarında anlayabileceğimiz gibi,
      birer teşbih ifadesi olarak zikredildiğini söylemek de
      mümkündür.
      Elbette takdir ve hüküm Allah’ındır.
      Burada geçen “kızıl rüzgâr”dan; kavurucu ve yakıcı
      rüzgârlar, sıcak atmosfer, volkanlar, yanardağlar,
      yangınlar, ateş ve hararet afetleri, şimşekler,
      yaygınlaşan ve saldırganlaşan şuursuzluk, övünülen ve
      çoğunluğu saran cahillik anlaşılabilir.
      “Yere batma” belâsından, çoğalan depremler ve yer
      sarsıntıları, manevî olarak alçalma, çökme ve batmalar,
      Allah’ın, meleklerin ve mü’minlerin lânetine uğrama
      belâları anlaşılabilir. Nitekim bir deprem münasebetiyle
      Bediüzzaman diyor ki: “Fitne-i âhirzamanın müddeti
      uzundur; biz bir faslındayız…. Bu geçen zelzele,
      kıyametin zelzele-i kübrasından haber verir gibi sarstı,
      fakat akılları başlarına gelmedi.” 2
      “Sûret değiştirme” belâsından, ceset itibariyle dünyada
      veya kabirde çirkinleşme, çaresiz hastalıklara ve
      musîbetlere uğrama, maddî-manevî problemler altında
      bunalma, psikolojik gerginlikler ve depresyonlar
      geçirme, umduklarına ulaşmama, korktuklarının eliyle
      perişan olma, amelinden hayır ve fayda görmeme gibi
      musîbet ve belâları algılamak mümkündür.
      Şüphesiz af da, gazap da Cenâb-ı Allah’a aittir.
      İsyan ve itaat ise kula aittir.
      Cenâb-ı Hak her zaman isyan içinde olan kullarını
      gerek peygamberleri eliyle, gerekse muhtelif musîbetler
      diliyle uyarmıştır. Bu İlâhî uyarıları algılayarak tövbe ve
      istiğfar edenlerse her zaman kurtulmuşlardır.
      Kendini ıslâh eden toplumlara Cenâb-ı Hak her zaman
      rahmet nazarıyla bakmıştır.
      Cenâb-ı Hak üzerimizden, toplumumuzdan, İslâm
      âleminden ve insanlıktan rahmet nazarını eksik
      etmesin. Âmin.
      Dipnotlar:
      1- Câmiü’s-Sağîr, 1/428; Tirmizî, Fiten, 31.
      2- Lem’alar, s. 66.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.