• Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #680610
    Anonim

      Risalede, “Risale-i Nur’un bir hassası da odur ki, sair ulemanın eserlerinden farklı olarak fikri muhalifi zikretmeden ispatı yapıyor.” gibi bir beyan var. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?

      Birincisi, felsefenin en tehlikeli kısmı teferruatta boğulmak kısmıdır ki, çokları bu teferruatta boğuluyorlar. Üstad Hazretlerinin “muhalif fikirleri zikretmeme” prensibi, felsefenin bu karmaşık ve lüzumsuz teferruat kısmıdır diyebiliriz. Mesela, Karl Marks’ın fikirlerini bütün teferruatı ile anlatıp sonra cevap verse, çok insanlar bu teferruatlı anlatımdan zarar görecekler.

      Risale-i Nurlar her ne kadar soruları ince ve derin bir şekilde tasvir ediyor olsa da, teferruata girmediği için saf zihinleri zedelemiyor.

      İkincisi, Risale-i Nur’un muhalif fikirleri bahsediş şekli, dikkatli ve temkinlidir. Meselenin özünü veriyor, ama işe yaramayan kabuklu kısmını terk ediyor. Bir de cevaplar sorulardan daha yüksek ve tatmin edici olduğu için, o soruların cüzi zararlarını hiçe indiriyor. Yani bir cihetle muhalif fikirlerin dozajı bir ilaç hassasiyeti ile muhatabına takdim ediliyor.

      Özetle, Üstad Hazretleri eserlerinde müminlerin aklını ve zihnini bulandıracak batıl ve muzır mefkurelerden bahsederken, onların fikirlerini teferruatı ile ilan etmeden esaslarını çürütür. Ta ki müminlerin saf zihinleri bulanmasın. Onun için muhalif düşünce ekollerini uzun uzadıya tarif etmez, sadece mesleğine ilişen esasa dair noktalarda, onların bozuk ve çürük taraflarını gösterir.

      #815354
      Anonim

        Lemalar eserinde bahsi geçen şiilik yani şialar ile alakalı anlaşmazlıklardan bahsederken dahi bu teknik kullanılmakta. Onlar ile ehli sünnet arasındaki anlaşmazlıkların temelini gösteriyor ve o temel üzerinden bu anlaşmazlıkları gideriyor.

        Yine mektubat eserinde bahsi geçen vahhabilik ve haricilik ile alakalı meselenin özüne inerek hakikati gösteriyor ve ehli sünnet vel cemaat içinde o özü eritiyor.

        Yine risale-i nurun bir çok yerinde geçen tabiat risalesi ve meyve risalelerinde bulunan; Tabiat yapıyor gibi fikri uluhiyetleri en zorlu meseleleri dahi bir kaç sayfa gibi kısa bir mesele ile izah etmesi hem akılları hem kalbleri hem diğer hissiyatları tatmin etmektedir.

        Maşaallah, barekallah..

        Hatta bazen profesörlere ait bazı yazılar ilmi çalışmalar okuyoruz. Çoğumuz şahit olmuşuzdur ki problem içinde boğulmaktan çözümü anlayamıyoruz. Buradan da anlıyabiliriz ki Ustad Bediüzzaman r.a. profesörlere ders verecek zekası ile beşerin içinde boğulduğu en zorlu meseleleri en basit problemlere dönüştürerek, avamdan havasa, yediden yetmişe herkesin anlayabileceği seviyelere indirip çıkartmasından görüyoruz ki Risale-i Nurdaki bu teknik ve metod Ustad Bediüzzaman r.a. daki zeka ile birleşince güneşin karanlığı boğması gibi akıllardaki bütün soru işaretlerini kaldırmaktadır.

        #815355
        Anonim

          @TaLHa 435984 wrote:

          Lemalar eserinde bahsi geçen şiilik yani şialar ile alakalı anlaşmazlıklardan bahsederken dahi bu teknik kullanılmakta. Onlar ile ehli sünnet arasındaki anlaşmazlıkların temelini gösteriyor ve o temel üzerinden bu anlaşmazlıkları gideriyor.

          Yine mektubat eserinde bahsi geçen vahhabilik ve haricilik ile alakalı meselenin özüne inerek hakikati gösteriyor ve ehli sünnet vel cemaat içinde o özü eritiyor.

          Yine risale-i nurun bir çok yerinde geçen tabiat risalesi ve meyve risalelerinde bulunan; Tabiat yapıyor gibi fikri uluhiyetleri en zorlu meseleleri dahi bir kaç sayfa gibi kısa bir mesele ile izah etmesi hem akılları hem kalbleri hem diğer hissiyatları tatmin etmektedir.

          Maşaallah, barekallah..

          Hatta bazen profesörlere ait bazı yazılar ilmi çalışmalar okuyoruz. Çoğumuz şahit olmuşuzdur ki problem içinde boğulmaktan çözümü anlayamıyoruz. Buradan da anlıyabiliriz ki Ustad Bediüzzaman r.a. profesörlere ders verecek zekası ile beşerin içinde boğulduğu en zorlu meseleleri en basit problemlere dönüştürerek, avamdan havasa, yediden yetmişe herkesin anlayabileceği seviyelere indirip çıkartmasından görüyoruz ki Risale-i Nurdaki bu teknik ve metod Ustad Bediüzzaman r.a. daki zeka ile birleşince güneşin karanlığı boğması gibi akıllardaki bütün soru işaretlerini kaldırmaktadır.

          Neam Hekeza.. Bundan 4 sene önce idi Bir vesile ile Muş’a gittik ve bir ağbey evine yemeğe davet etti. Kitaplığına baktım Rasulüssakaleyn’e [asm] dair :

          * Mucizat-ı Ahmediye
          * 40. Hoca’nın bir eseri
          * Yeni Asyanın bir derlemesi
          * Harun yahyanın bir eserinin olduğunu hatırlıyorum.

          – Ağbey bu eserler nedir?

          Ağbey: Asm.’a dair muhtelif asarı tetkik etmek istedim.

          – Dedim: Ağbey Bak bu ÜSTADIMIN ESERİ vede VEHBİ’dir. Ötekiler ise kesbidir. Binaenaleyh Kesbiler Vehbilere yetişemez. ÜSTADIM gb izah edemezler bu meseleleri.

          Ağbey: evet haklısın. dedi.

          şimdi sadede dönelim. ÜSTADIMIN VEHBİ asarı da böyle. Kader, Tabiat, Şia, Kerbela, Vehhabi, Münafıklar bahislerine baktığımızda yok falan bunu dedi, bunu yaptı, olayın füruatı budur.. gb şeyler sıralamıyor bize. BİZE İŞİN ÖZÜNÜ VERİYOR.

          ZATEN DOĞRUYU ÖĞRENDİĞİNDE DOĞRUNUN DIŞINDA KALANLAR ZATEN YANLIŞTIR.

          Bu sebeble kesbiyetle uğraşıp kafa patlatmaktansa kavl-i leyyin olan Vehbi olarak yazılar RİSALE-İ NURU ANLAMAK İÇİN HER TÜRLÜ VESİLEYİ İSTİMAL ETMEK DAHA KARLIDIR DEĞİL Mİ?

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.