• Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #680718
    Anonim

      Âlem-i İslâm Risâle-i Nur’a muhtaç


      Âlem-i İslâm, şimdiki intibahı, vahdet-i İslâma çalışması,
      her halde Risâle-i Nur gibi eserleri arayacak…

      Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede azimkâr kardeşlerim,
      Evvela: Birinci vazife-i Nuriye, inşaallah matbaanın pek çok fevkinde iş görecek. Şimdi de şakirtlerine büyük sevaplar ve kuvvetli İmân hizmetleri veriyor. Acaba bu vazife ileri gidiyor mu, yoksa bu kışın ağır şeraitiyle geri mi kalıyor?

      İkinci vazife de, Onuncu Söz, zeyilleriyle beraber, iki Mu’cizat risaleleri ve zeyillerinin ahirinde bulunmak lâzımdır. Birinci vazifesini bitirenler, yine mevcudu varsa, bir cilt içine almaya çalışsınlar; yoksa, tedarik etsinler. Çünkü âlem-i İslâm, şimdiki intibahı, vahdet-i İslâma çalışması, her halde Risale-i Nur gibi eserleri arayacak ve büyük dairelerin geniş nazarlarına elbette büyük mecmualar lâzımdır.

      Saniyen: Sizin bana yardımınız iki cihetle pek zahir ve pek büyüktür.

      Birincisi: Sizin fütursuz hizmet-i Nuriyede çalışmanız benim bütün musîbetlerimi ve sıkıntılarımı hiçe indiriyor, bilâkis sürurlara kalbediyor.

      İkinci cihet: Kat’iyen biliniz ki, duânız, onların ağır ve işkenceli zulümlerini, benim hakkımda inayetkâr, maslahattar merhametlere çevirmesine sebep olduğuna katiyen şüphem kalmadı.

      Ezcümle: Memurları ve halkları benden ürkütmeleri, beni büyük hatalardan ve tasannulardan ve ihlâsa münafi haletlerden ve vaktimi zayi etmekten kurtarıp, kader-i İlâhinin hakkımda, zulm-ü beşeri içinde tam adaletini ve inayetini gösterdi. Buna kıyasen, başıma ne gelse, altında bir rahmet var. Yalnız benimle meşgul olmaları için on dirhem zarar, Risale-i Nur’un on bin lirasını kurtarıyor. Onun için, siz hiç beni merak etmeyiniz. Hatta bazan damarlarıma dokunduracak tarzdaki ihanetlerine karşı bedduâ etmek isterken, onların yakında ölüm idamıyla, kabr-i haps-i münferitte azapları ve bu ihanetlerinin neticesinde bana ait maslahatları ve hizmetimize menfaatleri düşündükçe, bedduâdan vazgeçiyorum.

      Salisen: Her hafta bir iki mektubunuz bana hem şifa, hem medar-ı teselli ve manevî bir sohbetle sizinle görüşmeye vesile olmasından, kemal-i şevkle postayı bekliyorum.

      Umumunuza birer birer selâm ve duâ…
      Said Nursî

      Envar Neşriyat – Emirdağ Lâhikası, s. 136

      Salisen: Altmış beş sene evvel bir vali bana bir gazete okudu. Bir dinsiz müstemlekât nâzırı Kur’ân’ı elinde tutup konferans vermiş. Demiş ki: “Bu İslâmların elinde kaldıkça, biz onlara hakikî hâkim olamayız, tahakkümümüz altında tutamayız. Ya Kur’ân’ı sukut ettirmeliyiz veyahut Müslümanları ondan soğutmalıyız.”

      İşte bu iki fikirle, dehşetli ifsat komitesi bu biçare fedakâr, mâsum, hamiyetkâr millete zarar vermeye çalışmışlar. Ben de, altmış beş sene evvel bu cereyana karşı, Kur’ân-ı Hakîm’den istimdat eyledim. Hakikate karşı kısa bir yol ve bir de pek büyük bir “Dârülfünun-u İslâmiye” tasavvuru ile, altmış beş senedir, âhiretimizi kurtarmak ve onun bir faydası olarak hayat-ı dünyeviyemizi de istibdad-ı mutlaktan ve dalâletin helâketinden kurtarmaya ve akvam-ı İslâmiyenin mâbeynindeki uhuvvetini inkişaf ettirmeye iki vesileyi bulduk.

      Birinci vesilesi: Risale-i Nur’dur ki, uhuvvet-i imaniyenin inkişafına kuvvet-i İmân ile hizmet ettiğine kat’î delil, emsâlsiz bir mazlûmiyet ve âcizlik hâletinde telif edilmesi ve şimdi âlem-i İslâmın ekseri yerlerinde ve Avrupa ve Amerika’ya da tesirini göstermesi ve ihtilâlcilere ve dinsiz felsefeye ve otuz seneden beri dehşetli bir surette maddiyyun ve tabiiyyun gibi dinsizlik fikrine karşı galebe çalması ve hiçbir mahkeme ve ehl-i vukuf dahi onları cerh edememesidir. İnşâallah bir zaman da, sizin gibi uhuvvet-i İslâmiyenin anahtarını bulan zatlar, bu mu’cize-i Kur’âniyenin cilvesini âlem-i İslâma işittireceksiniz.

      Envar Neşriyat – Emirdağ Lâhikası 2, s. 223
      “Reis-i Cumhura Ve Başvekile”
      yazılan mektubdan,

      #815544
      Anonim

        Risale-i Nur eserlerinin hilafet ve saltanatlık kaldırıldıktan sonra yine bu memleket neşr olması ve yaptığı hizmetleri göz önüne alırsak. Ve sadece bir zamana değil geniş bir zamana bakması ve Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyeyi ve İslam akaidine kale olmasından çok net anlayabiliriz ki bu zamanın hilafet makamı Risale-i Nurundur ve ondan teakub eden şahsi maneviye bu zamanın halifesidir.

        Çünkü yine Risale-i Nurda izahı olan :

        [BILGI]Hakikî, samimî bir ittifakta herbir ferd, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakikî müttehid adamın herbiri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda manevî kıymeti ve kuvvetleri vardır.

        {(Haşiye): Evet sırr-ı ihlas ile samimî tesanüd ve ittihad, hadsiz menfaate medar olduğu gibi; korkulara hattâ ölüme karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinaddır. Çünki ölüm gelse, bir ruhu alır. Sırr-ı uhuvvet-i hakikiye ile rıza-yı İlahî yolunda, âhirete müteallik işlerde, kardeşleri adedince ruhları olduğundan biri ölse, “Diğer ruhlarım sağlam kalsınlar; zira o ruhlar her vakit sevabları bana kazandırmakla manevî bir hayatı idame ettiklerinden ben ölmüyorum.” diyerek, ölümü gülerek karşılar. “Ve o ruhlar vasıtasıyla sevab cihetinde yaşıyorum, yalnız günah cihetinde ölüyorum.” der, rahatla yatar.}

        Lem’alar ( 161 )[/BILGI]

        Hem madem resulu zişan a.s.v. efendimizin gelmesi ile nübüvvet mesleği bitmiştir yerini veraseti hilafete bırakmıştır. Ve hem madem zalim dünyanın arizi kanunları hilafeti yasaklamış halifeliği kaldırmıştır. Ve madem dünya dönüyor semavi kanunlar hükmediyor öyle ise insanlığın en büyük ihtiyacı olan hilafet ise yine suret değiştirmiştir. Bu suret hiç şüphe götürmez ki ancak ve ancak Risale-i Nur ve ondan temessül eden şahsi maneviyedir.

        [BILGI]Birinci Vesilesi: Risale-i Nur’dur ki; uhuvvet-i imaniyenin inkişafına kuvvet-i iman ile hizmet ettiğine kat’î delil, emsalsiz bir mazlûmiyet ve âcizlik haletinde te’lif edilmesi ve şimdi âlem-i İslâm’ın ekserî yerlerinde ve Avrupa ve Amerika’ya da tesirini göstermesi ve ihtilâlcilere ve dinsiz felsefeye ve otuz seneden beri dehşetli bir surette maddiyyun ve tabiiyyun gibi dinsizlik fikrine karşı galebe çalması ve hiçbir mahkeme ve ehl-i vukuf dahi onları cerhedememesidir. İnşâallah bir zaman da, sizin gibi uhuvvet-i İslâmiyenin anahtarını bulan zâtlar, bu mu’cize-i Kur’aniyenin cilvesini âlem-i İslâm’a işittireceksiniz.

        Emirdağ Lahikası-2 ( 223 )

        İkinci Vesilesi Mederestuz Zehradır. Bu meseleyi tafsilatlı olarak o mektuptan okuyabilirsiniz..

        [/BILGI]

        #815546
        Anonim

          Ezcümle: Hazret-i Hasan Radıyallahü Anh’ın altı aylık hilafeti ile beraber Risale-i Nur’un Cevşen-ül Kebir’den ve Celcelutiye’den aldığı bir kuvvet ve feyizle vazife-i hilafetin en ehemmiyetlisi olan neşr-i hakaik-i imaniye noktasında Hazret-i Hasan Radıyallahü Anh’ın kısacık müddetini uzun bir zamana çevirerek tam beşinci halife nazarıyla bakabiliriz.

          Çünki adalet-i hakikiye ile bu asırda insanları mes’ud edebilir bir istidadda bulunan,
          Risale-i Nur’dur ve onun şahs-ı manevîsi, Hazret-i Hasan Radıyallahü Anh’ın bir muavini, bir mütemmimi, bir manevî veledi hükmündedir

          Envar Neşriyat – Emirdağ Lahikası-1 ( 72 – 73 )

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.