- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
1 Ekim 2013: 18:51 #680958
Anonim
Allah’ı anmak ibadettir
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı.
Cafer Bey: “Belirli istekler için belirli adetlerle esmayı
zikredince istediğin şey oluyormuş gibi bir inanç var.
Bu inancın dinde yeri nedir?”
ALLAH’I ANMAK FARZDIR
Öncelikle şunu ifade edelim: Allah’ın adını zikretmek
ibadettir ve farzdır. Bir menfaatimiz, bir isteğimiz
olunca değil; her zaman!
Esasen, bizim Allah’a her zaman ihtiyacımız var.
Nitekim Kur’ân’da, “Beni zikredin.”1, “Allah’ı çokça
zikredin!”2 diye emreden çok sayıda âyet vardır.
Allah’ı bir menfaatimiz, bir isteğimiz olduğu zaman
zikretmek; isteğimiz olmadığında unutmak bir gaflet
halidir.
Öyleyse bizim için vecibe olan: Allah’ı her an
zikretmektir.
İstediğimiz şeyi verse de, vermese de bize düşen: O’nu
zikirden uzaklaşmamak, O’na darılmamak, zikri ve
duayı terk etmemek, umudumuzu ve inancımızı
kaybetmemektir.
DÜNYAYI İSTEYENE DÜNYA, AHİRETİ İSTEYENE
AHİRET
Çoğu zaman kul olarak biz, ne isteyeceğimizi, ne
miktar isteyeceğimizi bilemiyoruz.
Ama Kur’ân bize rehberlik yapıyor. Ne isteyeceğimizi
Kur’ân’dan öğrenebiliriz.
İşte bazı âyetler: “Kim dünya menfaatini isterse,
kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını
isterse, ona ondan veririz.”3
“İnsanlardan bazıları ‘Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver’
derler. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Onlardan,
‘Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik
ver ve bizi ateş azabından koru’ diyenler de vardır. İşte
onlara kazandıklarından bir nasip vardır.”4
“Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara.
Dünyadan da nasibini unutma.”5
Bu âyetler işaret ediyor ki: Allah dünyayı isteyene
dünyayı, ahireti isteyene ahireti veriyor.
Eğer duâlarımızda sırf dünyayı niyet etsek, duâmız
makbul olmadığından kabule karin olmuyor.
Bediüzzaman’ın ifadesiyle: “Eğer o dünyaya ait
faydalar ve menfaatler o ubudiyete, o virde veya o zikre
illet veya illetin bir cüz’ü olsa, o ubudiyeti kısmen iptal
eder. Belki o hasiyetli virdi akim bırakır, netice
vermez.”6
ESAS OLAN AHİRET YURDUDUR
Duâlarımızda elbette dünyevi ihtiyaçlarımızın
giderilmesini isteyebiliriz. Fakat sırf dünyevi istek ve
ihtiyaçlarda boğulmamalı; ahiretle ilgili daha çok şey
istemeliyiz. Çünkü dünyada az; ahrette ise çok, daha
çok, sınırsız derecede çok kalacağız.
Bu sünnet dengesini İslâm büyüklerinin zikri, evradı ve
ezkârı genellikle koruyor. En canlı ve en yakın örnek
olarak Bediüzzaman’ın ümmete hediye ettiği tesbihatı
bu açıdan inceleyebiliriz: Bediüzzaman’ın tesbihatında
esma zikri vardır.
Ve bu zikirden sonra Rabbimizden isteyeceğimiz şeyler
de vardır: Cehennemden korunma, af ve mağfiret
olunma, Cennete kabul edilme, Peygamber Efendimizin
(asm) şefaatine nail olma ve Peygamber Efendimiz’e
(asm) salatü selâm gönderme gibi isteklerdir bunlar.
Dikkat edilirse bu isteklerin hepsi uhrevîdir ve ahirette
bizim için ekmek ve sudan daha çok ihtiyaçtır.
Binaenaleyh namaz tesbihatına devam etmemiz, esma
zikri için de, esma zikrinden istediğimiz maksada
ulaşmamız için de bize istikametli bir zemin olarak
yeterlidir.
O FAYDALARI GÖREMİYORLAR VE GÖREMEYECEKLER
Piyasada esma zikri ile ilgili satılan birçok metinde,
maalesef birçok bidat, hurafe ve uydurma inançlara
revaç verildiğine rastlıyoruz. Ki bu Müslüman
memlekete hiç yakışmıyor. Bu memleket, İsrailî
uydurmaların revaç bulduğu bir memleket olmamalı
diyoruz.
İşte örnekler: -aynen alıyorum- “Emir sahibi olmak için
günde 90 defa El-Melik; talihin açık olması için 528
defa Eş-Şekur; hürmet görmek için 232 defa El-Kebir;
refaha kavuşmak için 662 defa El-Mütekebbir; işleri
büyütmek için 72 defa El-Basit; sıkıntısız ve borçsuz
bir hayat için 14 defa El-Vehhab; büyük servet sahibi
olmak için 1060 defa El-Ganiyy; devletten istediğini
elde etmek için 551 defa El-Müteali”…
Bu vaatler böyle devam edip gidiyor.
İnsan sormadan edemiyor: Bunca dünyalığı elde etmek
için öncelikle her birisinin esbabı ve yolları yok mu?
Keza bunca dünyalığı elde etmek için bunca mübarek
esmayı neden basamak yapıyorsun?
Son söz olarak, aynen Bediüzzaman’ın çığlığını buraya
alıyorum: “O faydaları göremiyorlar ve göremeyecekler
ve görmeye de hakları yoktur. Çünkü o faydalar, o
evradların illeti olamaz ve ondan, onlar kasten ve
bizzat istenilmeyecek. Çünkü onlar fazlî bir surette, o
hâlis virde talepsiz terettüp eder. Onları niyet etse,
ihlâsı bir derece bozulur. Belki ubudiyetten çıkar ve
kıymetten düşer.”7
Dipnotlar:
1- Bakara Sûresi: 152.
2- Ahzab Sûresi: 41; Cuma Sûresi: 10; Enfal Sûresi: 45.
3- Âl-i İmran Sûresi: 145.
4- Bakara Sûresi: 200, 201, 202.
5- Kasas Sûresi: 77.
6- Lem’alar, s. 136.
7- Lem’alar, s. 136. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.