• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #681175
    Anonim

      Bismillahirrahmanirrahim


      BEŞİNCİ SURET

      Bak, bu işler içinde görünüyor ki, o misilsiz zâtın pek büyük bir şefkati vardır. Çünkü her musibetzedenin imdadına koşturuyor. Her suale ve matluba cevap veriyor. Hattâ, bak, en ednâ bir hacet, en ednâ bir raiyetten görse, şefkatle kaza ediyor. Bir çobanın bir koyunu bir ayağı incinse, ya merhem, ya baytar gönderiyor.

      Şimdi gel, gidelim; şu adada büyük bir içtima var. Bütün memleket eşrafı orada toplanmışlar. Bak, pek büyük bir nişanı taşıyan bir yâver-i ekrem bir nutuk okuyor. O şefkatli padişahından birşeyler istiyor. Bütün ahali, “Evet, evet, biz de istiyoruz” diyorlar, onu tasdik ve teyid ediyorlar. Şimdi dinle; bu padişahın sevgilisi diyor ki:

      “Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celb et. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb’îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti’ raiyetini başıboş bırakıp idam etme” diyor ve pek çok yalvarıyor. Sen de işitiyorsun.

      Acaba bu kadar şefkatli ve kudretli bir padişah, hiç mümkün müdür ki, en ednâ bir adamın en ednâ bir meramını ehemmiyetle yerine getirsin; en sevgili bir yâver-i ekreminin en güzel bir maksudunu yerine getirmesin?

      Halbuki, o sevgilinin maksudu, umumun da maksududur. Hem padişahın marzîsi, hem merhamet ve adaletinin muktezasıdır. Hem ona rahattır, ağır değil. Bu misafirhanelerdeki muvakkat nüzhetgâhlar kadar ağır gelmez. Madem nümunelerini göstermek için, beş altı gün seyrangâhlara bu kadar masraf ediyor, bu memleketi kurdu. Elbette, hakikî hazinelerini, kemâlâtını, hünerlerini makarr-ı saltanatında öyle bir tarzda gösterecek, öyle seyrangâhlar açacak ki, akılları hayrette bırakacak. Demek bu meydan-ı imtihanda olanlar başıboş değiller. Saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar. (Sözler, Onuncu Söz)


      Bediüzzaman Said Nursi


      SÖZLÜK:
      adavet : düşmanlık
      ahali : halk
      baytar : veteriner
      celb etmek : çekmek
      cemâl : güzellik
      ednâ : en aşağı, en basit
      eşraf : ileri gelen büyükler
      hacet : ihtiyaç
      hürmet : saygı
      içtima : toplanma
      kaza etmek : yerine getirmek
      kemâl : kusursuzluk, mükemmellik
      kudretli : güç ve iktidar sahibi
      mahvetmek : yok etmek
      makarr-ı saltanat : saltanatın merkezi, başkent
      maksut : istek, arzu
      marzî : razı olunan şey
      matlup : istek
      menba : kaynak
      meram : arzu, istek
      meyletmek : eğilim göstermek
      misilsiz : benzersiz
      muhabbet : sevgi
      mukteza : gereklilik
      musibetzede : musibete uğrayan
      muti’ : itaatkâr, emre uyan
      muvakkat : geçici
      müştak : düşkün
      müteşekkir : teşekkür eden
      nişan : alâmet, işaret
      nutuk : konuşma
      nümune : örnek
      nüzhetgâh : seyir ve dinlenme yeri
      perverde eden : besleyen
      raiyet : halk, vatandaş
      seyrangâh-ı daimî : devamlı gezinti yeri
      şefkat : acıma, merhamet
      tahkir : hakaret etme, küçümseme
      tasavvur : düşünme, hayal etme
      tasdik : doğrulama, onaylama
      tazib etme : azaplandırma, eziyet verme
      teb’îd : uzaklaştırma, kovma
      teyid etmek : desteklemek
      umum : genel, herkes
      yâver-i ekrem : çok değerli, yüksek rütbeli memur
      zevâl : geçip gitme, yok olma

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.