• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #681481
    Anonim

      Neden Risâle-i Nûr’u Dikkât ve Tefekkürle Okuyorum?

      Evet, bütün hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve sâfi lezzet elbette mârifetullah ve muhabbetullahtadır. Onlar, onsuz olamaz.

      Cenab-ı Hakk’ı tanıyan ve seven;

      · nihayetsiz saadete,

      · nimete,

      · envâra,

      · esrara;

      ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır.

      Onu hakikî tanımayan, sevmeyen;

      · nihayetsiz şekavete,

      · âlâma

      · ve evhama

      · manen ve maddeten mübtela olur.

      Evet, şu perişan dünyada, âvâre nev’-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.

      İşte bu âvâre nev’-i beşer içinde, bu perişan fâni dünyada; insan, sahibini tanımazsa, mâlikini bulmazsa, ne kadar bîçare sergerdan olduğunu herkes anlar.

      Eğer sâhibini bulsa, mâlikini tanısa, o vakit rahmetine ilticâ eder, kudretine istinâd eder. O vahşetgâh dünyâ, bir tenezzühgâha döner ve bir ticâretgâh olur. Asa-yı Musa ( 226 )

      · İnsan, saray gibi bir binadır; temelleri, erkân-ı imaniyedir.

      · İnsan, bir şeceredir; kökü esasat-ı imaniyedir.

      · İmanın rükünlerinden en mühimmi, İman-ı Billah’tır; Allah’a imandır.

      · Sonra Nübüvvet ve Haşir’dir.

      Bunun için, bir insanın en başta elde etmeye çalıştığı ilim; iman ilmidir.

      İlimlerinesası, ilimlerinşahıve padişahı; iman ilmidir.

      · İman, yalnız icmalî bir tasdikten ibaret değildir.

      · İmanın çok mertebeleri vardır.

      · Taklidî bir iman, hususan bu zamandaki dalalet, sapkınlık fırtınaları karşısında çabuk söner. Tahkikî iman ise; sarsılmaz, sönmez bir kuvvettir.

      · Tahkikî imanı elde edenbir kimsenin, iman ve İslâmiyeti dehşetli dinsizlik kasırgalarına da maruz kalsa, o kasırgalar bu imân kuvveti karşısında tesirsiz kalmaya mahkûmdur.

      · Tahkikî imanı kazananbir kimseyi, en dinsiz feylesoflar dahi, bir vesvese veya şübheye düşürtemez. Sözler ( 749 )

      · Herkes kendi kendine bir derece istifade eder; fakat herkes her mes’elesini tam anlamaz.

      Hem iman hakikatlarının izahı olduğu için;

      · hemilim,

      · hem marifetullah,

      · hem ibadettir. Tarihçe-i Hayat ( 517 )

      Ehl-i velayetin amel ve ibâdet ve sülûk ve riyazetle gördüğü hakikatlar ve perdeler arkasında müşahede ettikleri hakaik-i imaniye, aynen onlar gibi Risale-i Nur ibadet yerinde, ilim içinde hakikata bir yol açmış; sülûk ve evrad yerinde, mantıkî bürhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikât-ül hakâika yol açmış.

      Ve ilm-i tasavvuf ve tarîkat yerinde, doğrudan doğruya İlm-i Kelâm içinde ve İlm-i Akide ve Usûl-üd Din içinde bir velâyet-i kübrâ yolunu açmış ki; bu asrın hakikat ve tarîkat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalaletlere galebe ediyor, meydandadır. Emirdağ Lahikası-1 ( 91 )

      Risale-i Nur’ungıda ve taam hükmündeki hakikatlarından:

      · hem akıl,

      · hem kalb,

      · hem ruh,

      · hem nefis,

      · hem his,

      hisselerini alabilir.

      Yoksa yalnız akıl cüz’î bir hisse alır, ötekiler gıdasız kalabilirler.

      Risale-İ Nur, Sair İlimler Ve Kitablar Gibi Okunmamalı.Çünki ondaki iman-ı tahkikî ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letaif-i insaniyenin kut ve nurlarıdır. Emirdağ Lahikası-1 ( 65 )

      اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

      Kardeşiniz

      Said Nursî


      Risâle-i Nûr’u Dikkât ve Tefekkürle Okuyorum?

      Sualime Üstadımın verdiği hakikatı yazdım.

      Bu hakikatların hakikatına vuslat temennisiyle

      Muhammed Numan ÖZEL

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.