- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Şubat 2014: 19:12 #681575
Anonim
[TABLE=”width: 606, align: center”]
[TR]
[TD=”bgcolor: #ffffff, align: left”]Rasûlullah’ın Sohbet Meclisi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”colspan: 2″][TABLE=”width: 606″]
[TR]
[TD=”width: 580, bgcolor: #ffffff, align: left”][TABLE=”width: 570, align: center”]
[TR]
[TD]Cenâb-ı Hak buyuruyor:“Ey îmân edenler! Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun!” (Tevbe, 119)[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Rasûlullah (sav) buyurdular:“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekinet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.”(Müslim, zikir, 38)[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Ebû’l-Hasan Şâzili Hazretleri’nin bir talebesi, sohbetleri terk etmişti. Bir gün Hazret, bu talebesiyle karşılaştı. Ona:“-Niçin bizden ayrıldın, sohbetlerimizi terk ettin?” diye sordu. Talebesi:
“-Bu zamana kadar sizden aldıklarım ve öğrendiklerim bana yeter, artık size ihtiyacım kalmadı.” cevâbını verdi.
Bu cevâba üzülen Şâzili Hazretleri, o talebesini şöyle ikâz etti:
“-Bak evladım! Eğer bir kimsenin, belli bir müddet içinde aldığı ilim ve feyz ile yetinmesi doğru olsaydı, Hz. Ebû Beki Sıddîk (ra)’ın, Hz. Peygamber (sav)’den aldığı ilim ve feyz ile yetinmesi gerekirdi. (Zira Peygamber Efendimiz (sav) gönlünde ne varsa hepsini Ebû Bekir (ra)’ın gönlüne de aktarmıştı.) Hâlbuki Hz. Sıddîk, hiçbir zaman kendisini sohbetten müstağnî görmedi, Allah Rasûlü (sav) vefât edinceye kadar O’ndan ayrılmadı. (Hatta Efendimiz’in vefâtından sonra da bir an evvel O’nun yanına gömülmenin hasreti içinde yaşadı.)” (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Aralık-2013)[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Kâbız: İmtihan için sıkan, rızkı belli bir ölçüde tutan ve o ölçüyle veren, ölüm anında kullarının can emanetini geri alan demektir.[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Kısa Günün Kârı
Feyz ve rûhâniyet dolu her sohbet; aslında Rasûlullah (sav) Efendimiz’in sohbet meclislerinden günümüze ulaşan bir rahmet esintisi ve asr-ı saâdet neşvesidir. Tıpkı bir mumla, başka mumların yakılması gibi… Mumları yakan ve onlar vâsıtasıyla etrâfı aydınlatan alev, aynı alevdir. Mü’min, bu mumların en sonuncusuyla da aydınlansa, esâsen ilk kaynaktan istifâde etmiş gibi olur.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE] -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.