• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #681709
    Anonim

      S- Pekâlâ o ebedî ceza hikmete muvafıktır, kabul ettik. Amma merhamet ve şefkat-i İlahiyeye ne diyorsun?

      C- Azizim! O kâfir hakkında iki ihtimal var. O kâfir, ya ademe gidecektir veya daimî bir azab içinde mevcud kalacaktır. Vücudun velev Cehennem’de olsun, ademden daha hayırlı olduğu vicdanî bir hükümdür. Zira adem, şerr-i mahz olduğu gibi, bütün musibet ve masiyetlerin de merciidir. Vücud ise velev Cehennem’de olsa, hayr-ı mahzdır. Maahâza kâfirin meskeni Cehennem’dir ve ebedî olarak orada kalacaktır.

      Fakat kâfir, kendi ameliyle bu duruma kesb-i istihkak etmiş ise de, amelinin cezasını çektikten sonra, ateş ile bir nev’ ülfet peyda eder ve evvelki şiddetlerden âzade olur.

      (Bediüzzaman Said Nursi | İşarat-ül İ’caz)


      Ebedî: Sonsuz, sonsuzlukla ilgili.
      Muvafık: Uygun, yerinde.
      Merhamet: Acımak, şefkat etmek, iyilik ve yardım edip korumak.
      Şefkat-i İlahiye: İlahi şefkat, Allah’ın(cc) kutsal ve kusursuz şefkati.
      Adem: Yokluk, hiçlik, bulunmama.
      Velev: Eğer, her ne kadar, hatta, isterse.
      Vicdanî: Vicdana ait, vicdanla ilgili.
      Hüküm: Karar, emir, yargı.
      Zira: Çünkü.
      Şerr-i mahz: Tam kötülük.
      Masiyet: Günah, isyan, itaatsizlik, emre karşı gelme.
      Mercii: Kaynağı.
      Hayr-ı mahzdır: Tam hayır.
      Maahâza: Bununla beraber.
      Ebedî: Sonsuz, sonsuzlukla ilgili.
      Amel: İş, çalışma, görevi yerine getirme.
      Kesb-i istihkak: Hak kazanma.
      Nev’: Tür, çeşit.
      Ülfet: Alışma, alışkanlık.
      Peyda: Ortaya çıkma, olma, meydana çıkma, kazanma, belirme.
      Âzade: Serbest, uzak, kurtulmuş, hür.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.