[TABLE=”width: 606, align: center”]
[TR]
[TD=”bgcolor: #ffffff, align: left”]Bir Kefen Aldık, Döndük Mezara!
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”colspan: 2″][TABLE=”width: 606″]
[TR]
[TD=”width: 580, bgcolor: #ffffff, align: left”][TABLE=”width: 570, align: center”]
[TR]
[TD]Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.” (Duhân, 38)[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”]
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Size iki nasîhatçı bıraktım. Biri susar, diğeri konuşur. Susan nasîhatçı ölüm, konuşan ise Kur’ân-ı Kerîm’dir.” (Fezâil-i Âmâl, s. 383)[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”]
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Dükkânı şehrin çıkış kapısında bulunan bir bakkal vardı. O kapıdan ne zaman bir cenâze çıksa yanında bulundurduğu bir testiye bir meyve çekirdeği atar ve bir ay sonra da onları sayarak:
“–Bu ay şu kadar kişi testiye düştü!” derdi.
Birgün o da öldü. Epey bir zaman geçmişti ki, ölümünden habersiz bir dostu kendisini ziyârete geldi. Onu göremeyince komşulara sordu.
“–Burada oturan bakkala ne oldu?”
Dediler ki:
“–O da testiye düştü!..”
İşte şu fânî âleme gelen yolcuların hikâyesi… Herkes ve herşey hakkında söylenen, bir varmış, bir yokmuş… (Osman Nuri Topbaş, Muhabbetteki Sır, Erkam Yay.)[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”]
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Hakîm: Bütün işleri yerli yerince ve eksiksiz olan, hüküm ve hikmet sahibi, eşyanın, işlerin ve her şeyin hakikatini bilen demektir.[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”]
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Kısa Günün Kârı
Cenâb-ı Hak, kâinâtı ilâhî muhabbet ve mârifet nazarıyla temâşâ edebilmeyi, gözlerden akan haşyet ve nedâmet şebnemleriyle gufrân iklimlerine ulaşmayı ve “ölmeden evvel ölünüz” sırrına ererek hakîkat âlemine uyanmayı nasîb eylesin… Âmîn!..[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]