- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
27 Haziran 2014: 12:55 #682098
Anonim
Ramazan iklimi…
Evet… On bir ayın sultanı Ramazan, bu sefer de bize ulaştı. Ruhlarımızı ve bütün benliğimizi kuşatan rahmet ikliminin içerisine girmiş bulunmaktayız. Bu nazlı misafiri ağırlayıp, memnun edebilirsek, hakkımızda yapacağı hüsnü şehâdetle ötelerde bize şefaatçi olur.
Biçare insan, aczini ve fakrını idrak için kendisine bahşedilen, nimet-i İlâhiyenin şükrüne vesile olsun diye, yılda bir kez böyle bereketli bir iklimle tanışır. Ramazan mizandır. Bütün benliğimizi saran bir ölçüdür. Haddini bilmeyi insana talim eder. Hadis-i Şerifin ifadesiyle ‘‘oruç kalkanı’’nı kuşanan mü’min, bütün kötülüklere ve aşırılıklara hedef olmaktan uzaklaşır. Bu ayda şahsî ve ailevî hayatımıza düzen ve intizam gelir. Aile fertleri arasında şefkat ve tesanüd artar. İktisâdî hayat canlanır. İçtimâî ve sosyal hayatımız durulur. Kur’ân tilavetinin artmasıyla İlâhî muhavere zirveleşir. Efendimiz (sav) bir hadislerinde şöyle ifade ederler: ‘’Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır. Ramazanda şeytanlar zincire vurulur.’’ (Buhârî, Savm, 5)
Nefsin mevhum rububiyeti kırılır. Bu ay kulluk defterinin muhasebe hesaplarının kapanış kayıtlarının, yapıldığı mizan ayıdır. Bu ay bolluk ve bereket ayıdır. Ma’nevî bilanço ve kâr/zarar cetvelinin analizi bu ayda yapılır. Muhasebe ve nefsin terbiyesi bu ayda tasnife tabi tutulur. Nefsin terbiye maratonunun yıllık son turunun atıldığı, son dönemeçtir. Oruç bu ayın sabır ağacından toplanan en leziz meyvesidir.
Sonunda bir bilanço ortaya çıkar. Bu bilançonun aktifinde sahip olduğumuz varlıklar yani mazhar olduğumuz nimetler, bize bahşedilen kabiliyet ve istidatlar yer alır. Karşı sayfada pasif hanesinde ise bu nimet ve kabiliyetleri yerli yerince kullanma, iman, marifet ve muhabbet sermayemizin özünü teşkil eden karşılığı yer alır. Bunun adı da öz sermayedir. (Sabır, takva, salih amel) Diğer ümmetlerde de yaşanmakla birlikte, yeryüzü sakinlerinin hicretin ikinci yılından bu yana, Ümmet-i Muhammed (aleyhi’s-salâtü vesselam) olma ayrıcalığı ile oruç kalkanını takındıkları günden bu güne, nice kutlu ramazanlar yaşandı kim bilir? Nice mana erleri, ramazan ufkunda pervaz edip, alây-ı illiyyîn burçlarına yükseldi. İnsanlık ufkunu karartan kirlerden arınıp yıkandı. Ebnây-ı cinsine ve tüm mahlûkata karşı şefkat ve merhamet hisleri bu ayda coştu. İşte böyle bir ayın içerisinden geçmekte olduğumuz bu zaman diliminin her dakikasının hakkını vermek, insan olmamızın gereğidir.
Kâinat mescid-i kebirinde bütün letâifimizle bir ay süreli mânevî i’tikâfa girip, bütün kirlerden arınma vaktidir. Bin aydan daha hayırlı kadir gecesinde (Ramazanın son on gününde tekli gecelerde aranan), rahmet ve mağfiret sağanağıyla buluşma vaktidir. Allah inayetini üzerimizden eksik etmesin. Gidişiyle içimizde derin bir hasret bıraksın. Kalbi Ramazanda muallak kalanlardan eylesin. Sonunda erişeceğimiz Bayram liyakatimiz ölçüsünde bayram olacaktır. Rabbim hakiki bayramlara cümlemizi kavuştursun.
Alvar imamı Efe Hazretleri’nin (rahmetullahi aleyh) ifadeleriyle;
Mevlâ bizi afvede
Gör ne güzel ıyd olur.
Cürm ü hatalar gide
Bayram o bayram olur.Merhamet ede Rahîm
Dermanı vere Hakîm
Lutfede lutf-i Kadîm
Bayram o bayram olur.İşte o zaman hakiki bayram olur…
Yakup AKSOY
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.