- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
24 Kasım 2014: 16:08 #682537
Anonim
İbâdet Hayatımızda Tefekkür
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmrân, 190-191)Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Tefekkür gibi ibâdet yoktur.” (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, XVI, 121)Rûhânî bir tefekkür, tahkîkî îmâna ermeye vesîledir. İlmin irfâna dönüşmesi için, tefekkür ufkundan süzülerek kalbe nakşedilmesi zarûrîdir.
Vehb bin Münebbih (rh) buyurur ki:
“Çok tefekkür eden, mutlak sûrette bilgili olur. Gerçek mânâda bilgili olan da mutlaka sâlih amellerde bulunur.” (İhyâ, IV, 764)
İbâdetler, ancak huşû ile îfâ edildiğinde seviye kazanır. Tefekkür, ibâdetlerde huşûyu temin eder. Zira tefekkür; ibâdet esnâsında kimin huzurunda olduğunun şuur ve dikkatini kazandırır. Bu sebeple tefekkür derinliği içinde îfâ edilen ibadetlerle, gâfilâne îfâ edilenler arasında muazzam bir seviye farkı vardır.
Nitekim Hazret-i Ali (ra) da:
“İlimsiz ibâdette, tefekkürsüz Kur’ân tilâvetinde fayda ve feyz azalır.” buyurarak makbul bir ibâdet hayatı için tefekkürün luzûmuna işâret etmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav) :
“Tefekkür gibi ibâdet yoktur.” (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, XVI, 121) hadîs-i şerifleriyle, tefekkürle kalbin feyizlenmesini, ibâdet seviyesinde gördüğünü beyan buyurmuştur. Yani nefsânî ihtiraslardan kurtulmak, kalbi inceltip zarifleştirmek, îmânı kuvvetlendirmek, gereksiz endişeleri terk edip hayatta huzuru bulmak için tefekkür gerekli olduğu gibi, ibâdetlerin kabûlü için de şarttır. (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2009-Kasım)Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Müntekım: İntikam alan, suçluları gerektiği gibi cezalandıran, cezayı da adaleti ile veren, haksızlık etmeyen demektir.Kısa Günün Kârı
İnsanlık içinde tefekkür ve tahassüs derinliği bakımından en zirve tecellîlere mazhar kılınmış yegâne örnek şahsiyet, hiç şüphesiz ki Rasûlullah (sav) Efendimiz’dir. Hak dostlarından Ahmed er-Rifâî Hazretleri buyurur ki:
“Tefekkür, Hazret-i Peygamber (sav) Efendimiz’in ilk amelidir. Zira bütün farzlardan önce O’nun ibâdeti, Allâh’ın mahlûkâtını ve nîmetlerini düşünmekten ibâretti. Öyleyse siz de tefekküre iyi sarılın ve onu ibret vesîlesi yapın.” -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.