• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #682584
    Anonim

      Dil ve Gönül Âhengi

      Cenâb-ı Hak buyuruyor:
      “Siz Ben’i zikredin ki, Ben de sizi zikredeyim…” (Bakara, 152)

      Rasûlullah (sav) buyurdular:
      “Rabbini zikredenle etmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.” (Buhârî, Daavât 66)

      Zikir, Allâh’ı unutmamak ve her vesîleyle O’nu anmaktır. Zikrin kâmil mânâda îfâ edilmesi; kalp ve dilin, müşterek âhenk içinde Allah’ı anmasına bağlıdır. Aksi takdirde, gâfil bir kalple yapılan zikrin, kıymet ve ehemmiyeti azalır. Zikir esnâsında kalbin, mâsivâdan, yani gönlü Allahtan uzaklaştıran her şeyden irtibâtı kesilmelidir. Zikirde kalp tamamen zikrin taşıdığı mânânın tefekkürüyle titremelidir.

      Nitekim âyet-i kerîmede:

      “Mü’minler ancak, Allah zikredildiği zaman yürekleri titreyen kimselerdir…” (Enfâl, 2)

      Bir kudsî hadiste de:

      “Allah Teâlâ buyuruyor ki:

      Ben kuluma, Ben’im hakkımdaki zannına göre muâmele ederim. O Ben’i zikrettiğinde, Ben onunla beraberim. O Ben’i, kendi içinde zikrederse, Ben de onu zikrederim. O Beni bir topluluk içerisinde zikrederse, Ben de onu, o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içerisinde anarım.” (Buhârî, Tevhid, 15)
      Şüphesiz ki Rabbimiz’in bizi anması, bizim O’nu zikretmemizle mukâyese edilemeyecek derecede, çok daha hayırlıdır. İşte bu büyük hayra ve Hakk’ın yakınlığına nâil olabilmek için; dil ve gönül âhengi içinde, mâsivâ düşüncelerini terk ederek ve kendini Hak’ta ifnâ edercesine zikretmeye gayret göstermeliyiz. (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Aralık-2014)

      Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
      en-Nûr: Nurlandıran, nurun kaynağı, âlemleri nurlandıran, simalara, zihinlere ve gönüllere nur yağdıran, kulunun iç âlemini nurlandırarak onu hidâyete kavuşturan, hakkı, doğruyu görmesini sağlayan demektir.

      Kısa Günün Kârı

      Allâh’ı zikretmek, sırf “Allah” lâfzını tekrarlamaktan ibâret değildir. Zikir, ancak kalpte mekân bulduğu zaman niyet ve amellerin düzelip seviye kazanmasına vesîle olur.

      Mevlânâ Hazretleriʼnin buyurduğu gibi:
      “Sırf ağızla, dille, duymadan, düşünmeden yapılan zikir, noksan bir tekrardır. Cân u gönülden, hayranlık duyarak yapılan zikir ise, sözlerden de, kelimelerden de âzâdedir… Ey O’nu bulamadan, sadece, O’nun adını yeterli bulan kişi! «Hû» kâsesinden (yani Hakkʼa dostluk menbaından) içmeden, nasıl olur da benlik arzularından kurtulabilirsin?”

      Lügatçe
      âhenk: Uyum.
      îfâ: 1. Yapma, yerine getirme.
      mâsivâ: Ondan gayrısı. (Allah’tan) başka her şey hakkında kullanılan tâbirdir) Dünya ile alâkalı şeyler.

      “İki Gün Bir Değil” mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.