• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #682668
    Anonim

      Hakk’a İlk İsyan Sebebi: Benlik

      Cenâb-ı Hak buyuruyor:

      “İnsan görmez mi ki, Biz onu bir nutfeden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş!” (Yâsin, 77)

      Rasûlullah (sav) buyurdular:

      “Allâh’ım! Îmânı bize sevdir, gönüllerimizi onunla zînetlendir! Bizi küfür, azgınlık ve isyandan nefret ettir! Bizleri din ve dünya için faydalı olan şeyleri bilenlerden, doğru yola erenlerden eyle!” (Ahmed, III, 424; Hâkim, I, 686-687/1868; III, 26/4308)

      Asıllarının “hiçlik ve yokluk” olduğunu unutan gâfiller, en büyük mânevi felâket olan benlik, enâniyet ve kibir girdabına kapılmaktan kurtulamazlar.

      Nitekim İblis, benliğinden dolayı Allah Teâlâ ile cidâle kalkıştı. Âdem (as) hakkında, “Ben ondan üstünüm.” dedi, kahroldu gitti.

      İlâhi bir imtihan îcâbı hazinelere gark edilen Kârun, zekâtını hesap edip tahsil etmek isteyen Hz. Mûsâ’ya karşı çıktı, tavır koydu ve böbürlenerek:

      “-Bu hazineleri ben kendi ilmimle kazandım.” dedi. O hazinelerin, Rabbinin lûtfu ve imtihanı olduğunu unuttu. Güvendiği hazineleriyle birlikte yerin dibine gömüldü.

      Bel’am bin Bâûrâ, nâil olduğu mânevi mazhariyetleri, kendine izâfe etti, mağrur bir şekilde hevâsını meyletti. Cenâb-ı Hak da onu, dilini çıkarmış soluyan bir kelp gibi ahmaklaştırarak helak etti.
      Bunlar gibi sayısız misalleriyle tarih şâhittir ki, Cenâb-ı Hakk’ın azamet ve kibriyâ sıfatıyla yarışa kalkışan, Hakk’a karşı “ben” diyen zâlimler, “Bizden daha güçlü kim var?” diye övünen Âd ve Semud gibi güçlü-kuvvetli kavimler, Allâh’ın verdiği zihnî kâbiliyetlere îcâd ettiği vâsıtalara güvenerek gurur ve kibre kapılanlar, dâimâ ilâhi kahır ve intikamın en ibretli misalleri olarak azap kamçıları altında helâk oldular. (Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarından Hikmetler-2, Erkam Yay.)

      Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

      el-Azîm: Pek azametli, pek büyük, zatının ve sıfatının mahiyeti çok yüce olan, aklın, hakîkatinin künhünü ihâtadan âciz kaldığı Yüce Zât demektir.

      Kısa Günün Kârı

      Varlık duvarının yıkılışı, nasıl boyun eğerek, Hak karşısında tezellül ve hiçliği idrâk ettiren secdelerle hâsıl olursa; insandaki nefis ve benlik devesi de, ancak aşk, yokluk ve “la” kılıcı ile yontulup, yani hiçlik hâline erdirilmek sûretiyle ıslah olur. Ancak bu sûretle, rahmet ve nimete nâil olmak için zarûrî olan imtihan iğnesinin çileli halkasından muvaffakıyetle geçebilir.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.