• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #682994
    Anonim

      Bir zât, bir bîçareyi, bir minarenin başına çıkarıyor. Minarenin her basamağında ayrı ayrı birer ihsan, birer hediye veriyor. Tam minarenin başında da en büyük bir hediyeyi veriyor. O mütenevvi hediyelere karşı ondan teşekkür ve minnetdarlık istediği halde; o hırçın adam, bütün o basamaklarda gördüğü hediyeleri unutup veyahud hiçe sayıp şükretmeyerek yukarıya bakar. Keşke bu minare daha uzun olsaydı, daha yukarıya çıksaydım, ne için o dağ gibi veyahud öteki minare gibi çok yüksek değil deyip şekvaya başlarsa, ne kadar bir küfran-ı nimettir, bir haksızlıktır.

      Bediüzzaman Said Nursi

      Bîçare: Çaresiz.
      İhsan: İyilik, lütuf, bağışlama, cömertlik.
      Mütenevvi: Çeşitli, türlü türlü.
      Minnetdar: İyiliklere karşılık şükür hissi içinde olan.
      Şekva: Şikayet.
      Küfran-ı nimet: Nimete karşı nankörlük, nimetin Allah’tan(cc) geldiğini düşünmemek veya inkar etmek.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.