• Bu konu 1 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #683023
    Anonim

      Gurur ile insan maddî ve manevî kemalât ve mehasinden mahrum kalır. Eğer gurur saikasıyla başkaların kemalâtına tenezzül etmeyip, kendi kemalâtını kâfi ve yüksek görürse, o insan nâkıstır. Böyle insanlar, malûmat ve keşfiyatlarını daha yüksek görmekle, eslaf-ı izamın irşadat ve keşfiyatlarından mahrum kalırlar. Ve evhama maruz kalarak bütün bütün çizgiden çıkarlar. Halbuki eslaf-ı izamın kırk günde yaptıkları bir keşfiyatı, bunlar kırk senede bulamazlar.

      Said Nursi

      Gurur: Boş şeylerle böbürlenme. *Kibir, kurum, kurulma. *Kendini yüksek ve değerli tutma hissi.
      Kemalât: Faziletler, iyilikler, kemâller, olgunluklar, mükemmellikler. *İnsandaki ahlâk ve huy güzellikleri.
      Mehasin: Güzellikler, hüsünler, iyilikler. *İnsana verilen güzelikler.
      Saika: Sevk eden, götüren, sürükleyen, sebep olan, sebep. (bkz. sâik.)
      Nâkıs: Noksan, eksik, tam olmayan. *Kusûru olan, kusurlu.
      Malûmat: Bilinen şeyler, bilinenler. *Bir iş veya mevzu hakkındaki bilgiler.
      Keşfiyat: Keşifler, bulup meydana çıkarılan şeyler, yeni bulunan şeyler.
      Eslaf-ı izam: Evvelce geçmiş olan büyük zâtlar.
      İrşadat: Uyarmalar, doğru yolu göstermeler.

      #818496
      Anonim

        Cenab-ı Hakk’ın verdiği nimetleri söyleyip ilân ve tahdis-i nimet etmek, bazan gurura ve kibre incirar eder. Tevazu kasdıyla da o nimetleri ketmetmek iyi değildir. Binaenaleyh ifrat ve tefritten kurtulmak için istikamet mizanına müracaat edilmeli. Şöyle ki:

        Her bir nimetin iki vechi vardır. Bir vechi insana aittir ki insanı tezyin eder, medar-ı lezzeti olur. Halk içinde temayüze sebeb olur. Mûcib-i fahr olur, sarhoş olur. Mâlik-i Hakikî’yi unutur. En-nihayet kibir ve gurur kuyusuna düşürtür.

        İkinci vechi ise, in’am edene bakar ki, keremini izhar, derece-i rahmetini ilân, in’amını ifşa, esmasına şehadet eder. Binaenaleyh tevazu, ancak birinci vecihle tevazu olabilir. Ve illâ küfranı tazammun etmiş olur. Tahdis-i nimet dahi, ikinci vecihle manevî bir şükür olmakla memduh olur. Yoksa kibir ve gururu tazammun ettiğinden mezmumdur. Tevazu ile tahdis-i nimet şöylece bir içtimaları var:

        Bir adam hediye olarak bir palto birisine veriyor. Paltoyu giyen adama başka bir adam “Ne kadar güzel oldun.” dediğine karşı “Güzellik paltonundur.” dediği zaman, tevazu ile tahdis-i nimeti cem’etmiş olur.

        Mesnevi-i Nuriye
        #818558
        Anonim

          Büyük görünme küçülürsün. Sözler

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.