• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #683448
    Anonim

      Ey nefs-i emmare, kat’iyyen bil ki, senin hususî ama pek geniş bir dünyan vardır ki; âmâl, ümid, taallukat, ihtiyacat üzerine bina edilmiştir. En büyük temel taşı ve tek direği, senin vücudun ve senin hayatındır. Halbuki o direk kurtludur. O temel taşı da çürüktür. Hülâsa, esastan fasid ve zayıftır. Daima harab olmağa hazırdır.
      Nefs-i emmare: Kötü istek ve düşünceleri uyandırıp yapmaya kuvvetli şekilde zorlayan -nefis.
      Kat’iyyen: Kesinlikle.
      Hususî: Özel.
      Âmâl: Emeller, istekler.
      Taallukat: Alakalıklar, alakalanmalar, ilgilenmeler.
      Hülâsa: Özet.
      Esas: Temel, kök.
      Fasid: Bozuk.
      Daima: Devamlı, her vakit.
      Harab: Harap, yıkık, bozulmuş.

      Evet bu cisim ebedî değil, demirden değil, taştan değil.. ancak et ve kemikten ibaret bir şeydir. Âni olarak senin başına yıkılıyor, altında kalıyorsun. Bak zaman-ı mazi senin gibi geçmiş olanlara geniş bir kabir olduğu gibi, istikbal zamanı da geniş bir mezaristan olacaktır. Bugün sen iki kabrin arasındasın; artık sen bilirsin!…
      Ebedî: Sonsuz.
      ibaret: Meydana gelmiş.
      Zaman-ı mazi: Geçmiş zaman.
      İstikbal: Gelecek zaman.
      Mezaristan: Mezarlık.

      Said Nursi
    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.