- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
17 Mart 2016: 01:09 #683874
Anonim
Benlik, Gerçek Efendiliğe Mânîdir
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“(Yine) A’râf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki “Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı.” (A’raf, 48)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Allah Teâlâ bana: O kadar mütevâzi olun ki, kimse kimseye böbürlenmesin; kimse kimseye zulmetmesin, diye bildirdi.” (Müslim, Cennet 64. Ebû Dâvût, Edeb 40; İbni Mâce, Zühd 16, 23)
Câfer-i Sâdık insanları tevâzû sahibi olmaya teşvik eder, bencil davranıp büyüklenenleri de îkâz ederdi. Nitekim bir gün bir kabîleye rastlamıştı:
“-Sizin efendiniz kim?” diye sordu. İçlerinden biri:
“-Ben!” dedi.
Hazret bu cevaptan hoşlanmadı ve onu îkâz ederek:
“-Eğer sen bunların efendisi olsaydın; ‘Ben’ demezdin! (Onların hizmetkârı olduğunu söylerdin.)” buyurdu. (Hânî, el-Hadâik, s. 132)
Çünkü enâniyet/benlik, gerçek efendiliğe mânîdir.
Câfer-i Sâdık Hazretleri, hiçbir zaman riyâsete, yani insanlara baş olmaya da heves etmemiş, dâimâ uzleti ve sükûtu tercih etmiştir. Zira mârifetullah deryâsına dalan kişi, sâhillere tamah etmez. Cenâb-ı Hak ile ünsiyet kuran kişi, insanların medh ü senâsına değer vermez… (Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarından Hikmetler Câfer-i Sâdık, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Muhyî: Can bağışlayan, sağlık veren, dirilten, kalpleri dalâletten kurtarıp, iman ve zikirle dirilten, hayat veren demektir.
Kısa Günün Kârı
Şüphesiz ki bütün îmânî meziyetler, ahlâkî fazîletler, güzel hasletler ve ihlâslı ameller; kulun mânen yükselerek Hakkʼa yaklaşmasına vesîledir. Bu meyanda, merhamet, şefkat, cömertlik, diğergâmlık, hizmet, edep ve benzeri nice haslet sayılabilir. Fakat âcizâne kanaatimizce kula en çok yakışan haslet “tevâzû”dur. Kulu Hakkʼa en çok yaklaştıran, Cenâb-ı Hakkʼı en çok râzı eden, Hak Teâlâʼnın kulunda görmekten hoşnud olduğu hâllerin başında “tevâzû” gelir. Zira aslı yokluk ve hiçlik olan insanın haddini bilmesi, Cenâb-ı Hakkʼın kudret ve azameti karşısınca aczini îtiraf etmesi ve nihayet varlık ve benlik iddiâsından kurtulması, en büyük kulluk edebidir.
Lügatçe
mütevâzî: 1. Alçak gönüllü. 2. Gösterişsiz, iddiasız.
tevâzû: Alçakgönüllülük gösterme.
riyâset: 1. Bir işi idarede başta bulunmak, başkanlık, reislik.
uzlet: Toplum yaşayışından kaçıp tek başına yaşama.
sûkut: 1. Sessizlik. 2. Susma.
mârifetullah: Tasavvufta ulaşılmak istenen makamlardan birinin adı Allah’ı bilmek.
tamah: 1. Aç gözlülük. 2. Hırs.
medh ü senâ: Şükretme ve övme.
diğergâmlık: Kendisinden çok başkasını düşünmek, başkasının derdiyle dertlenmek. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.