• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #684027
    Anonim

      Aklım yürüyüş yaparken, bazan kalbimle arkadaş olur. Kalb zevkiyle bulduğu şeyi akla veriyor. Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor. Meselâ: Fâtır-ı Hakîm’in kâinattan sonsuz bir uzaklığı olduğu gibi, sonsuz bir kurbiyeti de vardır. Evet ilim ve kudretiyle bâtınların en bâtınında bulunduğu gibi; fevklerin de en fevkinde bulunuyor. Hiçbir şeyde dâhil olmadığı gibi, hiçbir şeyden de hariç değildir. Evet âsâr-ı rahmetine mazhar olan sath-ı arzda mamulât-ı kudrete bak ki, bir parça bu sırra vâkıf olasın.
      Bervech-i mutad: Âdet olduğu gibi, alışıldığı üzere.
      Bürhan: Kesin delil, ispat vasıtası.
      İbraz: Gösterme, ortaya koyma.
      Fâtır-ı Hakîm: Sonsuz hikmet sahibi yaratıcı, herşeyi faydalı ve gayeli yapan yaratıcı.
      Kurbiyet: Yakınlık.
      Kudret: Güç.
      Bâtın: İç, görünmeyen, iç yüz.
      Fevk: Üst.
      Êsâr-ı rahmet: Rahmet eserleri.
      Sath-ı arz: Arzın sathı, dünya yüzü, yerin yüzü.
      Mamulât-ı kudret: Kudretin imal ettikleri, Allah’ın (cc) sonsuz gücünün yaptıkları.

      Meselâ: Biri arzda diğeri semada veya biri şarkta diğeri garbda iki şeyi bir anda yaratan Sâni’in, o yaratılan şeylerin arasındaki uzaklık kadar uzaklığı lâzımdır. Ve keza her şeyin kayyumu olduğu cihetle de, her şeyin nefsinden daha ziyade bir kurbiyeti de vardır. Bu sır, daire-i vücub, tecerrüd ve ıtlak hasaisindendir. Ve fâil-i aslînin mahiyetiyle, zıllî olan münfail arasındaki mübayenet-i lâzımesidir. Meselâ: Şems timsallerine kayyum olduğu için fevkalhad onlara bir kurbiyeti vardır. Âyinedeki zıll ve gölge ile semada bulunan asıl arasındaki mesafe kadar da bu’diyeti vardır.
      Sâni’: Sanatkar yaratıcı.
      Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle.
      Kayyumu: Ayakta tutanı, dayanağı ve yıkılmaktan koruyucusu.
      Daire-i vücub: Vücub dairesi, varlığı zorunlu olup, aksi düşünülemez olan saha.
      Tecerrüd: Sıyrılmak, kurtulmak, ayrılmak, her türlü şartların ve bağların dışında kalmak.
      Hasais: Hususi özellikler, hassalar, nitelikler.
      Fâil-i aslî: Asıl iş yapan.
      Zıllî: Gölge ile alakalı.
      Mübayenet-i lâzıme: Lâzım olan zıtlık, gereken ayrılık.
      Bu’diyet: Uzaklık.

      Said Nursi
    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.