• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #684208
    Anonim

      Ashabın Elinden Tutan Peygamber

      Cenâb-ı Hak buyuruyor:

      “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi.” (Âl-i İmrân, 159)

      Rasûlullah (sav) buyurdular:

      “Nerede yumuşaklık ve kolaylık varsa, orada güzellik vardır. Kolaylığın bulunmadığı her şey çirkindir.” (Müslim, Birr, 78; Ebû Dâvûd, Edeb, 10)

      Abdullah bin İkrâş (ra) babasından şu hâdiseyi nakleder:

      Kavmim Mürre bin Abîd oğulları mallarının zekâtını benimle Rasûlullah (sav)’e gönderdiler. Medine’ye geldiğimde Efendimiz Muhacir ve Ensar’ın arasında oturuyordu. Elimden tutup beni Ümmü Seleme (ranhâ)’nın evine götürdü.

      Peygamberimiz:

      “− Yiyecek bir şey var mı?” diye sordu.

      Bize, içerisinde bolca et parçaları olan bir tepsi yemek getirildi. Ondan yemek için yaklaştık. Ben kabın her tarafından yiyordum. Allah Resûlü ise önünden yiyordu. (Bir ara) sol eliyle sağ elimden tuttu ve:

      “− Ey İkrâş! Önünden ye! Çünkü yemeğin her tarafı aynıdır” buyurdu.

      Sonra bize, içerisinde taze ve kuru hurmalar bulunan bir tabak getirildi. Bu sefer önümden yemeye başladım. Peygamber Efendimiz’in eli ise, tabağın her tarafında dolaşıyordu.

      Bana da:

      “− Ey İkrâş! Dilediğin yerinden ye! Çünkü (tabağın içindekilerin hepsi) aynı çeşit hurma değil” buyurdu. (Tirmizî, Et’ime, 41; İbn-i Mâce, Et’ime, 11)

      Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz bu hâdisede rıfk ve mülâyemetle İkraş’ın elinden tutarak ona yemek âdabını öğretmiştir. Sahâbîsinin elini tutması, onun muhabbet ve yakınlığını artırdığı gibi yapılan îkâzı unutmamasını da sağlamıştır. (Üsve-i Hasene-2, Erkam Yay.)

      Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

      el-Vâris: Mahlûkatın tümü yok olduktan sonra diri kalacak olan, ebedî olan, dünya hayatındaki servetlerin geçici sahipleri ahirete göçtükten sonra da varlığı devam edecek olan, servetlerin gerçek sahibi olan demektir.

      Kısa Günün Kârı

      Rıfk ve mülâyemet; söylenen sözde, yapılan işte, gösterilen davranışta kolay geleni tercih etmek, insanlara karşı nâzik ve yumuşak olmak demektir. Rıfk ve mülâyemet, Allah ve Resûlü’nün râzı olduğu ve methettiği güzel ahlâkî vasıflardan biridir.

      Cenâb-ı Hak buyuruyor:

      “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi.” (Âl-i İmrân, 159)

      Rasûlullah (sav) buyurdular:

      “Nerede yumuşaklık ve kolaylık varsa, orada güzellik vardır. Kolaylığın bulunmadığı her şey çirkindir.” (Müslim, Birr, 78; Ebû Dâvûd, Edeb, 10)

      Abdullah bin İkrâş (ra) babasından şu hâdiseyi nakleder:

      Kavmim Mürre bin Abîd oğulları mallarının zekâtını benimle Rasûlullah (sav)’e gönderdiler. Medine’ye geldiğimde Efendimiz Muhacir ve Ensar’ın arasında oturuyordu. Elimden tutup beni Ümmü Seleme (ranhâ)’nın evine götürdü.

      Peygamberimiz:

      “− Yiyecek bir şey var mı?” diye sordu.

      Bize, içerisinde bolca et parçaları olan bir tepsi yemek getirildi. Ondan yemek için yaklaştık. Ben kabın her tarafından yiyordum. Allah Resûlü ise önünden yiyordu. (Bir ara) sol eliyle sağ elimden tuttu ve:

      “− Ey İkrâş! Önünden ye! Çünkü yemeğin her tarafı aynıdır” buyurdu.

      Sonra bize, içerisinde taze ve kuru hurmalar bulunan bir tabak getirildi. Bu sefer önümden yemeye başladım. Peygamber Efendimiz’in eli ise, tabağın her tarafında dolaşıyordu.

      Bana da:

      “− Ey İkrâş! Dilediğin yerinden ye! Çünkü (tabağın içindekilerin hepsi) aynı çeşit hurma değil” buyurdu. (Tirmizî, Et’ime, 41; İbn-i Mâce, Et’ime, 11)

      Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz bu hâdisede rıfk ve mülâyemetle İkraş’ın elinden tutarak ona yemek âdabını öğretmiştir. Sahâbîsinin elini tutması, onun muhabbet ve yakınlığını artırdığı gibi yapılan îkâzı unutmamasını da sağlamıştır. (Üsve-i Hasene-2, Erkam Yay.)

      Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

      el-Vâris: Mahlûkatın tümü yok olduktan sonra diri kalacak olan, ebedî olan, dünya hayatındaki servetlerin geçici sahipleri ahirete göçtükten sonra da varlığı devam edecek olan, servetlerin gerçek sahibi olan demektir.

      Kısa Günün Kârı

      Rıfk ve mülâyemet; söylenen sözde, yapılan işte, gösterilen davranışta kolay geleni tercih etmek, insanlara karşı nâzik ve yumuşak olmak demektir. Rıfk ve mülâyemet, Allah ve Resûlü’nün râzı olduğu ve methettiği güzel ahlâkî vasıflardan biridir.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.