• Bu konu 2 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #684214
    Anonim

      “Münafık öldükten sonra namazı kılınmaz” mealindeki âyet, o zamandaki ihbar-ı İlahî ile bilinen kat’î münafıklar demektir. Yoksa zan ile, şübhe ile, münafık deyip namaz kılmamak olmaz. Madem “Lâ ilahe illallah” der, ehl-i kıbledir. Sarih küfür söylemese veyahut tövbe etse, namazı kılınabilir.

      Emirdağ Lahikası
      #823765
      Anonim

        Ehl-i Sünnet’in ve İlm-i Kelâm’ın azîm imamlarından meşhur Sa’deddin-i Taftazanî, Yezid ve Velid hakkında tel’in ü tadliline cevaz vermesine mukabil, Seyyid-i Şerif-i Cürcanî gibi Ehl-i Sünnet Velcemaat’in allâmeleri demişler: “Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve fâcirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybîdir. Ve kat’î bir derecede bilinmediği için, şahısların hakkında nass-ı kat’î ve delil-i kat’î bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tövbe etmek ihtimaliyle, öyle hususî şahsa lanet edilmez. Said Nursi

        #823826
        Anonim

          @Ahmet. 547558 wrote:

          “Münafık öldükten sonra namazı kılınmaz” mealindeki âyet, o zamandaki ihbar-ı İlahî ile bilinen kat’î münafıklar demektir. Yoksa zan ile, şübhe ile, münafık deyip namaz kılmamak olmaz. Madem “Lâ ilahe illallah” der, ehl-i kıbledir. Sarih küfür söylemese veyahut tövbe etse, namazı kılınabilir.

          Emirdağ Lahikası

          Münafık: İki yüzlü bozguncu. Müslüman gibi görünüp içten inançsız olan. Dinsizliğini gizleyerek müslüman gibi görünüp müslümanları aldatmaya ve islam toplumunu bozmaya çalışan.
          İhbar-ı İlahî: Allah’ın (cc) haber vermesi.
          Kat’î: Kesin.
          Zan: Zannetme, sanma.
          Ehl-i kıble: Kıble ehli, müslüman.
          Sarih: Açık, belirli, belli, aşikar.

          #823827
          Anonim

            @Ahmet. 593923 wrote:

            Ehl-i Sünnet’in ve İlm-i Kelâm’ın azîm imamlarından meşhur Sa’deddin-i Taftazanî, Yezid ve Velid hakkında tel’in ü tadliline cevaz vermesine mukabil, Seyyid-i Şerif-i Cürcanî gibi Ehl-i Sünnet Velcemaat’in allâmeleri demişler: “Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve fâcirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybîdir. Ve kat’î bir derecede bilinmediği için, şahısların hakkında nass-ı kat’î ve delil-i kat’î bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tövbe etmek ihtimaliyle, öyle hususî şahsa lanet edilmez. Said Nursi

            Ehl-i Sünnet: İnançta ve yaşantıda her yönüyle Kur’anı ve Hz. Peygamberin sünnetini rehber edinenler.
            İlm-i Kelâm: İslâm dininin temel inanç kurallarını açıklayan ve ispatını yapan ilim.
            Azîm: Büyük, yüce.
            Sa’deddin-i Taftazanî: Sad-ı Taftazani. Değerli eserleriyle islâm dinine hizmet etmiş büyük bir islâm alimi (Hi: 722-792)
            Yezid: Hz. Muaviye’nin (ra) oğlu olup Emevi devletinin ikinci halifesidir. Kerbela olayı (Hz. Hüseyin’in (ra) şehid edilmesi olayı) da onun zamanında gerçekleşmiştir.
            Tel’in: Lanetlemek, lanet etmek.
            Tadlil: Dalalette olduğunu söyleme, sapıttığını söyleme.
            Cevaz: Müsaade, izin.
            Allâme: Çok büyük âlim.
            Fâcir: Günah işleyen, günahlara dalmış ve doğruluktan sapmış.
            Sekerat: Can çekişme, kendinden geçme.
            Gaybî: Görünmeyenle ilgili, görünmeyen, hazırda olmayan.
            Nass-ı kat’î: Kesin açıklık, doğruluğu kesin ve manası apaçık hadis veya ayet.
            Delil-i kat’î: Kesin delil.

          4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.