• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #684427
    Anonim

      Duâ, Yaratılış Kanunudur

      Cenâb-ı Hak buyuruyor:

      “(Ey Rasûlüm!) De ki: Sizin duâ ve niyazlarınız olmadıktan sonra, Rabbim size ne diye değer versin?.. (Yani sizler ne işe yararsınız.)” (Furkân, 77)

      Rasûlullah (sav) buyurdular:

      Duâ, ibâdettir. İbâdetin iliği ve özüdür. Allâh katında O’na duâ etmekten daha kıymetli bir şey olamaz. Allâh, kendisinden bir şey istemeyeni (duâ etmeyi kendisine yediremeyeni) azâba uğratır. Sıkıntı ve darlık zamanında duâsının kabûl olmasını isteyen kimse, bolluk ve rahatlık zamanında da duâyı bol yapsın. Rabbiniz Hayy ü Kerîm’dir; bir kul elini açınca onu boş bırakmaz. Kime ki duâ kapıları açılmıştır, ona hikmet kapıları açılmış demektir. Duâ, rahmet kapılarının anahtarı, mü’minin silâhı, dînin direği, göklerin ve yeryüzünün nûrudur.” (Rûdânî, Cemu’l-Fevâid, 9219-20-21-22-25)

      Duâ, kalpte Allâh’a açılan en yüce kapının anahtarıdır.

      Duâ tekrarlandıkça derûnî duyuşlar olarak mü’minin rûhuna nakşolur, şahsiyete karışıp onun bir husûsiyeti hâline gelir. Bu sebepledir ki yüksek ruhlar, devamlı duâ hâlinde yaşarlar. Onların kalpleri, duâya sarılmanın ehemmiyetine dair şu âyet-i kerîmedeki ilâhî îkaz ile ürperiş hâlindedir:

      Cenâb-ı Hak buyurur:

      “(Rasûlüm!) De ki: Sizin kulluk, duâ ve yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!?. (Ne kıymetiniz var!?.)” (Furkān, 77)

      Her zerresiyle bütün kâinat, Cenâb-ı Hakk’a secde ve niyaz hâlinde iken; Allâh’ın en büyük lütuflarına nâil olmuş insan, eğer duâdan, Hakk’a yalvarmaktan müstağnî kalırsa, onun ind-i ilâhîde ne kıymeti olabilir?

      Duâ, Allah ile kul arasında mânevî bir bağdır. Bu bağı koparmış bir kulun âkıbeti; varlık âleminde sahipsiz, başıboş bir perişanlıkta helâk olmaktan başka ne olabilir?

      Duâ ve ibâdet, yani Hakk’a samimî bir niyaz ve kulluk; kula, kıymetini kazandıran yegâne vesiledir. Vecd hâlindeki duâlar ise, gönlün ilâhî rahmetle kucaklaşma anlarıdır.

      Duâ; sonsuz kudret sahibi Cenâb-ı Hakk’a, acziyetimizi idrâk etmiş bir şekilde yönelerek, O’nun huzûrunda teslîmiyet ve sükûnetle boyun eğmemizdir.

      Duâ; acziyet ve kusuru îtiraf ile ilâhî merhameti imdâda çağırmaktır.

      Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

      el-Muahhir: İstediğini geride bırakan, arkaya koyan, hikmeti gereği tehir edilmesi gerekenleri erteleyen demektir.

      Kısa Günün Kârı

      Yâ Rabbî! Bizleri gaflet, hamâkat ve cehl ehli olmaktan muhafaza buyur. Bizleri; geceleri duâ ve istiğfâr ile nurlandıran, âhiret endişesi içinde duâ ve ibâdetten ibaret bir ömür yaşayan, «bilen» kullarından eyle…

      Yâ Rabbî! Doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, kabul edilmeyen duâdan Sana sığınırız. Bizleri nefsimizin şerrinden muhafaza buyur, faydalı ilim nasîb eyle, kalplerimizin haşyetini artır ve duâlarımızı kabule karîn eyle!..

      Âmîn!..

      Lügatçe

      müstağnî: Doygun, gönlük tok.

      “İki Gün Bir Değil” mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.