• Bu konu 26 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 27)
  • Yazar
    Yazılar
  • #650586
    Anonim

      BAL TEFSİRİ


      Bir gün Hz. Ali efendimiz gazadan geldiler. Ebu Bekir sıdık, Ömer el-

      Faruk, Osman, Zinnureyn(r.a) Hz. Âlinin evine gidip gazan mübarek olsun ey Allah’ın aslanı.

      Hz. Ali efendimiz de mübarek misafirlerine ikram için bir kalaylı tas içinde bal getirip

      Buyurun etti. Evvela Hz. Ebubekir (r.a) elini uzatıp alacağı sırada balın içinde bir kıl gördü.

      Kılı almak üzere davrandı. Hz Ömer(r.a) da kılı aldırtmadı ve dedi ki:

      Bizler Hz zişanın vezirleriyiz. Belki FATIMETÜZZEHRA bizleri tecrübe için bu kılı koymuştur.

      Aramızda bu kul hakkında 3’er tevil edelim…

      Münasip degilmi? Dedi ve sonra, hz Ebubekir sıdık (r.a)şöyle buyurdular.

      1- Namaz kılanların kalbi nurludur bu tastan.
      2- Dünya endişesine gönlüne getirmeden namaz kılmak tatlıdır bu baldan.
      3- Türlü mekruh attan pak olup hak tealaya teveccüh incedir bu kıldan.

      Müteakiben Hz Ömer el Faruk buyurdular:
      1-Misafiri seven hane sahiplerinin kalbi nurludur bu tastan.
      2-Misafirlere ikram etmek ve gönlünü almak tatlıdır bu baldan.
      3-Misafirlerin kalbi incedir bu kıldan.

      Söz sırası gelen Hz Osman zinnureyn (r.a) da şöyle buyurdular.

      1-Âlimlerle sohbet etmek ve onları dinlemek tatlıdır bu baldan.
      2-Âlimlerin kalbi nurludur bu tastan.
      3-Kur’an-ı kerimin manasını vermek incedir bu kıldan.

      Sonra Hz Ali efendimiz şöyle buyurdular:

      1-Gazaya giden gazilerin kalbi nurludur bu tastan.
      2-Gazada al kanlara boyanıp kafirlerle cenk etmek tatlıdır bu baldan.
      3-Kul hakkını üzerine geçirmeden haram yemeden hanesine dönmek incedir bu kıldan.

      Bu sohbeti bir hoş ile dinleyip cuşa gelen Hz fatıma validemizde bende bir tefsir edeyim dedi ve buyurdular ki:

      1-Erkeğini hoşnut eden kadınların kalbi nurludur bu tastan.
      2-Erine cefa etmeyip güzelce geçinip ve kendinden razı etmek tatlıdır bu baldan.
      3-Kocasının hakkını yerine getirmek incedir bu kıldan.

      Resulullah efendimizde(s.av) bu sohbete iştirak ederek şöyle tefsir buyurdular ki :

      1-Ümmetimin kalbi nurludur bu tastan.
      2-Kevser şarabı tatlıdır bu baldan.
      3-Şeriatımız incedir bu kıldan.

      Bu sohbete neşe veren cenabı Allah Cebrail aleyhisselamı göndererek buyurdular ki:

      1-Senın nübüvvet nurun nurludur bu tastan.
      2-Yarın kıyamet günü mahşer yerinde ümmetine şefaat etmen tatlıdır bu baldan.
      3-Sırat köprüsü incedir bu kıldan.

      Ondan sonra Resulullah efendimiz(s.av) el kaldırıp dua etti:

      Yarabbi bu bal tefsirini okuyana, dinleyene,200 peygamber sevabı isterim ve senden

      Dilerim. Cihar yar-ı Güzin efendilerimizde amin dediler.

      O sırada hak teali de bir nida geldi ki:

      Ya habibim senin ümmetinden bu bal tefsirini üzerinde kim

      taşır,okur,okutur,yazar,yazdırır ve din kardeşlerine hediye ederse izzet ve celalim hakkı

      için bende o kuluma 200 peygamber sevabı veririm buyurdular.

      Peygamber efendimizde dedi ki:

      Benim ümmetimden her kim ki bu bal tefsirini kendisine evrad edinip üzerinde taşır her

      gün okur veya dinlerse katiyen dünya darlığı görmez. fakrü zaruretten kurtulur.

      Ölürken o kula hüsnü hatime nasip olur. ahiretede imanla gider. Gelecek olan bütün kaza ve

      Belalardan cenabı-ı hak teali muhafaza eder buyurdular.

      ÂMİN…

      #733649
      Anonim

        Hiç duymamıştım bu bal tefsirini…..
        Güzel bir paylaşım…
        selam ve dua ile…

        #733651
        Anonim

          hamza kardeşimiz masumane gördüğünü aktarmış. Yapdığım araştırmada bunun bir cok forumda var olduğunu ancak hicbirininde kaynak ggostermediğini gördüm. Bunun yanı sıra bel tefsirine reddiye isimli yazıyı size aktarmak istedim. Hakikati ancak Allah bilir..

          BAL TEFSİRİNE REDDİYE

          Cehalet ortamı her türlü ayrık otunun bittiği bir vasattır. Orada his akla, vehim fikre, hayal hakikate galebe çalar. Senelerdir asli kaynaklarından din ve diyaneti öğrenemeyen bir toplumda bidat ve hurafelerin revacını garip karşılamamak gerekir. Yapılacak iş ahesterevliğe son vermek ve yitirdiği cenneti arayan insanımıza el uzatmaktır.

          Hem insanlar için hayallerin cazibesi çoğu zaman hakikatin yalınlığına galebe çalar. İbn-i Kuteybe’nin dediği gibi “Halk aklın kabul etmediği acaib hikâyeler anlatan vaizleri dinlemekten çok hoşlanır.” Ondandır ki, her devirde eğlenceli hikâye ve masalları sert hakikatlerden, kuru kanunlardan ve sahih hadislerden daha çok tasvip eden halk kıssacıların etrafına toplana gelmiştir.

          İşte iki tarihi misal: Şair Külsüm bin Arr el Attabi (Ö:835) bir gün mescitte kendini dinleyenlere şu sözleri hadis diye nakletmişti: “Dilini burnunun ucuna dokundurabilen kimse cehenneme girmeyeceğinden emin olabilir.” Bunun üzerine bütün cemaat cennetlik olup olmadıklarını denemeye girişmişti.

          Kasımi “Kavaid-üt Tahdis” kitabında naklediyor: “Mısır’da Mescid-ül Hüseyn’de halkın kendisini çepeçevre kuşattığı bir vaiz içinde dua yazılı olan küçük bir kâğıdı etrafındakilere göstererek “Bunda Musa’nın(as) duası vardır. Bunu her kim okursa ve yanında taşırsa üzerinden farz namazlar sakıt olur.(düşer)”diye bağırmaktaydı. Ne tuhaftır ki, onun bu payansız cüreti üzerinde bir an bile tefekkür etmeyen ve mahşeri andıran kalabalıklığıyla bu topluluk ellerinde hazırladıkları paralarla, kendilerini namaz külfetinden kurtaracak bu sihirli duayı bir an önce alabilmek için yarışıyordu.”

          Günümüzde de durum pek farklı değil. İnsan, Büyük Sahabe Ebu Derda’nın(V:652) şu sözünü hatırlamadan edemiyor: “Cemaatle kılınan namazdan başka Hz. Peygamber(sav) devrini hatırlatan hiçbir şey kalmadı.”

          Halk arasında yerleşen, cehaletin beslediği, taklidin yaydığı bu tip hurafelerle mücadelenin bir vecibe olduğuna kaniiyiz. Bundan önce bu tip uydurmalardan “Şeyh Ahmed vasiyetnamesi” hakkında bir şeyler yazmıştık. Şimdi de onun kadar yaygın ikinci bir uydurmaya dikkat çekmek istedik. Çünkü bu ikincisi birileri tarafından kitapçık halinde piyasaya sürülmüş durumda.

          Bal tefsiri Hz. Ali’nin bir cenk dönüşü ziyaretine gelen arkadaşlarının kendilerine ikram edilen bal içinde bir kıl görmeleri, Hz.Ömer’in tavsiyesi üzerine âşıkların koşmalarına benzer şekilde bala, tasa ve kıla dair bir şeyler söylemeleri ve bunların yaptığı bu yorumların okunup, okutulması sonucu akıl almaz sevaplar bahşedilmesidir.

          BAL TEFSİRİNİN METNİ

          “Bir gün Hz Ali efendimiz savaştan gelir. Hz Ebubekir, Hz Ömer, Hz Osman efendimiz, Hz Ali’nin hanesine geldiler. (Gazan mübarek olsun Allah’ın Arslanı dediler.) Hz Ali misafirlerine bir kalaylı tasla bal getirip “buyurun” dedi.

          Hz Ali mübarek elini uzattı ve gördü ki balın içinde bir kıl var, kılı almak istedi. Hz Ömer kılı aldırmadı ve dedi ki, “bizler Resül-ü Ekrem’in vezirleriyiz. Hz Fatma belki bizleri tecrübe için koymuştur. Dördümüz üçer tefsir edelim” ve birden Hz Ebubekir buyurdu:
          -Namaz Kılanların kalbi nurludur bu tastan, dünya endişesini gönlüne getirmeden namaz kılmak tatlıdır bu baldan. Türlü mehrukattan pak olup Cenab-I Hakka teveccüh etmek incedir bu kıldan.
          Hz Ömer buyurdu;
          -Misafir seven hane sahibinin kalbi nurludur bu tastan. Misafirlerle sohbet etmek tatlıdır bu baldan, misafirlerin kalbi incedir bu kıldan.
          Hz Osman buyurdu;
          -Âlimlerin kalbi nurludur bu tastan, âlimlerle sohbet etmek tatlıdır bu baldan, Kuran-ı Kerim’in manası incedir bu kıldan.
          Hz Ali buyurdu;
          -Gazaya giden gazilerin kalbi nurludur bu tastan, kâfirlerle cenk etmek tatlıdır bu baldan, kul hakkını yemeden haneye dönmek incedir bu kıldan.
          Hz Fatma buyurdu;
          -Erkeğini hoşnut eden kadının kalbi nurludur bu tastan, erkeğine cefa etmeden güzel güzel gezinmek tatlıdır bu baldan, kocasının hakkını yerine getirmek incedir bu kıldan.
          Ondan sonra Peygamber Efendimize haber verdiler. Ben de bir tefsir edeyim dedi ve buyurdu;
          -Ümmetimin kalbi nurludur bu tastan, kevser şarabı tatlıdır bu baldan, Şeriatın yolu incedir bu kıldan.
          Ondan sonra Cenabı Hak, Cebrail Aleyhisselamı gönderdi oda buyurdu;
          -Dostum ya Muhammed senin mührün nurludur bu tastan, yarın kıyamet gününde ümmetine şefaat etmek tatlıdır bu baldan, sırat köprüsü incedir bu kıldan.
          Peygamber efendimize el kaldırıp huzurunda dua ettiler, yarabbi bu bal tefsirini okuyanlara ve dinleyenlere İKİYÜZ peygamber sevabını senden dilerim. Cihan yari güzim efendilerimizde ÂMİN dediler.

          Hak Tealanın hitabı geldi: “ya Muhammed! her kim bu bal tefsirini okursa yahut yazdırıp yanında taşırsa ve yahut yazdırıp ümmetine hediye ederse İzzeti Celalim hakkı için ben o kimselere iki yüz peygamber sevabını veririm buyurdu.

          Şimdi gelelim tenkitlerimize:

          1- Kaynağı yoktur: Bal tefsirinin girişinde: “Ey cennet yolcusu kardeş! Bal tefsiri hakkında şöyle rivayet edilmektedir” diyor. Ama ortada kimin, nerede, kimden, hangi kitaplarda, hangi senetlerle rivayet edildiğine dair hiçbir şey belirtilmemektedir. Zaten kimse de kaynağını sorma zahmetinde bulunmamaktadır. Bir soğanı, salatalığı bile alırken inceleyen insanımızın dini meselelerde bu hassasiyetin zekatını dahi göstermemesi ayrı bir vahamettir.

          2-Bal tefsirine göre Hz. Ali bir “gazaya” gidiyor. Hangi gaza belli değil, tabii niye sadece kendisinin gittiği de bilinmiyor.

          3-Yemeğin içine düşen alelade bir kılın “imtihan vesilesi” olduğu kanaati da pek acaib… Bununla topluma ne verilmek isteniyor? Demek ki, bir misafirliğe gittiğinizde böyle bir durumla karşılaşırsanız, hemen bir hikmeti olduğunu düşünüp, sofraya dair kafiyeli bir şeyler söylemeli…

          4-“Kim bu tefsiri(!) alır, okutur ve yayarsa 224.000 veya 200 bin peygamberin sevabı bahşedileceği” yazılmaktadır. Zaten bu tip kâğıtların ortak özelliği de bol keseden dağıtılan bu sevaplardır. Çünkü meselenin en can alıcı noktası budur. Şu kâğıdı fotokopi ile dağıttığınızı düşünün, artık din adına bir şey yapmanız gerekmez…

          Cemiyette dine yönelen ilgiyi bundan güzel sabote edemezsiniz. Tebliğ, hizmet, cihad, infak, dini neşir davasını omuzlama, nesle sahip çıkma ve bunlar gibi dinin müeyyidatına hiç gerek kalmamıştır. Zira bu kâğıt her şeye kafi ve vafidir.

          Muhterem hocamız Prof. Yaşar Kandemir “Mevzu Hadisler” adlı kıymetli eserinde diyor ki: “İslamın yanlış anlaşılmasında iyi niyetle hadis uyduran Müslümanların da büyük tesirleri olmuştur. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde görülen tergib ve terhib ifadeleri insanları ne aşırı bir ümide kaptıracak, ne de ye’se düşürecek ölçüdedir. Fakat bunların icad ettikleri sözlerin herhangi bir ölçüsü bulunmadığı için Müslümanlar ya hudutsuz bir af ve merhamet ümidi ile dini ihmal etmeye veya aşırı bir ahiret ve azab korkusuyla dünyayı ve dünyevi vazifeleri terk etmeye sevk edilmiştir.”

          İşte bal tefsirinin faydaları:
          1–224 bin peygamber sevabı
          2-Darlık görülmeyeceği
          3-Fakirliğe düşülmeyeceği
          4-Ölürken imanla gitmeye sebep olduğu
          5-Kaza ve belalardan muhafaza olunacağı…

          “Halk tarafından aşk ile okuna geldiğini” bildirdiği bal tefsiri hakkında Yusuf Tavaslı üstadımız sonunda şu ilginç kanaatini söyleyerek meseleye son noktayı koyuyor: “Şu bal tefsirini okuyan kimsenin herhangi bir kaybı olur mu?” El cevap: “Bana göre olmaz.”

          A hocaefendi! Tarihte senin gibi düşünen bir sürü zahid bir sürü hadis uydurmadı mı?* Onlar da aynı basit mantıkla meseleye yaklaşmadı mı?** “Okuyan kimse bazı İslami faziletleri öğreniyormuş” Güler misin ağlar mısın?

          Sonuç olarak diyebiliriz ki bal tefsiri hiçbir fazileti olmayan bir yalandır. Ve yalancının mumu ancak yatsıya kadar yanar. İslam ve ilim şafağının doğuşu ile silinmeye mahkûmdur. Elverir ki biz insanımıza doğru bilgileri doğru bir şekilde anlatabilelim.
          Dipnotlar:
          *Ünlü hadis uydurucularından meşhur abid Meysere bin Abdürrabbih öleceği sırada kendisine “Allah’ın rahmetinden ümitvar ol” dediklerinde “Nasıl olmam” demişti. “Hz. Ali’nin faziletlerine dair yetmiş hadis uydurdum”

          Meşhur muhaddis Abdulhay el Leknevi (v:1886) “El Asar-ul Merfua Fil Ahbar-il Mevzua” adlı eserini haftanın ve senenin muhtelif gün ve gecelerinde kılınması tavsiye edilen namazlar hakkındaki mevzu hadisleri tenkit etmek için yazarken, Tavaslı’ya göre boş yere uğraşıyordu… Zira ona göre madem halk yalan yanlış da olsa bir şeyler öğreniyordu, varsın uydurma bir rivayet olsundu. Varsın din düşmanları bu tip rivayetleri sıralayarak bir sürü insanın kafasını çelsindi.


          ** Böyle uydurmalarla dolu bir kitabı bu vesile ile nazarınıza arz etmek istiyorum. Kitabın ismi: “İslam’a Göre Cinsel Meseleler” yazarı: “Abdullah AydınMektup Dergisinde(Sayı–176)kısa bir değerlendirme ve tenkidini yapan Sayın Emine Şenlikoğlu ateist yazarlara şöyle demekten kendini alamıyor: “Sizin yazmanıza gerek yok. İslami saha denilen ama İslamla ilgisi olmayan sahadaki hurafeler sizin yapacağınız kötülüğün on mislini yapmaktadır.”

          İşte kitaptaki uydurma iki hadis: “Cennet ehlinden bir erkek 500 huri,400 bin kız ve 8000 tanede dul ile evlenir. Onların her birisi ile eğlenmesi ve geçirdiği zaman dünyada geçirdiği hayat kadardır.”sf:391

          “Karısına kul olan yüzüstü sürünsün. Karısının isteklerine uyan bir erkek onun kölesi durumuna düşer ki, böyle bir erkek lanet edilmeye layıktır.”sf:193

          KAYNAKLAR
          1-Mevzu Hadisler-Yaşar Kandemir-Diyanet Yayınları- Ankara–1975
          2-Dinde Yabancılaşma Ve Yozlaşma- Abdülhakim Yüce-Feza Gazetecilik A.Ş. Yayınları

          #733652
          Anonim

            talha abicim ben bunu hiç bir forumdan almadım.
            bunu bir sohbette ailemden birisine dagıtmışlar.
            bende okudum cok begendim. üye oldugum her yere actım bugun.
            yanı hiç bir forumdan kopylayıp buraya aktarmadım.
            yapmamda onu.
            selam ve dua ile.

            #733650
            Anonim
              hamza_571;107936 wrote:
              talha abicim ben bunu hiç bir forumdan almadım.
              bunu bir sohbette ailemden birisine dagıtmışlar.
              bende okudum cok begendim. üye oldugum her yere actım bugun.
              yanı hiç bir forumdan kopylayıp buraya aktarmadım.
              yapmamda onu.
              selam ve dua ile.

              Ben size öyle yapdığınızı söylemedim ki mübarek. Ama netice itibariyle kaynağı belli değil..

              #733655
              Anonim

                Kim bilir buna benzer ne kadar yazı dolaşıyordur..
                Ben bile hiç hiçbir kaynakta rastlamadığım halde inandım, o kadar mantıklı cümleler kurulmuşki…
                Gerçeği açıkladığınız için Allah razı olsun…

                #733658
                Anonim
                  mihrimah;107942 wrote:
                  Kim bilir buna benzer ne kadar yazı dolaşıyordur..
                  Ben bile hiç hiçbir kaynakta rastlamadığım halde inandım, o kadar mantıklı cümleler kurulmuşki…
                  Gerçeği açıkladığınız için Allah razı olsun…

                  Bir yazı daha vardı buna benzer . annemin eline geçmişdi inanmamasını söledim ama nafile verdiği kişiye güveniyordu. Çok eskiden olduğu için yazının içeriğini hatırlıyamadım onuda eklerdim..

                  #733665
                  Anonim

                    hamza kardeşimiz masumane gördüğünü aktarmış. Yapdığım araştırmada bunun bir cok forumda var olduğunu ancak hicbirininde kaynak ggostermediğini gördüm. Bunun yanı sıra bel tefsirine reddiye isimli yazıyı size aktarmak istedim. Hakikati ancak Allah bilir

                    talha abı bu cümleler kimin cümleleri:
                    burda ilk cümlede oldugu gibi aktarılmış diyor.
                    ben bu yazıyı bir kagıttan kendi ellerimle yazdım.
                    baska yerden kopyalanıp almış degilim.
                    konu silmeyi bilmiyorum.
                    allahrızası için silerseniz mutlu olurum.
                    selam ve dua ile.

                    #733666
                    Anonim
                      hamza_571;107954 wrote:
                      hamza kardeşimiz masumane gördüğünü aktarmış. Yapdığım araştırmada bunun bir cok forumda var olduğunu ancak hicbirininde kaynak ggostermediğini gördüm. Bunun yanı sıra bel tefsirine reddiye isimli yazıyı size aktarmak istedim. Hakikati ancak Allah bilir

                      talha abı bu cümleler kimin cümleleri:
                      burda ilk cümlede oldugu gibi aktarılmış diyor.
                      ben bu yazıyı bir kagıttan kendi ellerimle yazdım.
                      baska yerden kopyalanıp almış degilim.
                      konu silmeyi bilmiyorum.
                      allahrızası için silerseniz mutlu olurum.
                      selam ve dua ile.

                      hamza kardeş ben size anlatamıyorum sanırım . Masumane gördüğünüzü aktarmışsınız demişim velevki böyle olduğunu sizde sölüyorsunuz..

                      Kardeş niyetiniz halis ve bu niyet ile bize bir hakikati öğretmiş oldunuz başkalarınında öğrenmesini istemez misiniz ?

                      #733668
                      Anonim
                        hamza_571;107954 wrote:
                        hamza kardeşimiz masumane gördüğünü aktarmış. Yapdığım araştırmada bunun bir cok forumda var olduğunu ancak hicbirininde kaynak ggostermediğini gördüm. Bunun yanı sıra bel tefsirine reddiye isimli yazıyı size aktarmak istedim. Hakikati ancak Allah bilir

                        talha abı bu cümleler kimin cümleleri:
                        burda ilk cümlede oldugu gibi aktarılmış diyor.
                        ben bu yazıyı bir kagıttan kendi ellerimle yazdım.
                        baska yerden kopyalanıp almış degilim.
                        konu silmeyi bilmiyorum.
                        allahrızası için silerseniz mutlu olurum.
                        selam ve dua ile.

                        Siz bilirsiniz tabiki ama bence bu yazının burda kalması silinmesinden daha efdaldir.
                        Sanki kötü birşey yapmışsınız gibi tavır sergilemişsiniz yada bana öyle geldi oysaki tam tersi.

                        #733669
                        Anonim
                          mihrimah;107957 wrote:
                          Siz bilirsiniz tabiki ama bence bu yazının burda kalması silinmesinden daha efdaldir.
                          Sanki kötü birşey yapmışsınız gibi tavır sergilemişsiniz yada bana öyle geldi oysaki tam tersi.

                          kardeş silinmesi ni şu yönden istedim.
                          sanki yanlış bilgi vermişim havası olustu konuda.
                          ben de yanlıştır diye silin dedım.
                          yoksa neden actıgım konuyu sildireyım kı:
                          kardeşlerimizde okusun onlarda sevab kazansın.
                          selam ve dua ile.

                          #733670
                          Anonim
                            TaLHa;107955 wrote:
                            hamza kardeş ben size anlatamıyorum sanırım . Masumane gördüğünüzü aktarmışsınız demişim velevki böyle olduğunu sizde sölüyorsunuz..

                            Kardeş niyetiniz halis ve bu niyet ile bize bir hakikati öğretmiş oldunuz başkalarınında öğrenmesini istemez misiniz ?

                            neden istemeyeyim ki:
                            ben tek hatam kaynak belirtmemek o da yoktu.
                            ne yapayım.yazmamışlar kagıda ondan kaynak yok.
                            eger sizin kaynagınız varsa konuya ekleyın.
                            selam ve dua ile.

                            #765093
                            Anonim

                              Selamun aleyküm
                              Arkadaşlar ben yaklaşık sene 96 dan beri ilk bal tefsiri elime geçtiğinden beri bal tefsirini gerçek sandığımdan okudum bu gun de hakkında bir araştırayım dedim ve sizin yazılarınızı okudum hurafeymiş 14 sene okuduğuma yanmıyorum da böyle ciddi dini meselelerde bu tip hurafeler uydurmak aklım almıyor ve ben de bu hurafeye yaklaşık 14 15 sene inandım 🙁 Allah razı olsun paylaşım için

                              #765113
                              Anonim

                                Soru : Bal Tefsiri diye rivayet edilen hadise sahih midir?

                                Değerli Kardeşimiz;

                                Bu gibi hikayeleri hemen kabul etmek veya reddetmenin bizi bir takım yanlışlara götüreceği muhakkaktır. Bunların aslı olacağı gibi, uydurma olaylar da olabilir. Çünkü, uzun yıllar içersinde islamiyete bir takım yanlış fikirler, düşünceler, kısaca bizim “hurafeler” dediğimiz yanlışlıklar sokulmuştur. Bunların bazıları İslamın temelleri zıt olabilmektedir. İslam büyükleri bunlardan bazılarına “İsrailiyyet” demişlerdir. Yani bunlardan bazıları,

                                Yahudilerin İslam’ın temellerini yıkmak için, ortaya atmış oldukları fikirlerdir.

                                “Bal Tefsiri” adı altında verilen olay, İslam’ın temel kaynaklarında yer almamaktadır. Bu nedenle bu ve benzeri hadiselerin yayılmasını önlemek ve duyduğunu bir başkası ile paylaşmamak gerekir.

                                Böyle şeylerle karşılaştığımızda dini bir konu değilse ve toplumun fazla önem vermesine neden olacaksa üzerinde durmamak, yapmamak ve onun yaygınlaşmasına neden olmamak gerekir.

                                Selam ve dua ile…
                                Sorularla İslamiyet Editör

                                #770849
                                Anonim

                                  Arkadaşlar,
                                  “Bal Tefsiri” adlı menkıbeyi abartılı bir şekilde eleştirmeniz doğrusu pek hoş olmamış…Şöyle ki; bir defa bu musahabede bendeki kitapta geçtiği şekliyle bulunan ibarelerde Rasulullah (s.a.v) ve Cebrail Aleyhisselâmın ibareleri ve “…yok okuyan ve taşıyan şu kadar sevab kazanırmış!..” diye bir husus yok…Sadece dört halifenin karşılıklı latifeleşmeleri şeklinde ifadeler var. Yani, bu ifadelerin de dine ve müslümanlara ne şekilde bir zarar verdiğini bir türlü çıkaramadım ? Şimdi, dünya metaı olan bal,tas ve bir kıl parçasından imalı ve kinayeli olarak müslümanların kalplerini rikkat ettirecek ve öte alemin güzelliklerini hatırlatacak bazı ifadelerin dört halife tarafından dile getirilmesinin ne mahzuru olabilir ? Bilâkis bu anlayış ve teveccühlerin kuran Ahlâkı ile ilgili olduğu hükmüne varmak lazım değil midir ? Diğer bir deyişle, günümüzdeki şu kadar fitne ve fesadın kol gezdiği, müslümanlar arasında haram ve mekruhların yaygın olduğu böyle bir zamanda, biz müslümanlara en çok zarar veren bir konu olarak bula-bula ebu menkıbeyi mi bulduk ?.. Pes vAllahi doğrusu pes !

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 27)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.