• Bu konu 24 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 24)
  • Yazar
    Yazılar
  • #642272
    Anonim

      Bir derste üstadın neden sakal bırakmadığının sebebi söylendi.(bir hatırayla katık edilerek) Sebep şuymuş:
      Birgün üstada neden sakal bırakmıyorsunuz diye sormaya giden abileri jandarma yolda durdurur.Tarih 30 lu yıllar civarı, malum islamın darbe yediği zamanlar…
      Bu abiler sakallı hangi cemaate mensup oldukları söylenmedi.Ve jandarma hepsinin sakalını kesmiş. Ve bunlarda anlamışlarki üstad bu sebeple sakal bırakmamış. Yani çok baskılar var ve sakal göze batıyor ve terk edilen 2 sünnetten biri üstad tarafından.
      Fakat bu zamanda sakalı olanı jandarma nezarete atıp sakalını kesmiyor, ama cemaatimiz sakal değilde bıyık bırakıyor, o zaman ki şartler değiştiğine göre artık sakal bırakmama nedenide değişmiş olmalı. neden varsa yazarmısınız yada neden sakal hala bırakılmıyor?? Ki sakal bırakmak sünnet ???

      #703491
      Anonim

        Sorunuz aslen iki kısımda bakabiliriz birinci kısmında Ustad Bediüzzaman kendisi acıklıyor…

        Bediüzzaman, niçin sakal bırakmamış ve Cuma cemaatlerine katılamamıştır?

        …..Bana itiraz edenler, gizli ayıplarımı bilmiyorlar. Yalnız zahiri bazı hatalarımı bahane edip ve yanlış olarak Risale-i Nur u benim malım zannedip Risale-i Nur’un nurlarına perde çekmek, intişarına rekabet etmek için derler: ‘Said Cuma cemaatine gelmiyor, sakal bırakmıyor’ gibi tenkitleri var.
        Elcevap: Ben, çok kusurları kabul ile beraber derim: Bu iki meselede büyük mazeretlerim var.
        Evvela: Ben Şafiiyim. Şafii Mezhebinde Cumanın bir şartı, kırk adam imam arkasında Fatiha okumaktır. Daha başka şartlar da var. Onun için burada bana Cuma farz değil. Ben, mezheb-i Azamiyi takliden, bazan sünnet olarak kılıyordum.
        Saniyen: Yirmi senedir haksız olarak beni insanlarla görüştürmekten men ettikleri için-hem bu ahirde, resmen dört ay evvel perde altında insanlarla temas ettirmemek için tenbihat olmuş-hem yirmi beş senedir ben münzevi yaşadığım için, kalabalık yerlerde huzur bulamıyorum ve herkesin arkasında mezhebimce iktida edip namaz kılamıyorum ve okumakta yetişemiyorum ve daha Fatiha nın yarısını okumadan, imam rükua gidiyor. Bizde Fatiha okumak farzdır.
        sakal meselesi ise: Bu bir sünnettir, hocalara mahsus değil. Bu millette yüzde doksan sakalsız olanların içinde küçükten beri sakalsız bulundum. Bu yirmi senedir bana resmi hücumlarda bazı arkadaşlarımın sakallarını kestirmeleriyle, benim sakal bırakmadığım, bir hikmet, bir inayet-i İlahiye olduğunu ispat etti. Eğer sakal olsaydı, tıraş edilseydi, Risale-i Nur a büyük bir zarardı. Çünkü ölecektim, dayanamayacaktım.
        Bazı alimler ‘sakalı tıraş etmek caiz değildir’ demişler. Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur. Fakat bu zamanda, dehşetli pek çok günah-ı kebireden çekinmek için, bu terk-i sünnete mukabil, Risale-i Nur’un irşadıyla, yirmi sene haps-i münferit hükmünde işkenceli bir hayat geçirdik; inşaallah o sünnetin terkine bir kefarettir.
        Hem bunu katiyen ilan ediyorum ki: Risale-i Nur, Kur’ân ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, ta ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hadimi ve o elmas mücevherat dükkanının bir dellalıyım. Benim karma karışık vaziyetim ona sirayet edemez, ona dokunamaz. Zaten Risale-i Nur’un bize verdiği ders de, hakikat-i ihlas ve terk-i enaniyet ve daima kendini kusurlu bilmek ve hodfuruşluk etmemektir. Kendimizi değil, Risale-i Nur’un şahs-ımanevisini ehl-i imana gösteriyoruz. Bizler, kusurumuzu görene ve bize bildirene-fakat hakikat olmak şartıyla-minnettar oluyoruz, ‘Allah razı olsun’ deriz. Boynumuzda bir akrep bulunsa, ısırmadan atılsa, nasıl memnun oluruz; kusurumuzu-fakat garaz ve inat olmamak şartıyla ve bid alara ve dalalete yardım etmemek kaydıyla-kabul edip minnettar oluyoruz.
        • • •

        Emirdağ Lahikası, 45

        İkinci kısmında ise diyebiliriz ki :

        Bu zamanda neden bırakmıyorlar sözüne ise bugün nasıl ki bir başörtüsü sorun oluyorsa elbette bir sakal da sorun olur…Yani henüz dini vecibelern tam yaşandığı bir memlekette değiliz…

        #703494
        Anonim

          Allah razı olsun abi, ya sorun bende değil anlatanlar yanlış anlatıyor daha neler neler zamanla yazarım inşallah,

          #703530
          Anonim
            KaLeM wrote:
            Allah razı olsun abi, ya sorun bende değil anlatanlar yanlış anlatıyor daha neler neler zamanla yazarım inşallah,

            Sıcak bir anı var daha dün anlatıldı da aktarayım sizlere…

            Adamın biri diyor :

            -Nurcumusun ?
            -Olurmu ya
            -Hic gittin mi?
            -olurmu ya
            -Hic gördün mü?
            -olur mu ya
            -Hic kitablarını okudun mu ?
            -olur mu ya
            -Ya peki nasıl olurda nurculardan ileri geri bahsedebilirsin ?

            İşde bölede abi bircoğumuz nasıl ki müslümanlığı kulakdan dolma sözlerle yasıyoruz ölede yasıyanlarıda kulakdan dolma sözler ile tanıyoruz..Hal böle olunca kesin bir dayanağı olmayan sözler ile amel etmiş oluyoruz…Asıl izlenmesi gereken yol ise hakikati arayanlardan olmak …

            #703536
            Anonim

              Evet abi o taraflar nasıl bilemem ama ben burada hep kulaktan dolma sözlere amel edenleri gördüm
              Hakikatı arayanlardan ve bulanlardan oluruz inşallah

              #705331
              Anonim

                iyi de agabey üstad sakal bırakmamış çünkü hep ömrü mahkemede gecmiş ama kimseye de illa sakalsız gezin dememişki
                pişirip pişirip getiriyorlar bir sürü ağabey var hep sakallı mübarekler yanii 🙂

                #705341
                Anonim
                  HÜSREV wrote:
                  iyi de agabey üstad sakal bırakmamış çünkü hep ömrü mahkemede gecmiş ama kimseye de illa sakalsız gezin dememişki
                  pişirip pişirip getiriyorlar bir sürü ağabey var hep sakallı mübarekler yanii 🙂

                  mesela sen 🙂

                  #705349
                  Anonim

                    bir hizmet modeli olmus sanki… genc bir adamdan boyle ilginc ve duyulmamıs seyler duymak ve onların yuzundeki nurları gormek…
                    bugun bir cok gence bu yonle yaklasilabiliyor ve hizmet anlatılıyor.cunki piyasada sakallılara karsı bir on yargı olusturulmus. genclerde cekiniyorlar tabi bunun en buyuk etkeni tvler… yanlıs propagandalar yapmıslar… neyse mesele o degil… onemli olan binlerce gence Risaleinurla tanıstırmak…. degilmi?

                    #705363
                    Anonim

                      agabeyim kusura bakmasın;birincisi amelinizde rızai ilahi olmalı o razı olsa yeter o razı olduktan ve hikmeti iktiza ettikten sonra halkları da razı eder.sakal sünnettir eğer mahkemeler ve zülümler olmasa idi aziz üstadım sakal bırakırdı cünkü sakalı bırakmak sünnet kesmek haram üstadım sakalı kesmek haram olduğu için bırakmamış hizmet olsun diye değil 😉

                      #705367
                      Anonim

                        degerli kardesim
                        ben hizmet olsun diye sakal bırakmamıs demek istemedim yukarda net bir sekilde acıklama var sanırım.. selam ve dua ile… 🙂

                        #705370
                        Anonim
                          HÜSREV wrote:
                          agabeyim kusura bakmasın;birincisi amelinizde rızai ilahi olmalı o razı olsa yeter o razı olduktan ve hikmeti iktiza ettikten sonra halkları da razı eder.sakal sünnettir eğer mahkemeler ve zülümler olmasa idi aziz üstadım sakal bırakırdı cünkü sakalı bırakmak sünnet kesmek haram üstadım sakalı kesmek haram olduğu için bırakmamış hizmet olsun diye değil 😉

                          🙂 maşallah

                          #705513
                          Anonim

                            Bediüzzaman hazretleri kendinden sonra hizmeti kime bırakmıştır kimi veya kimleri hizmetin devamı için varis olarak bırakmıştır?
                            Bu zaman da risale-i nur cemaati arasında en hızlı çalışanı ve üstadı takip eden hangisidir?
                            risale-i nur cemaati neden parçalanmıştır?

                            #705518
                            Anonim
                              seyyah wrote:
                              Bediüzzaman hazretleri kendinden sonra hizmeti kime bırakmıştır kimi veya kimleri hizmetin devamı için varis olarak bırakmıştır?
                              Bu zaman da risale-i nur cemaati arasında en hızlı çalışanı ve üstadı takip eden hangisidir?
                              risale-i nur cemaati neden parçalanmıştır?

                              Bu sorularınız için su konuya bakabilirsiniz : http://www.saidnur.org/forum/index.php?topic=1610.0

                              #705621
                              Anonim

                                tekrar selamün aleyküm izin verirseniz sorulara devam ediyorum
                                1-Üstadın gerçek adı said kürd-i midir neden sonradan değiştirilme isteği duyulmuştur
                                2-Bediüzzaman lakabı takılan said nursi aslında kara cahil midir (bu konuda hep radyo örneği verilir radyodaki sesleri kutudaki meleklere bağladığı söylenir.Ayrıca elektriği ve ampule hayran kaldığı hatta ışığın israfı olmuycağını çünkü ışığın nur olduğunu belirtmiş midir? )
                                3-Üstad çalışma arkadaşlarının ifadesi ile okur fakat yazamaz, imla bilmez yaşadığı seksen sene boyunca içinde yaşadığı millet olan Türk’ün lisanını adamakıllı öğrenememiş biri midir
                                4-ÜStad said nursi bir Türk düşmanı mıdır Türkleri yecüc mecüce benzetmektemidir Ye’cüc Me’cüc denen ve dünyayı yok edecek olan korkunç yaratıkların Özbek, Tatar ve Kırgız gibi Türk boyları olduğunu söylemiş mi ve soydaşlarımızı “akvâm-ı vahşiyye” (yani vahşi kavimler) olarak tabir etmişmidir.
                                5-Üstad koyu bir kürt milliyetçisi midir.
                                6-Padişaha cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve esası kürtçe öğretim yapacak okullar açmaya dayanan dilekçeyi Padişaha sunmuş mudur. Saidi Nursi bu hareketi neticesinde tımarhaneye atılmış mıdır
                                7-Saidi Nursi, Asayı Musa ve Zülfikar adlı risalelerinde Nur suresinin bu asra göre kendisi için indiğini iddia etmektemidir?
                                8-Üstad bir çok yazılarının altını “Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî “ yani “Asrın harikası Kürt Sait” olarak imzalamış mıdır
                                9-Risalelerinde ateistlere karşı hristiyanlarla işbirliği yapmak gerekli olduğunu söylemiş ve onlarla ittifak kurmamız gerektiğini belirtmiş midir

                                Affınıza sığınarak bu soruları soruyorum bu sorular sadece benim değil tüm cemaatteki bazı arkadaşlarımın da çelişki ile merak ettiği sorulardır cevabınız için şindiden ALLAH razı olsun
                                biçare ceyhun

                                #705624
                                Anonim

                                  ve aleykumselam …Evvela sorularınızda tafsilata girmeden sadece sizlere yol göstermek babında olarak bir kac işareti istifadenize sunacağız . Eğer ister iseniz tafsilatı ilede sunabilirz..

                                  Quote:
                                  1-Üstadın gerçek adı said kürd-i midir neden sonradan değiştirilme isteği duyulmuştur

                                  Ustad Bediüzzaman Said Nursinin gercek adı Said dir . Kürt olduğu için sair kısımlarda Saidi Kürdi olarak gecmişdir. Hem Saidi Kürdi Kürt Said demekdir… Mesela Selman-ı Farisi gibi Farslı Selman…

                                  Quote:
                                  2-Bediüzzaman lakabı takılan said nursi aslında kara cahil midir (bu konuda hep radyo örneği verilir radyodaki sesleri kutudaki meleklere bağladığı söylenir.Ayrıca elektriği ve ampule hayran kaldığı hatta ışığın israfı olmuycağını çünkü ışığın nur olduğunu belirtmiş midir? )

                                  Bediüzzaman yani zamanın eşsiz benzersizi unvanını zamanının değerli hocalarından alan Said Nursi nasıl kara cahil olabilir ? Hem Bediüzzaman olacak hem kara cahil olacak .Hem uzun sürelerce süren medrese eğitimlerini cok kısa bir sürede bitirmesi ve cok genc yasta cok alim zatların ilmini gecdiğini Bediüzzaman Said Nursinin tarihini okuduğumuzda anlıyabiliyoruz. Bu hususu söle acıklıyabilmek mumkundur ehli zındıka onun şahsını cürütmekle getirdiği o eşsiz hakikatı cürüteceğini sandığından oyunlarından biri olarak daimi olarak Bediüzzaman Said Nursinin şahsı ile uğrasmıdır.Bunu tarihin sair noktlarında görmek mumkundur.

                                  Quote:
                                  3-Üstad çalışma arkadaşlarının ifadesi ile okur fakat yazamaz, imla bilmez yaşadığı seksen sene boyunca içinde yaşadığı millet olan Türk’ün lisanını adamakıllı öğrenememiş biri midir

                                  Evet Ustad Bediüzzaman ben yarı ümmiyim der yani okuma bilirim yazma bilmem der. Ancak bu onun hakiki manada bilmediğine işaret etmez . Yazma hususu bir cok hikmetinin olduğunu sadece bir tanesini istifadenize sunacağız şöleki Ustad Bediüzzaman Risale-i Nurların neredeyse tamamını katiplere ve talebelerine yazdırmıs ve tasnif ettirmişdir eğer kendisi yazsa idi o zaman ehli zındıka diyebilir diki Bu risalelerdeki cok kerametler onun bir oyunudur demesi muhaldir . Ancak baska ları tarafından yazılması ve bir kişi tarafından yazılmaması ve bir cok kişilerce ortaklasa yazılması hem mucizatı ahmediye ve mucizatı kuraniye gibi arapca yazılan risalelerdeki Muhammed ve Allah lafzlarının birbirilerine bakmaları bu kerameti ve sair kerametleri göstermekde belki Risale-i Nurun bu kerametlerine set cekmemek için Ustad Bediüzzaman ben yazma bilmem demiş olabilir…Hem yazma bilmemesi onun alim olmasına engel değildir…

                                  İkinci olarakda Türk’ün lisanını öğrenememiş birimidir sorunuza ise : Bediüzzaman Said Nursi Anadoluda doğmus ve buyumusdur. Dolayısıyla ana dili Türkcedir. Hal böle iken nasıl olurda öğrenmesi iktiza etsin ? Hem Risale-i Nur ortadadır ondaki belgata ve edebiyata hangi edebiyatcı yetişebilir ?

                                  Quote:
                                  4-ÜStad said nursi bir Türk düşmanı mıdır Türkleri yecüc mecüce benzetmektemidir Ye’cüc Me’cüc denen ve dünyayı yok edecek olan korkunç yaratıkların Özbek, Tatar ve Kırgız gibi Türk boyları olduğunu söylemiş mi ve soydaşlarımızı “akvâm-ı vahşiyye” (yani vahşi kavimler) olarak tabir etmişmidir.

                                  Bu sorunuza ben değilde Ustad Kendisi cevap versin buyurunuz :

                                  Sahife 450 ve Sonrasınki Kısmına Bakabilirsiniz : http://www.saidnur.com/foreign/trk/risaleler/mektubat/29mektub.html

                                  Sorunuzun İkinci Kısmında ise :

                                  Quote:

                                  ONBEŞİNCİ MES’ELE: Ye’cüc ve Me’cüc hâdisatının icmali Kur’anda olduğu gibi, rivayette bir kısım tafsilât var. Ve o tafsilât ise, Kur’anın muhkematından olan icmali gibi muhkem değil, belki bir derece müteşabih sayılır. Onlar tevil isterler. Belki râvilerin içtihadları karışmasıyla tabir isterler. Evet لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّهُ Bunun bir tevili şudur ki: Kur’anın lisan-ı semavîsinde Ye’cüc ve Me’cüc namı verilen Mançur ve Mo-

                                  sh: » (Ş: 464)

                                  ğol kabileleri, eski zamanda Çin-i Maçin’den bir kısım başka kabileleri beraber alarak kaç defa Asya ve Avrupa’yı herc ü merc ettikleri gibi, gelecek zamanlarda dahi dünyayı zîr ü zeber edeceklerine işaret ve kinayedir. Hattâ şimdi de komünistlik içindeki anarşistin ehemmiyetli efradı onlardandır. Evet, ihtilâl-i Fransavîde hürriyetperverlik tohumuyla ve aşılamasıyla sosyalistlik türedi, tevellüd etti. Ve sosyalistlik ise bir kısım mukaddesatı tahrib ettiğinden, aşıladığı fikir bilâhare bolşevikliğe inkılab etti. Ve bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan, elbette ektikleri tohumlar hiç bir kayıd ve hürmet tanımayan anarşistlik mahsulünü verecek. Çünki kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa; akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir, daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise; hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak. Ve o şeraite muvafık insanlar ise, Çin-i Maçin’de kırk günlük bir mesafede yapılan ve acaib-i seb’a-i âlemden birisi bulunan Sedd-i Çinî’nin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve bir kısım Kırgız kabileleridir ki, Kur’an’ın mücmel haberini tefsir eden Zât-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) mu’cizane ve muhakkikane haber vermiş

                                  Cok delillerden sadece iki tane verdiğimiz bu deliller le anlasılıyor ki Ustad Bediüzzaman türk düşmanı değildir bilakis ilk kaynakda da dendiği gibi şeytani bir desisedir bu saniyen yecuc ve mecuc bahsini anlatırken Türklerden bahsetmediğinide görüyoruz . Demekki bunlar ancak asılsız sadece camur at tutmazsa izi kalsın oyunlarından olduğu anlasılıyor…

                                  Quote:
                                  5-Üstad koyu bir kürt milliyetçisi midir.

                                  Bir önceki sorunuzda verdiğimiz linkde ırkcı olmadığını ve islam milletinden olduğunu hatta Risale-i Nurlar arastırılsa jkendisinin ırkcılık yapmadığını yapanında hamiyet davasında yalancılık yapdığını sölediğini görüyoruz . Ustad Bediüzzaman her daim islam milletinden olduğunu vurgulamısdır. Yani bana bakmak istiyorsanız benim islam kimliğim ile bakınız baska kimliklere luzum yok…

                                  Quote:
                                  6-Padişaha cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve esası kürtçe öğretim yapacak okullar açmaya dayanan dilekçeyi Padişaha sunmuş mudur. Saidi Nursi bu hareketi neticesinde tımarhaneye atılmış mıdır
                                  Quote:
                                  Bediüzzaman, Şarkî Anadolu’da “Medresetü’z-Zehra” namında bir darülfünûn açmak, ya Van’da veyahutta Diyarbekir’de darülfünûn derecesinde bir medrese tesisine çalışmak için İstanbul’a geldi. İstanbul’a gelişini bir muharrir şöyle tasvir etmişti:

                                  “Şarkın yalçın kayalıklarından, bir ateşpare-i zeka, İstanbul afakında tulû etti.”

                                  Haşiye: Said Nursî, altmış beş sene evvel Van’da Vali Tahir Paşanın yanında iken okuduğu bir gazetede, İngiliz Müstemlekat Nazırının İngiliz Meclis-i Mebusanında elinde Kur’an’ı göstererek,

                                  “Bu Kur’ân Müslümanların elinde kaldıkça, biz onlara hakîki hakim olamayız. Ya Kur’an’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’an’dan soğutmalıyız” sözü üzerine, rûhunda bir feveran ve nihayetsiz bir gayret uyanır; Kur’an’ın bir mu’cize olduğunu ispat ederek, her tarafa neşretmek ve kafirleri tam susturmak ister, buna katî karar verir. Van’da bulunduğu on beş sene müddet içerisinde hıfzına aldığı seksenden ziyade kitabı ezbere devrettiği gibi, alem-i İslamın hal-i hazırda durumu hakkında da gerekli her türlü malûmatı elde eder.

                                  Buradan anlıyoruz ki Ustad Beidüzzamanın esastının kürtce öğretim veya baska öğretim değil hakikati imaniyenin ısığı altında ilmi mektep acmakdı.. Lakin İstanbula Padişah ile bu konuyu görüşmek için geldiğinde padişah rumelide olduğundan ve oradaki görevlilerin Bediüzzaman Said Nursinin kendilerince akıllı olmadığını sandıklarından tımarhaneye gönderirler ancak oradaki doktorlar dahi ondaki dehayı görmeleri ve anlamalarına binaen bırakılır…

                                  Quote:
                                  8-Üstad bir çok yazılarının altını “Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî “ yani “Asrın harikası Kürt Sait” olarak imzalamış mıdır

                                  Ustad Bediüzzamanın eserleri ortadadır. Bizlerin sahih olarak kabul ettiği gerek envar gerek İhlas gerek Sözler gereksede Rnk neşriyatta böle olmadığı acık ve net ortadadır. Baskaları basıb yayınlamıs lar ise bundan mesul olamayız , olamaz…

                                  Quote:
                                  9-Risalelerinde ateistlere karşı hristiyanlarla işbirliği yapmak gerekli olduğunu söylemiş ve onlarla ittifak kurmamız gerektiğini belirtmiş midir
                                  Quote:
                                  “Hıristiyanlarla İttifak Edelim” diye başlayan birinci video hakkında risalelerde verilen cevabın özeti aşağıdadır. burada İslamı ve tüm semavi dinleri yok etmeye çalışan Mutlak dinsizlik çalışamalarına karşı aramızdaki mudüşmanlığı muavakkaten bırakmayı ders vermektedir. Risale-i Nur’un İhlâs Lem alarında denildiği gibi, şimdi ehl-i iman, değil Müslüman kardeşleriyle, belki Hıristiyanın dindar ruhanileriyle ittifak etmek ve medar-ı ihtilaf meseleleri nazara almamak, niza etmemek gerektir. Çünkü küfr-ü mutlak hücum ediyor. Senin, hamiyet-i diniye ve tecrübe-i ilmiye ve Nurlara karşı alakanızdan rica ediyorum ki, Sabri ile geçen macerayı unutmaya çalış ve onu da affet ve helal et. Çünkü o, kendi kafasıyla konuşmamış; eskiden beri hocalardan işittiği şeyleri, lüzumsuz münakaşa ile söylemiş. Bilirsin ki, büyük bir hasene ve iyilik, çok günahlara kefaret olur. ( Emirdağ Lahikası I-, 206)

                                  Eğer beni çürütmek ve efkâr-ı âmmeden düşürtmek, iskat ettirmekten muradları, tercümanlık ettiğim hakaik-i imaniye ve Kur’âniyeye ait ise, beyhudedir. Zira Kur’ân yıldızlarına perde çekilmez. Gözünü kapayan, yalnız kendi görmez; başkasına gece yapamaz.
                                  ..
                                  ..
                                  ..
                                  Madem ben öyle biliyorum. Ve madem ben fâniyim, gideceğim. Elbette bâki olacak bir şey ve bir eser, benimle bağlanmamak gerektir ve bağlanmamalı. Ve madem ehl-i dalâlet ve tuğyan, işlerine gelmeyen bir eseri, eser sahibini çürütmekle eseri çürütmek âdetleridir. Elbette, semâ-yı Kur’ân’ın yıldızlarıyla bağlanan risaleler, benim gibi çok itirazâta ve tenkidâta medar olabilen ve sukut edebilen çürük bir direkle bağlanmamalı.

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 24)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.