• Bu konu 15 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
  • Yazar
    Yazılar
  • #804420
    Anonim

      ve onlar, onlarda gezdiklerini müttefikan haber veriyorlar. Görmediğimiz Amerika kıtasının vücudunu, ondan gelenlerin ihbarıyla bedihî bildiğimiz gibi, yüztevatür kuvvetinde bulunan melâike ihbaratıyla âlem-i bekànın ve dâr-ı âhiretin ve Cennet ve Cehennemin vücutlarına o kat’iyette iman etmek gerektir. Ve öyle de iman ederiz.

      Hem, Yirmi Altıncı Söz olan Risale-i Kaderde iman-ı bil-kader rüknünü ispat eden bütün deliller, dolayısıyla haşre ve neşr-i suhufa ve mizan-ı ekberdeki muvazene-i a’mâle delâlet ederler. Çünkü, herşeyin mukadderatını gözümüz önünde nizam vemizan levhalarında kaydetmek ve her zîhayatın sergüzeşt-i hayatiyelerini kuvve-i hafızalarında ve çekirdeklerinde ve sair elvâh-ı misâliyede yazmak ve her zîruhun,hususan insanların defter-i a’mâllerini elvâh-ı mahfuzada tesbit etmek ve geçirmek, elbette öyle muhit bir kader ve hakîmâne bir takdir ve müdakkikane bir kayıt ve hafîzâne bir kitabet, ancak mahkeme-i kübrâda umumî bir muhakemeneticesinde daimî bir mükâfat ve mücazat için olabilir. Yoksa, o ihatalı ve inceden ince olan kayıt ve muhafaza, bütün bütün mânâsız, faidesiz kalır, hikmete ve hakikate münâfi olur.

      Hem, haşir gelmezse, kader kalemiyle yazılan bu kitab-ı kâinatın bütün muhakkak mânâları bozulur ki, hiçbir cihet-i imkânı olamaz. Ve o ihtimal, bukâinatın vücudunu inkâr gibi bir muhal, belki bir hezeyan olur.
      Elhâsıl, imanın beş rüknü bütün delilleriyle haşir ve neşrin vukuuna ve vücuduna ve dâr-ı âhiretin vücuduna ve açılmasına delâlet edip isterler ve şehadet edip talep ederler.


      [TABLE]
      [TR]
      [TD]Risale-i Kader: Kader Risalesi; Yirmi Altıncı Söz[/TD]
      [TD]bedihî: ap açık, aşikâr[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]cihet-i imkân: mümkün olma yönü[/TD]
      [TD]defter-i a’mâl: amel defteri[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]delâlet etmek: delil olmak, işaret etmek[/TD]
      [TD]dâr-ı âhiret: öteki dünya, âhiret yurdu[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]elhasıl: kısaca, özetle[/TD]
      [TD]elvâh-ı mahfuza: herşeyin kaydedilip korunduğu mânevî levhalar[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]elvâh-ı misâliye: eşyanın mânevî fotoğraflarının içlerinde kaydedildiği levhalar[/TD]
      [TD]hafîzâne: koruyup gözeterek, esirgeyerek ve saklayarak[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]hakîmâne: hikmetli biçimde[/TD]
      [TD]haşir ve neşir: öldükten sonra âhirette tekrar diriltilerek Allah’ın huzurunda toplanma ve tekrar dağılıp yayılma[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]haşr: insanların öldükten sonra tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması[/TD]
      [TD]hezeyan: boş söz, saçmalama[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]hikmet: fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması[/TD]
      [TD]hususan: bilhassa, özellikle[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]ihbar: haber verme[/TD]
      [TD]ihbârât: haber vermeler[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]ihâtalı: kuşatıcı, kapsamlı[/TD]
      [TD]iman-ı bilkader: kadere iman[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]kader: Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması[/TD]
      [TD]kat’iyet: kesinlik[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]kitab-ı kâinat: kâinat kitabı, evren[/TD]
      [TD]kitabet: yazım[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]kuvve-i hafıza: bellek, hafıza duyusu[/TD]
      [TD]kâinat: evren, bütün yaratılmışlar[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]mahkeme-i kübrâ: öldükten sonra âhirette Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük mahkeme[/TD]
      [TD]melâike: melekler[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]mizan: ölçü, denge[/TD]
      [TD]mizan-ı ekber: mahşer günü amellerin ölçüleceği büyük terazi[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]muhakeme: değerlendirme, yargılama[/TD]
      [TD]muhal: imkânsız, akıl dışı[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]muhit: kuşatıcı[/TD]
      [TD]mukadderat: Allah tarafından takdir olunmuş ileride meydana gelecek haller ve olaylar[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]muvazene-i a’mâl: yapılan işlerin, amellerin tartılıp hesaplanması[/TD]
      [TD]mücazat: ceza[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]müdakkikane: dikkatlice, araştırıp inceleyerek[/TD]
      [TD]mükâfat: ödül[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]münâfi: aykırı, zıt[/TD]
      [TD]müttefikan: birleşerek, fikir birliğiyle[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]neşr-i suhuf: haşir zamanı amel defterlerinin meydana çıkarılıp herkesin hesabının görülmesi[/TD]
      [TD]nizam: düzen[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]rükn: esas, şart[/TD]
      [TD]sair: diğer, başka[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]sergüzeşt-i hayatiye: hayat serüveni[/TD]
      [TD]tevatür: çeşitli kanallardan gelen ve doğruluğu kesin olarak kanıtlanan haber[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]umumî: genel, herkese ait[/TD]
      [TD]vuku: gerçekleşme, meydana gelme[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]vücut: varlık[/TD]
      [TD]zîhayat: canlı[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]zîruh: ruh sahibi[/TD]
      [TD]âlem-i bekà: devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemi[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]şehadet etmek: şahitlik, tanıklık etmek[/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

      #804419
      Anonim

        İşte, hakikat-i haşriyenin azametine tam muvafık böyle azametli ve sarsılmaz direkleri ve burhanları bulunduğu içindir ki, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hemen hemen üçten birisi haşir ve âhireti teşkil ediyor. Ve onu, bütün hakaikine temel taşı ve üssü’l-esas yapıyor. Ve herşeyi onun üstüne bina ediyor. (Mukaddime nihayet buldu)

        endOfSection.gifendOfSection.gif

        Onuncu Şuâ

        Bu şuâ, On Beşinci Lem’a’dan itibaren buraya kadar olan risâlelerin fihristidir.

        endOfSection.gifendOfSection.gif

      2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
      • ‘Dokuzuncu Şuâ’ konusu yeni yanıtlara kapalı.