• Bu konu 20 yanıt içerir, 14 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 22)
  • Yazar
    Yazılar
  • #645351
    Anonim

      Erdoğan’ı sert bulan medya 1996’da bu manşetleri atmış

      Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki Gazze panelinde ortaya koyduğu tarihi protesto dünyanın ve Türkiye’nin gündemine oturdu.

      1996’DA NE OLMUŞTU?

      Başbakan Necmettin Erbakan’ın Libya gezisinin ikinci gününde Libya lideri Muammer Kaddafi ile birlikte ortak basın toplantısı düzenlediler. Libya lideri Kaddafi yaptığı açıklamada, Türkiye’nin geleceğinin “NATO üyesi olmakta, Kürtlere eziyet çektirmekte olmadığını” belirterek “Ortadoğu’daki güneşin altında `Kürt milleti`nin de yerini alması gerektiğini” söyledi. Kaddafi ayrıca, Türkiye’nin uyguladığı dış politikadan “genel olarak memnun olmadıklarını” da belirtmişti. Başbakan Erbakan’ın bu açıklamalara rağmen toplantıya ve gezisine devam etmesi Türkiye’de tartışma yaratmıştı.

      Oturumu yöneticisi gazetecinin haddini aşan müdahaleleri ve İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres’in Gazze’deki katliamı savunuşundaki pervasızlık ile Başbakan Erdoğan’ın bunlara verdiği karşılığın isabeti konusunda tüm dünya hemfikir.

      Türk basınının bir kısmı hariç.

      Başbakanın tutumunun halkta yarattığı heyecanı görüp “akıntıya karşı kürek çekmeyelim” kurnazlığını gösterenler bile bir “ama” ekleyip Erdoğan’ın tutumundaki yanlışları saymaya başlıyorlar.

      Halbuki, basının aynı kalemleri 1996 yılının Ekim ayında başka bir olay hakkında tam tersi görüşler açıklıyor, manşetler atıyorlardı.

      Arşive girdik ve bugün Erdoğan’ı Peres’e karşı “çok sert” olmakla suçlayanların, 1996’da dönemin başbakanı Erbakan’ı Kaddafi karşısında “yumuşak” olmakla suçladıklarını ve istifaya davet ettiklerini gördük.

      Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet ve o gün Zafer Mutlu yönetimindeki Sabah gazetesi, Erbakan’ı hedef tathtasına oturtmuştu.

      İşte, o günlerde atılan manşetlerden ve yayınlanan köşe yazılarında seçtiklerimiz:

      090131-050509-th1.jpg

      090131-050531-th2.jpg

      090131-050544-tc2.jpg

      090131-050559-tc4.jpg

      090131-050615-theo1.jpg

      090131-050624-thm1.jpg

      090131-050823-thmeo2.jpg

      090131-050831-tm1.jpg

      090131-050842-tm2.jpg

      090131-050848-tm3.jpg

      090131-050857-ts1.jpg

      090131-050904-ts2.jpg

      #729021
      Anonim

        Medyada Davos restine “fatura” arayışı

        Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de ve İslam dünyasında heyecan, Batıda ise genel olarak saygı uyandıran Davos resti, Türkiye’de kimi kesimleri memnun etmedi. Başbakanın tepki gösterdiği İsrail devlet başkanı Şimon Peres’in bile dönüp Erdoğan’dan özür dilediği yerde kimi köşe yazarlar marjinal kalmaya yemin etmiş gibiler. Özellikle Doğan grubunda yoğunlaşan bu yazarlar, şimdiden Türkiye’ye “fatura” kesme yarışına girmiş durumdalar. Buna göre, Erdoğan’ın Davos’taki paneli terkedişi ve Peres’in yüzüne gerçekleri vurması, Türkiye’yi yalnızlaştıracak bir süreci başlattı.

        İşte, Davos restinden rahatsızlık duyan yazarlar ve yazılarından önemli alıntılar…

        Oktay Ekşi (Hürriyet)

        “Ben kabile devleti başbakanı değilim” diyen kişiye düşen, “kabile devlet başbakanı” gibi hareket etmemekti.
        Unutmayalım… Ödenmemiş fatura yoktur. ÖZellikle de uluslararası ilişkilerde…

        Tufan Türenç (Hürriyet)

        Olaydan sonra Türkiye’de milyonlarca insan ile Arap dünyası Erdoğan’ı ‘Davos Fatihi’ ilan etti.
        Batılılar ise Chavez ile Aahmedinejad çizgisine oturtmaya başladılar.
        İkisi de ülkemiz açısından son derece tehlikeli ve Türkiye’nin önüne ödenmesi zor faturalar koyacak gelişmeler.

        Melih Aşık (Milliyet)

        Başbakan’ın söylemi insani ölçüleri aşıyor, bir Hamas müdafaasına dönüşüyor. Böyle bir siyaset Türkiye’yi bölgede yalnızlığa götürür. Nitekim öyle oluyor…

        Semih İdiz (Milliyet)

        Peres’e yanıt verme hakkı olan Erdoğan bunu yaparken, siyasi çıkarları açısından kaş yapmış olabilir, fakat Türkiye açısından bir göz çıkardığı kesin. Bunun nedenlerini, geçmişte kıdemli görevlerde bulunmalarına rağmen Erdoğan tarafından “monşerler” diye aşağılanan emekli diplomatlarımız medyamızda fazlasıyla açıkladıklarına göre, bizim burada ayrıntıya girmemiz gerekmiyor.

        Editoryal (Vatan)

        Batı dünyasından gördüğü haksızlıkların halkımızda biriktirdiği tepkiler Başbakan’ı Davos’ta ortaya koyduğu öfke ve tepki nedeniyle bir anda kahraman haline getirmiştir.

        Oysa şimdi kısa vadeli parti menfaatlerini bir yana bırakıp bu kavganın Türkiye hesabına orta ve uzun vadede ne gibi sonuçlar doğuracağını değerlendirmek öncelik taşıyor.

        Başbakan diplomasiyi ve diplomatları monşerlik ve monşer diye alaya alarak eğitimsiz çoğunluğun gönlünü kazandığını düşünüyor olabilir.

        Ama Yahudi lobisi ile ipleri koparmak, Yahudi etkilerinin nüfuz ettiği uluslararası siyasi ve ekonomik kurumlarla ilişkilerde soğukluk yaratmak Türkiye’nin menfaatine midir?
        Bir yandan Hamas’ı destekleyip bir yandan da İsrail karşıtı bir politikanın yükseltilmesi, Türkiye’nin Batı’dan sistematik olarak uzaklaştırıldığı yolunda şüphe ve endişeler doğurmaktadır.

        Güngör Mengi (Vatan)

        AKP iktidarına tepki göstermek uğruna Yahudi lobisi bu defa Ermeni girişimini göğüslememeyi ve soykırım yasasının Kongreden geçişini seyretmeyi seçebilir mi?

        Can Ataklı (Vatan)

        AKP ciddi bir travma yaşayan oylarını bu sayede toparlayacaktır belki ama ekonomik ve siyasi alanda gelecek tehlikelerle nasıl baş edecektir?

        Mustafa Mutlu (Vatan)
        Davos’taki gerginlik, Türkiye’nin dış ilişkilerinde milat olacak… Çünkü Türkiye, büyük bir olasılıkla biraz daha yalnızlaşacak…

        O nedenle bugünden tezi yok, bizi bekleyen tehlikelere daha fazla kafa yormamız gerekiyor

        Okay Gönensin (Vatan)

        Mesut Yılmaz başbakan olduğu sırada, Türkiye’nin Avrupa Birliği ilişkileri üzerine Almanya Başbakanı ile yaptığı görüşmede, sert bir tepki gösterip toplantıyı terk etmişti. Bu fevri hareketin verdiği zararların giderilmesi yıllar aldı. Bugünkü Başbakan’ın “monşerler” diye aşağıladığı Dışişleri mensupları neredeyse yıllarca bu fevri tepkinin onarımı için çalıştı.

        #729026
        Anonim

          hepsi satılık şerefsiz zaten

          #727409
          Anonim

            evet bu kalemler satılmış kaypak kalemler. daha dün olanlarla ilgili neler diyorlardı hükümeti nasıl eleştiriyorlar ve istifasını dahi istiyorlardı.. şimdi ise güzel bir şey olduya, Türkiye itibar kazandıya, erdoğan başbakan olarak itibar kazandıya, ülkemizin güçlü olduğunu sünepe olmadığımızı gösterdikya, yıllardır uluslararası platformlarda el pençe divan durmaktan başka asaletli ve seviyeli bir çıkış yaptıkya..

            bu güzel şeyler bu kaypak yazarların işine gelmiyor.. ya bu güzel çıkışla erdoğan ve partisi daha da itibar kazanırsa daha da oy kazanırsa eyvah eyvah.. hemen bu başarının üstünü örtmek lazım.. diye düşünenlerin uşaklığını yapan adam demeye şahit isteyen kişiliksiz kişiler bunlar..

            bunun diplomatik zararları olurmuşş.. hadi ordan korkak tırsak herifler.. peres bile yaptığı bu saygısızlıktan sonra arayıp özür diliyor ve bunun ilişkilermize olumsuz yansımayacağını umud ediyorum diyor ve ertesi günki basın toplantısında da bunu söylüyor.. yani adamın kendisi korkuyor ilişkileri bozacağız diye.. ama bizdeki bu kişiliksizler korkuyor bize fatura edilecek diye.. yahu korkmayın korkmayın karşımızdaki bizden korkarken sizin bu korkunuz niye…

            #729044
            Anonim

              532_2.jpg

              daha ne söylenebilir bilmiyorum 😉

              #729045
              Anonim

                Ağzıyla kuş tutsa başbakan bunlara yaranamaz:D

                #729128
                Anonim

                  malum gazetelerden bir örnek daha

                  “Keçi çalan müftü”

                  1950 yılında bir müftünün keçisi çalınınca; o olay nasıl, “müftü keçi çaldı”ya dönüşmüştü, rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti Mabetsiz Şehir’de anlatır: “Bu müftü Reyhaniye (Hatay Reyhanlı) müftüsüdür. Hakikatte keçiyi çalan müftü değil, müftünün keçisi çalınmış, müftü efendi mahkemeye müracaat etmiştir. Elimizde mahkeme ilâmı var. Zavallı hoca tekzip gönderir, mağrur Cumhuriyet neşretmez. Kimin kimin malını çaldığını biz biliyoruz ama burası yeri değil. Çok ileri gidiyorsunuz. Müftülerimize keçi hırsızı, imamlarımıza üfürükçü, yobaz, ırz düşmanı diyorsunuz.”

                  diceksiniz konuyla ne alakası var diye
                  ama onların kafa yapısını göstermek için mu MEŞHUR örneği verdim 🙂

                  #729140
                  Anonim

                    Hakliyken haksiz olunan yer bu fani dünya…. Elbet haklinin hakkini sonuna kadar alacaği bir zaman gelecek….

                    #729195
                    Anonim
                      abdullahulug;98063 wrote:
                      Hakliyken haksiz olunan yer bu fani dünya…. Elbet haklinin hakkini sonuna kadar alacaği bir zaman gelecek….

                      evet kardeşim, din gününün maliki olan Allah, her şeyin toplanıp önümüze getirilip açılacağı gün, haklıya hakkını verecek, zalime zulmunun bedelini çok acı ödetecektir… Allah vaadinden dönmez..

                      #729199
                      Anonim
                        Leyli_Efruz;97892 wrote:
                        Ağzıyla kuş tutsa başbakan bunlara yaranamaz:D

                        kuş neki uçak tutsada boş…icon10.gificon10.gif

                        gerçi hala rahatsızlık duyduğumuz bazı durumlar var fakat bunlarında düzeleceğini umud ediyorum…ümitsizlik haramdır…

                        #729209
                        Anonim

                          ne güzel söylemiş rahmetli barış manço eee 10.cu ölüm yıldönemi olarak onu anıyoruz onun bir parçasından bu ahmak insanlara azda söz söyleyelim sene 1980

                          Eğri Eğri Doğru Doğru Eğri Büğrü Ama Yinede Doğru

                          #729580
                          Anonim

                            Barış Manço vefat edeli 10 sene oldu, ne çabuk geçiyor zaman…

                            #729726
                            Anonim

                              Bu Konu medyanın taraflılığı ile ilgilidir, bahsettiğiniz mesele işin esasıdır. Burdaki yorumlarınızın bu başlıkla ilgili olması gerekir.

                              #729743
                              Anonim
                                Tengrikut Mete;99264 wrote:
                                Başbakan tam filistinlillere yakışır bir başbakan. Tam da sizlerin zihniyetinde.
                                11 Türk askerine çuval geçirildiğinde gıkı çıkmayan bir başbakan. Tabii bu sizler için birşey ifade etmez çünkü mevzu araplar olsaydı ifade ederdi. pkk terörünü besleyen barzani talabaniye gıkını çıkarmayan bir başbakan davosta iki laf etti (tabi somut olarak başka bir icaraatide yok) hemen kahraman oldu. İnşallah en kısa sürede ondan kurtuluruz. O da gitsin filistinde aday olsun! Ya da lübnanda.

                                Sizin damarınıza bastım şimdi sanırım:)

                                Bu arada eğer dürüstüm ben diyorsanız azıcık objektif olup da o iddia ettiğiniz ”akıllıyız”’ kavramına layık birşey yapıp da azıcık düşünün; son iki ayda israilin bizimle ve amerika ile göze ençok çarpan temaslarını düşünün. israile gözünün nuru gibi bakan ve israili gözü gibi koruyan amerikanın neden davos sonrası sert bir tepki vermediğini düşün. Bizim başbakanın amerikadan izinsiz israile sataşma ihtimalinin ne kadar olduğunu düşünün. Burada bana gelip gene çatın önemli değil ama sadece düşünün ve düşündüğünüz zaman ulaştığınız neticeyi de bana söylemeyin olur ya gurur falan yaparsınız. Ve o ulaştığınız sonucu da erbakanın akp/israil/amerika ile ilgili yorumları ile harmanlayın. Fakat bana söylemeyin. Ben birşey yazıp da haklıysam eğer sizin buna onay vermeniz sizi çok kasabilir gurununuzu incitebilir. O yüzden bana demeyin düşüncelerinizi.

                                Sadece düşünün. Sizin kadar büyük alim olmasam da bildiğim kadarıyla İslamiyette düşünmek/tefekkür büyük bir sevaptır. Hatta emir niteliğindedir.

                                uzunca bi yorum olmuş sizinki.hemde alakasız.tarihcininde dediği gibi burda medyanın iki yüzlülüğünden bahsediyoruz.

                                nedense yorumunuza bakınca “çok bilen az konuşur az bilen çok konuşur” sözü geldi aklıma… aklıma gelen bikaç söz daha oldu ama onları söylemem uygun olmaz zannımca.iddia ettiğimizi iddia ettiğiniz akıllılık kavramına uygun hareket edip az konuşalımda sizede düşünmek için fırsat olsun bu…

                                herkes yoluna herkesin doğrusu kendine…

                                #729746
                                Anonim

                                  fıkra bu ya Erdoğan kendini basına beğendiremiyormuş
                                  Demiş napsam napsam
                                  hah demiş
                                  ben şu boğazı yürüyerek geçecem bakalım buna ne diyecekler
                                  dediği gibi boğazın sularını yürüyerek geçmiiiş
                                  ertesi gün malum medyada manşet
                                  REZALET TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANI YÜZME BİLMİYOR

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 22)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.