“Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbub. Çünkü zevale mahkum hakiki güzel olamaz. Aşk-ı ebedi için yaratılan ve ayine-i Samed olan kalp ile sevilmez ve sevilmemeli.”(sözler, 195.)
bunu okuyunca aklıma şu geldi: Ebu hanifeyle aynı sofrada yemek yiyen halifenin yüzüne bir sinek konar, halife yüzündeki sineği eliyle kovar. Ardından sinek tekrar halifenin yüzüne konar, halife sinirlenip yüzündeki sineği kovmak veya öldürmek için şiddetle elini sineğe götürür fakat sinek kaçar ve halife kendi yüzüne şamarı indirmiş olur.. bunun üzerine halife imam a dönerek derki, Yüce Allah ım şu sinekleri ne diye yaratmışki.. İmam ın cevabı manidardır: Ne kadar aciz olduğunu anla diye…
“Yüreğimiz bir hazinedir; onu bir çırpıda harcarsanız, iflas edersiniz.” –Balzac’ın bu önerisi herkesçe duyulmuş olsa, ‘kalbî iflaslar’ın sayısı yine de bu kadar fazla olur muydu?
“Ey Allah kulu! Allah seni topraktan yarattı, sen de toprak gibi gönülsüz ol. Hırsa kapılma, başını dikme, dünyayı yakma. Madem ki O seni topraktan var etmiş, sen ateşe benzeme!”