• Bu konu 14 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 16)
  • Yazar
    Yazılar
  • #675881
    Anonim

      hadissss.jpg


      بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِيم


      Bu haftaki Hadis-i Şerifimiz;

      [BILGI]
      Kolaylaştırınız! Zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!

      (Buhari)[/BILGI]

      – Peki hadisin vürud sebebi nedir ?

      Bu hadis-i şerifi nasıl anlamalıyız ?

      – ‘Kolaylaştırınız’ emrinden sonra ‘Zorlaştırmayınız’ nehyinin gelmesindeki incelik ne olabilir ?

      – Bu hadisin bazen amacından saptırılarak kullanıldığına şahit oluyoruz. Bu durumlara örnek verebilir misiniz ?

      – Hangi durumlarda bu hadisin kullanılması uygundur ?

      – ‘Müjdeleyiniz’ kelamındaki müjdeler neler olabilir ?

      – Yeni müslüman olmuş bir kişiye yaklaşımımızda bu hadis-i şerif bize nasıl rehberlik eder ?

      Buyrun mütalaa edelim. Katılımlarınızı bekliyoruz.

      [NOT]Önceki Hadis Sohbetlerine ulaşmak için TIKLAYINIZ[/NOT]

      #801794
      Anonim

        @Ukbaa 299771 wrote:


        – Peki hadisin vürud sebebi nedir ?

        Peygamberimiz (s.a.v.) Yemen’in Cened vâliliğine tayin ettiği Muaz bin Cebel’e şu tavsiyelerde bulunmuştur:

        “Sen Ehli Kitap bir kavmin yanına gidiyorsun. Onları, bir olan Allah’a îmân ve benim de Resûlullah olduğuma şehâdete dâvet et.”
        “Eğer bunu kabul ederlerse, onlara, Allah’ın her gün ve gecede beş vakit namazı farz kıldığını bildir.”
        “Eğer bunu da kabul ederlerse, Allah’ın kendilerine, zenginlerden alınıp fakirlere verilecek zekâtı farz kıldığını bildir.”
        ”Eğer, bunu kabul ederlerse, sakın mallarının en kıymetlilerini alma!”

        “Mazlumun duâsından sakın! Çünkü, bu duâ ile Allah Taâlâ arasında bir perde yoktur.”1

        Bu sırada Muaz bin Cebel Hazretleri de Efendimizden bazı tavsiyelerde bulunmasını istedi,
        “Yâ Resûlallah! Bana tavsiyelerde bulun” diye ricada bulundu.
        Resûl-i Ekrem Efendimiz, “Her ne halde ve nerede olursan ol, Allah’tan kork!” buyurdu.

        Hz. Muaz, ” Yâ Resûlallah! Bana biraz daha tavsiyelerde bulun” dedi.
        Resûl-i Ekrem Efendimiz bu sefer, “Günahın arkasından hemen iyilik ve hayır yetiştir ki, onu yok etsin!”

        Hz. Muaz, “Yâ Resûlallah! Bana tavsiyelerini arttır” diye dileğini tekrarladı.
        Peygamber Efendimiz, “İnsanlara, güzel ahlâk ile muâmelede bulun!” buyurdu.2

        Resûl-i Ekrem Efendimizin, Hz. Muaz ile beraberinde gönderdiği Ebû Mûsa el-Eşarî’yi uğurlarken de son tavsiyesi şu oldu:

        “Kolaylaştırınız! Zorlaştırmayınız!
        Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!
        Birbirinizle anlaşın, iyi geçinin, ihtilâfa düşmeyin!”
        3

        1. Müsned, 1:233; Buharî, 3:73; Müslim, 1:150; Tirmizî, 3:21.
        2. İbn-i Kesîr, Sîre, 4:194-195.
        3. Buharî, 3:72.
        (Salih Suruç)

        #801796
        Anonim

          Bu hadis-i şerifi nasıl anlamalıyız ?

          “Kolaylaştırınız! Zorlaştırmayınız!
          Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!

          bizim dinimiz insana gücünün yetmediğini yüklemez,bunu Allah c c bazı ayetleri ile kullarına duyurmuştur.“Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.”
          başka bir hadiste efendimiz;

          “Muhakkak ki din kolaylıktır.” buyurmaktadır.demekki dini islam müslümana kolaylık getirmiştir.
          Hz. Aişe der ki:
          “Resûlullah iki şey arasında muhayyer bırakıldığında, günah olmadığı sürece mutlaka en kolayını seçerdi. Günah olursa, bundan en uzak insan O, olurdu”
          Hz. Peygamber daima işlerin kolay olanını tercih ederdi.bizlerin ölçüsüde efendimizin hayatı olmalı.

          #801891
          Anonim

            @Ukbaa 299771 wrote:

            – ‘Kolaylaştırınız’ emrinden sonra ‘Zorlaştırmayınız’ nehyinin gelmesindeki incelik ne olabilir ?

            Bu konuda alim zatların görüşlerine bakalım ;

            Kirmânî, “Kolaylaştırın!” emrinden sonra “Zorlaştırmayın!” neyhinin gelmesinde şu inceliğe dikkat çeker:
            “Aslında bir şeyi emredince zıddının da yasaklanması zımnen (gizli bir mana ile) emredilmiş olur. Burada, kolaylaştırmak emrini te’kid (kuvvetlendirmek) için, bunda zımnen mevcut olan zorlaştırmamak emrini sarih olarak da söylemiştir.

            Bazıları da: “Burada maksad, zorlaştırmayı da ayrıca yasaklamaktır. Zîra, sadece kolaylığın emri ile yetinilseydi bir kere kolaylık gösterip birçok defalar zorluk çıkaranlar da hadisin emrine muvafık hareket etmiş olurdu, bunun önlenmesi için her ikisi de ayrı ayrı zikredilmiştir.” derler.

            Münâvî der ki: “Bu hadiste Mustafa (aleyhissalâtü vesselâm) dünyayı ilgilendiren meselelerde kolaylaştırmayı, âhireti ilgilendiren meselelerde va’adedilen husûsları en güzel şekilde, sürûrla haber vermek gerektiğini ifâde etmektedir. Tâ ki, Resûlullah’ın her iki dünyada da rahmeten li’l-âlemin (âlemlere rahmet) olduğu anlaşılsın. Hadiste Allah’ın rahmetini zikrederek kolaylaştırma sırasında, korkutucu şeyleri zikrederek nefret ettirmekten, yani tebşîre nefret ettirici şeyleri ilâve etmekten nehiy vardır.

            Doğrusunu Cenab-ı Hak bilir.

            #801961
            Anonim

              İbadetler bir işkence, bir sıkıntı değil; bir zevk, bir iç ferahlığı ve Yaratıcıyla huzur verici bir yakınlık olduğu sürece anlam taşırlar.
              O halde, İslam dini adına şunu rahatlıkla söyleyebileceğiz: Maddi ve manevi bütün zevkler en ideal anlamda vahyin (Ku-ran-ı Kerim’in) gösterdiği helaller dairesinde İslam’da mevcuttur.

              Allah bu konuda, kulları için, kullarından çok daha cömert ve hoşgörülü davranmıştır. Kuran-ı Kerim’in belirlediği sınırların dışında zevk, huzur, dünya ve ahiret saadetini arayanlar, fıtratı ve yaradılış ahengi bozulmuş hasta kalblerin ve dejenere olmuş nefsin sahipleridir.

              Unutulmamalıdır ki fıtrat dini adına bunu söylemek için, Allah’ın tanıdığı kolaylıklara müdahale etmemek insanın düşünce ve ruhuna pranga vurmamak gerekir.

              #802207
              Anonim

                Ebu Mûsa (radıyallahu anh) anlatıyor:

                Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashâbından birini herhangi bir iş için gönderince şu tenbihte bulunurdu;

                “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın zorlaştırmayın.” [Müslim, Cihâd, (1732).]

                #802220
                Anonim

                  Dinde zorluk yokken, Resulullah s.a.v (Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, nefret ettirmeyin) derken, ne diye, hep zorluk çıkarılıyor ki?
                  Örneğin, güneş doğunca da, namaz kılınabildiği halde, ne diye sabahın köründe namaz kılmaya zorlanır?
                  Gündüz iş arasında namaz kılmaya zorlamak doğru mudur?
                  Akşam eve gelince veya işe gitmeden önce hepsi kılınsa ne zararı olur ki?
                  “96 gramdan fazla altının varsa zekat vermen, her yıl bir ay aç durman, diş dolgun varsa izin veren mezhebi taklit etmen gerekir” gibi sözler, zorluk çıkarmaktan başka nedir ki? Zorla güzellik olur mu? Herkes kolayına geleni yapması daha uygun değil mi?:(

                  #783229
                  Anonim

                    @ABDULLAH 304368 wrote:

                    Dinde zorluk yokken, Resulullah s.a.v (Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, nefret ettirmeyin) derken, ne diye, hep zorluk çıkarılıyor ki?
                    Örneğin, güneş doğunca da, namaz kılınabildiği halde, ne diye sabahın köründe namaz kılmaya zorlanır?
                    Gündüz iş arasında namaz kılmaya zorlamak doğru mudur?
                    Akşam eve gelince veya işe gitmeden önce hepsi kılınsa ne zararı olur ki?
                    “96 gramdan fazla altının varsa zekat vermen, her yıl bir ay aç durman, diş dolgun varsa izin veren mezhebi taklit etmen gerekir” gibi sözler, zorluk çıkarmaktan başka nedir ki? Zorla güzellik olur mu? Herkes kolayına geleni yapması daha uygun değil mi?:(

                    Namaz vakitlerinin değişik zamanlara tahsis edilmesinin çok mühim hikmetleri vardır. Namazda vakit farzdır. Vaktinde kılınmak icab eder. Kolaylaştırılması tavsiye edilen şeyler, bilhassa farz namazları kapsamaz değil mi _?

                    #802222
                    Anonim

                      Dinde zorluk yokken, Resulullah s.a.v (Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, nefret ettirmeyin) derken, ne diye, hep zorluk çıkarılıyor ki?
                      Örneğin, güneş doğunca da, namaz kılınabildiği halde, ne diye sabahın köründe namaz kılmaya zorlanır?
                      … Herkes kolayına geleni yapması daha uygun değil mi?:(

                      bismillahirrahmannirrahim,
                      öncelikle eksikliğim ve yanlışlığımı cahilliğime veriniz.

                      abdullah hocam söylediklerinizde belki haklısınızdır.ama şu unutulmamalıdır ki yaptığımız herşeyde en güzelini yapmak en doğru olanıdır.mesela demişsiniz ya “güneş doğduğunda da sabah namazı kılınabilir” evet haklısınız islamiyet kolaylık dinidir.bunun da kendine göre kuralları vardır.bazı şeyleri takva boyutuyla ele alırsak çok daha anlaşılır olacaktır.ki unutulmamalidir ki namazın şartlarından farzlarından biri VAKİT tir.ki bu farziyet olmasaydı kişi öğlen namazını akşam kılmak istiyorum gibi birşey söyleyebilirdi değil mi. :)”herkes kolayına geleni yapsa” demişsiniz o zaman kuralların hiç hükmü kalmaz değil mi benim canım üç vakit namaz kılmak istiyor ben üç vakit kılayım biri der benim canım beş vakit namaz kılamk istiyor ben beş vakit kılayım bir başkası ise der ki ben hiç kılma istemiyorum.bu tavır da doğru değildir demi.bundan dolayı islam dini zorlayan bir din değil.neden mi çünkü en basitinden efendimiz sav buyuruyor: “ben alemlere rahmet olrak gönderildim” ve bu hadis-i şerifi ise rabbimizin merhamet deryasına rahmet ummanına dalarak söylüyor.bizler elimizden geldiğini yapa ildiğimiz ölçüde eksikliğimizle acziyetimizle yapmaya çalışırız.ama herkes kolayına geleni yapsın diye birşey pek doğru değildir.zaten islamiyet her konuda bizim aklımızın ermeyeceği ölçüde kolaylıklar sunmuştur.ve inanın Rabbim bizi bizden daha iyi biliyor.
                      “dinde zorlama yoktur” denilir ama seçtiğimiz dininde kurallarına uymamız boynumuzun borcudur.bi düşünün küçücük bir aile de dahi bazı kurallar vardır ve uyulması istenir.dinimizin bizlere söylediği şeyleri de yapmaya yükümlüyüz bizler.
                      “küllü amelin bin-niyet” buyurulur hadisi şerifde ama devamında o niyetler Allah cc ve Rasulullah efendimiz doğrultusunda olunca değer kazanır buyrulur.Rabbimiz buyuruyor ya islam dini kolay bir dindir diye.bizlerde bu kolaylığa başka kapılar aralamadan uygulamaya çalışalım.ve islamiyetin bu güzelliğini de yaşayarak çevremize gösterelim.kolaylaştırıp zorlaştırmayalım,müjdeleyelim nefret ettirmeyelim.bizlerin vazifesi kul olarak hak ışığında emr-i bil ma’ruf nehyi ani’l münker doğrultusunda kolaylaştırmaktır müjdelemektir inşaallah.

                      rabbim razı olsun sizlerden eksikliğimi tekraren söylüyorum cahilliğime verin.Tüm güzellikler Rabbimden eksiklikler noksanlıklar ise ben aciz kuldandır.
                      vesselam

                      #802241
                      Anonim

                        @NuraMeftun 304535 wrote:

                        bismillahirrahmannirrahim,
                        öncelikle eksikliğim ve yanlışlığımı cahilliğime veriniz.

                        abdullah hocam söylediklerinizde belki haklısınızdır.ama şu unutulmamalıdır ki yaptığımız herşeyde en güzelini yapmak en doğru olanıdır.mesela demişsiniz ya “güneş doğduğunda da sabah namazı kılınabilir” evet haklısınız islamiyet kolaylık dinidir.bunun da kendine göre kuralları vardır.bazı şeyleri takva boyutuyla ele alırsak çok daha anlaşılır olacaktır.ki unutulmamalidir ki namazın şartlarından farzlarından biri VAKİT tir.ki bu farziyet olmasaydı kişi öğlen namazını akşam kılmak istiyorum gibi birşey söyleyebilirdi değil mi. :)”herkes kolayına geleni yapsa” demişsiniz o zaman kuralların hiç hükmü kalmaz değil mi benim canım üç vakit namaz kılmak istiyor ben üç vakit kılayım biri der benim canım beş vakit namaz kılamk istiyor ben beş vakit kılayım bir başkası ise der ki ben hiç kılma istemiyorum.bu tavır da doğru değildir demi.bundan dolayı islam dini zorlayan bir din değil.neden mi çünkü en basitinden efendimiz sav buyuruyor: “ben alemlere rahmet olrak gönderildim” ve bu hadis-i şerifi ise rabbimizin merhamet deryasına rahmet ummanına dalarak söylüyor.bizler elimizden geldiğini yapa ildiğimiz ölçüde eksikliğimizle acziyetimizle yapmaya çalışırız.ama herkes kolayına geleni yapsın diye birşey pek doğru değildir.zaten islamiyet her konuda bizim aklımızın ermeyeceği ölçüde kolaylıklar sunmuştur.ve inanın Rabbim bizi bizden daha iyi biliyor.
                        “dinde zorlama yoktur” denilir ama seçtiğimiz dininde kurallarına uymamız boynumuzun borcudur.bi düşünün küçücük bir aile de dahi bazı kurallar vardır ve uyulması istenir.dinimizin bizlere söylediği şeyleri de yapmaya yükümlüyüz bizler.
                        “küllü amelin bin-niyet” buyurulur hadisi şerifde ama devamında o niyetler Allah cc ve Rasulullah efendimiz doğrultusunda olunca değer kazanır buyrulur.Rabbimiz buyuruyor ya islam dini kolay bir dindir diye.bizlerde bu kolaylığa başka kapılar aralamadan uygulamaya çalışalım.ve islamiyetin bu güzelliğini de yaşayarak çevremize gösterelim.kolaylaştırıp zorlaştırmayalım,müjdeleyelim nefret ettirmeyelim.bizlerin vazifesi kul olarak hak ışığında emr-i bil ma’ruf nehyi ani’l münker doğrultusunda kolaylaştırmaktır müjdelemektir inşaallah.

                        rabbim razı olsun sizlerden eksikliğimi tekraren söylüyorum cahilliğime verin.Tüm güzellikler Rabbimden eksiklikler noksanlıklar ise ben aciz kuldandır.
                        vesselam

                        Allah razi ve memnun olsun NuraMeftun hocam cok güzel izah etmissiniz..Lakin nefis isine geldigi gibi anlamaya calisip soru icinde soru üretiyor.. mesala diyor sabah namazi neden günes dogmadan önce..??öglen namazi günes doruktayken..??
                        Aksam namazi günes battiktan sonra bide kerahat vakitleri var bu vakitlerin böyle belirlenmesinin fazileti hikmeti nedir??

                        Hac ibadeti neden senenin belli bir günü bir sebebi varmi ..??? Herkez istegigi zaman Haca gitse olmazmi..??

                        #802242
                        Anonim

                          @ABDULLAH 304714 wrote:

                          Allah razi ve memnun olsun NuraMeftun hocam cok güzel izah etmissiniz..Lakin nefis isine geldigi gibi anlamaya calisip soru icinde soru üretiyor.. mesala diyor sabah namazi neden günes dogmadan önce..??öglen namazi günes doruktayken..??
                          Aksam namazi günes battiktan sonra bide kerahat vakitleri var bu vakitlerin böyle belirlenmesinin fazileti hikmeti nedir??

                          Hac ibadeti neden senenin belli bir günü bir sebebi varmi ..??? Herkez istegigi zaman Haca gitse olmazmi..??

                          islam’da kolaylık ayetlerle farz olan ibadetleri kapsamaz diye biliyorum..Çünkü belli kural ve nizam olmalıdır şeriatta..Hacc konusuna değinecek olursak ;

                          Kuran`da mücmel olan hususlar Hz. Peygamberimiz (sav) tarafından açıklanmıştır. Bu aylardan Muharrem ayında hac ibadetinin yapılması Hz. peygamber’in uygulamasıyla sabit olmuştur. İbadetler konusunda Hz. Peygambere uymak farzdır. O nasıl yaptı ise öyle yapılır.

                          Bunun için Hz. Peygamber (as) “Ben nasıl namaz kılıyorsam öyle kılınız” buyurduğu gibi “Haccın menasikini (hac ibadetini içeren esasları ve yapılış şekillerini) benden öğreniniz” buyurmuşlardır.

                          Bu itibarla Kuran`da mücmel olan yani detaylı olarak açıklanmamış hususlar Hz. Peygamber tarafından açıklanmış ve uygulamalı olarak gösterilmiştir.

                          Hacca giden kardeşlerimiz bilirler ki Hacc organizasyonu zor ve meşekkatli bir yolculuktur..Bunu sizde iyi bilirsiniz Abdullah abi;Bellirli bir düzen ve kural olmazssa o meşşekkatli yolculuk daha bir zor olmaz mı ?

                          #802243
                          Anonim

                            @tebliğ 304720 wrote:

                            islam’da kolaylık ayetlerle farz olan ibadetleri kapsamaz diye biliyorum..Çünkü belli kural ve nizam olmalıdır şeriatta..Hacc konusuna değinecek olursak ;

                            Kuran`da mücmel olan hususlar Hz. Peygamberimiz (sav) tarafından açıklanmıştır. Bu aylardan Muharrem ayında hac ibadetinin yapılması Hz. peygamber’in uygulamasıyla sabit olmuştur. İbadetler konusunda Hz. Peygambere uymak farzdır. O nasıl yaptı ise öyle yapılır.

                            Bunun için Hz. Peygamber (as) “Ben nasıl namaz kılıyorsam öyle kılınız” buyurduğu gibi “Haccın menasikini (hac ibadetini içeren esasları ve yapılış şekillerini) benden öğreniniz” buyurmuşlardır.

                            Bu itibarla Kuran`da mücmel olan yani detaylı olarak açıklanmamış hususlar Hz. Peygamber tarafından açıklanmış ve uygulamalı olarak gösterilmiştir.

                            Hacca giden kardeşlerimiz bilirler ki Hacc organizasyonu zor ve meşekkatli bir yolculuktur..Bunu sizde iyi bilirsiniz Abdullah abi;Bellirli bir düzen ve kural olmazssa o meşşekkatli yolculuk daha bir zor olmaz mı ?

                            Zilhiccenin ayinda olmasinin bir fazilet bir hikmeti yokmudur sadece belirli bir düzende ve kuralda olmasi sirf meşşekkatli olmasindanmidir..???

                            #802245
                            Anonim

                              Dokuzuncu Sözde namazların vakitlere tahsisinin hikmetlerini çok güzel izah etmiş Üstad Hazretleri. Kısa kısa bir kaç alıntı yapayım, tamamını buradan okuyabilirsiniz abi. Sorularla Risale | Risale-i Nur Külliyatı | Dokuzuncu Söz

                              [NOT]EY BİRADER! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet-i tahsisini soruyorsun. Pek çok hikmetlerinden yalnız birisine işaret ederiz.

                              Evet, herbir namazın vakti, mühim bir inkılâp başı olduğu gibi, azîm bir tasarruf-u İlâhînin âyinesi ve o tasarruf içinde ihsânât-ı külliye-i İlâhiyenin birer mâkesi olduğundan, Kadîr-i Zülcelâle o vakitlerde daha ziyade tesbih ve tazim ve hadsiz nimetlerinin iki vakit ortasında toplanmış yekûnuna karşı şükür ve hamd demek olan namaza emredilmiştir.[/NOT]

                              [NOT]Meselâ, fecir zamanı, tulûa kadar, evvel-i bahar zamanına, hem insanın rahm-ı mâdere düştüğü âvânına, hem semâvât ve arzın altı gün hilkatinden birinci gününe benzer ve hatırlatır ve onlardaki şuûnât-ı İlâhiyeyi ihtar eder.

                              Zuhr zamanı ise, yaz mevsiminin ortasına, hem gençlik kemâline, hem ömr-ü dünyadaki hilkat-i insan devrine benzer ve işaret eder ve onlardaki tecelliyât-ı rahmeti ve füyuzât-ı nimeti hatırlatır.

                              Asr zamanı ise, güz mevsimine, hem ihtiyarlık vaktine, hem Âhirzaman Peygamberinin (aleyhissalâtü vesselâm) asr-ı saadetine benzer ve onlardaki şuûnât-ı İlâhiyeyi ve in’âmât-ı Rahmâniyeyi ihtar eder.

                              Mağrib zamanı ise, güz mevsiminin âhirinde pek çok mahlûkatın gurubunu, hem insanın vefatını, hem dünyanın kıyamet iptidasındaki harabiyetini ihtar ile tecelliyât-ı celâliyeyi ifham ve beşeri gaflet uykusundan uyandırır, ikaz eder.

                              İşâ vakti ise, âlem-i zulümat nehar âleminin bütün âsârını siyah kefeniyle setretmesini, hem kışın beyaz kefeni ile ölmüş yerin yüzünü örtmesini, hem vefat etmiş insanın bakıye-i âsârı dahi vefat edip nisyan perdesi altına girmesini, hem bu dar-ı imtihan olan dünyanın bütün bütün kapanmasını ihtar ile Kahhâr-ı Zülcelâlin celâlli tasarrufâtını ilân eder.

                              Gece vakti ise, hem kışı, hem kabri, hem âlem-i berzahı ifham ile, ruh-u beşer rahmet-i Rahmâna ne derece muhtaç olduğunu insana hatırlatır. Ve gecede teheccüd ise, kabir gecesinde ve berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bildirir, ikaz eder ve bütün bu inkılâbat içinde Cenâb-ı Mün’im-i Hakikînin nihayetsiz nimetlerini ihtar ile, ne derece hamd ve senâya müstehak olduğunu ilân eder.

                              İkinci sabah ise, sabah-ı haşri ihtar eder. Evet, şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı ne kadar makul ve lâzım ve kat’i ise, haşrin sabahı da, berzahın baharı da o kat’iyettedir.

                              Demek, bu beş vaktin herbiri bir mühim inkılâp başında olduğu ve büyük inkılâpları ihtar ettiği gibi, kudret-i Samedâniyenin tasarrufât-ı azîme-i yevmiyesinin işaretiyle, hem senevî, hem asrî, hem dehrî, kudretin mucizâtını ve rahmetin hedâyâsını hatırlatır. Demek asıl vazife-i fıtrat ve esas-ı ubûdiyet ve kat’i borç olan farz namaz, şu vakitlerde lâyıktır ve enseptir.[/NOT]

                              #802269
                              Anonim

                                @ABDULLAH 304714 wrote:

                                Allah razi ve memnun olsun NuraMeftun hocam cok güzel izah etmissiniz..Lakin nefis isine geldigi gibi anlamaya calisip soru icinde soru üretiyor.. mesala diyor sabah namazi neden günes dogmadan önce..??öglen namazi günes doruktayken..??
                                Aksam namazi günes battiktan sonra bide kerahat vakitleri var bu vakitlerin böyle belirlenmesinin fazileti hikmeti nedir??

                                Hac ibadeti neden senenin belli bir günü bir sebebi varmi ..??? Herkez istegigi zaman Haca gitse olmazmi..??

                                rabbim sizden de razı olsun abdullah hocam.ben yeni gördüm sorunuzu.
                                üstadımızın dokuncu söz de izahatını yaptığı namazın ve vakitlerinin hikmetini benden önce bir hocamız eklemiş.
                                forumumuzda da açıklamalı risale dersleri kategorisinde çok güzel izahatı yapılarak açıklanmış.oranın linkini veriyorum inşaallah faidesi olur.gereken sorular olursa da yine de cevaplarız inşaallah.
                                ama o kategoride gönderen kardeşimiz o kadar güzel izahatını yapmış ki bana söz düşmez diye düşündüm.
                                dua ile
                                http://www.risaleforum.net/risale-i-nur-okuma-ve-anlama/risale-i-nur-sohbetleri/32011-aciklamali-dokuzuncu-soz-dersleri-namaz-vakitlerinin-hikmetleri.html
                                http://www.risaleforum.net/blog/risale-i-nu…akgunduz-9soz/

                                #802284
                                Anonim

                                  Allah razı olsun hocalarım konu çok güzel ilşlenmiş sorulan sorular verilen cevablar merak duygusunu kamçılayarak öğretci olmuş..Din kolaylıktır , zorlaştıran ise insanlardır” ilim bir nokta idi onu cahiller çoğalttı”
                                  namaz vakitleri miracda nasıl 5 vakte indi biliyoruz demekki kolaylık orda başladı..

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 16)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.