• Bu konu 23 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 25)
  • Yazar
    Yazılar
  • #646393
    Anonim

      Ders konusunu beraber kararlaştıralım olur mu?

      #717143
      Anonim

        Olur valla bence 9.mektubun ikinci kısmı vardı hani,şimdi kitap yanımda yokta bu manevi cihazlarla ilgili

        #717144
        Anonim

          Tamam şular abim Allah razı olsun başlayın siz.

          #717145
          Anonim

            Salisen: Görüyorum ki, şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki, dünyayı bir misafirhane-i askerî telâkki etsin ve öyle de iz’an etsin ve ona göre hareket etsin. Ve o telâkki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızâyı çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe pahasına daimî bir elmasın fiyatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir.

            Evet, dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir. Bâki umur-u uhreviye ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir. İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hâkezâ şedit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı şiddetli bir surette fâni umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere bâki elmas fiyatlarını vermek demektir. Şu münasebetle bir nokta hatıra gelmiş; söyleyeceğim. Şöyle ki:

            Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fâni mahbuplara müteveccih olduğu vakit, ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır. Veyahut o mecazî mahbup, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için, bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılâp eder.

            İşte, insanda binlerle hissiyat var. Herbirisinin, aşk gibi, iki mertebesi var: biri mecazî, biri hakikî. Meselâ, endişe-i istikbal hissi herkeste var. Şiddetli bir surette endişe ettiği vakit bakar ki, o endişe ettiği istikbale yetişmek için elinde senet yok. Hem rızık cihetinde bir taahhüt altında ve kısa olan bir istikbal, o şiddetli endişeye değmiyor. Ondan yüzünü çevirip, kabirden sonra hakikî ve uzun ve gafiller hakkında taahhüt altına alınmamış bir istikbale teveccüh eder.

            Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir. Bakar ki, muvakkaten onun nezaretine verilmiş o fâni mal ve âfetli şöhret ve tehlikeli ve riyaya medar olan câh, o şiddetli hırsa değmiyor. Ondan, hakikî câh olan merâtib-i mâneviyeye ve derecât-ı kurbiyeye ve zâd-ı âhirete ve hakikî mal olan a’mâl-i salihaya teveccüh eder. Fena haslet olan hırs-ı mecazî ise, âli bir haslet olan hırs-ı hakikîye inkılâp eder.

            Hem meselâ, şiddetli bir inatla, ehemmiyetsiz, zâil, fâni umurlara karşı hissiyatını sarf eder. Bakar ki, bir dakika inada değmeyen bir ¸eye bir sene inat ediyor. Hem zararlı, zehirli bir ¸eye inat namına sebat eder. Bakar ki, bu kuvvetli his böyle şeyler için verilmemiş; onu onlara sarf etmek, hikmet ve hakikate münâfidir. O şiddetli inadı, o lüzumsuz umur-u zâileye vermeyip, âli ve bâki olan hakaik-i imaniyeye ve esâsât-ı İslâmiyeye ve hidemât-ı uhreviyeye sarf eder. O haslet-i rezile olan inad-ı mecazî, güzel ve âli bir haslet olan hakikî inada, yani hakta şiddetli sebata inkılâp eder.

            İşte, şu üç misal gibi, insanlar, insana verilen cihazat-ı mâneviyeyi, eğer nefsin ve dünyanın hesabıyla istimal etse ve dünyada ebedî kalacak gibi gafilâne davransa, ahlâk-ı rezileye ve israfat ve abesiyete medar olur. Eğer hafiflerini dünya umuruna ve şiddetlilerini vezâif-i uhreviyeye ve mâneviyeye sarf etse, ahlâk-ı hamîdeye menşe, hikmet ve hakikate muvafık olarak saadet-i dâreyne medar olur.

            İşte, tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatleri şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler, “Haset etme, hırs gösterme, adâvet etme, inat etme, dünyayı sevme.” Yani, “Fıtratını değiştir” gibi, zâhiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki, “Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecrâlarını değiştiriniz”; hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur.

            Evet katregulcüm şimdi paragraf paragraf acalım.İlk paragrafı senden alalım::)

            #717146
            Anonim

              Tamam şular abi sen açıkla ben devam ederim inşllah

              #717147
              Anonim
                Katregül wrote:
                Tamam şular abi sen açıkla ben devam ederim inşllah

                :)Tamam ama sende yardım etcen.
                mesela bi soru sorsam sana desem ki neden üstad askeri misafirhaneye benzetmiş,bu dünyayı? Neden asker.

                #717148
                Anonim

                  Evet neden askere benzetmiş

                  Mesela bi asker sırası gelince askere alınır gurbete gider bir kımandanın emrine verilir
                  vaizfesi
                  emirlerini
                  kayıtsız şartsız yerine getirmekitir
                  insanda aynen böyledir asıl memleketinden dünya diyarına gelmiştir ve insanda kulluk vazifesinde sinni buluğa ermeden vazifeye alınmıyor yani kulluk vazifesiyle mükellef değildir.Ve ALLAHIN emirlerini kayıtsız şartsız yerine getirmek zorunda

                  #717150
                  Anonim
                    Katregül wrote:
                    Evet neden askere benzetmiş

                    Mesela bi asker sırası gelince askere alınır gurbete gider bir kımandanın emrine verilir
                    vaizfesi
                    emirlerini
                    kayıtsız şartsız yerine getirmekitir
                    insanda aynen böyledir asıl memleketinden dünya diyarına gelmiştir ve insanında kulluk vazifesinde sinni buluğa ermeden vazifeye alınmıyor yani kulluk vazifesiyle mükellef değildir.ve ALLAHIN emirlerini kayıtsız şartsız yerine getirmek zorunda

                    şükür 🙂 Dedim katregül ya kactı yada destan yazıyo 😀
                    Maşallah güzel acıklamışın.Evet asker temsilini vermesi cok manidardır.Dediğin gibi asker komutanın dediğini kayıtsız şartsız yerine getirmelidir.Öyle istediğini yapma lüksü yoktur.Asli vatanından gurbete gitmiş,vazifesi bitince terhis olacaktır.Vallahi askere gitmediğim icin anca bu kadarını biliyorum 🙂
                    Peki kulu bi asker olarak düşünsek kendiside asli vatanından (ahiretten) dünya gurbetine bi görev üzerine getirilmiştir.O kumandanı azamın emirlerini kayıtsız,şartsız,isyansız yerine getirmekle mükelleftir.Vazifesi bitincede terhis olup vatanına dönecektir.
                    Ama sanırım askerler komutanından korktuğu kadar,kumandanı azamdan korkmuyorlar(herkes icin gecerli değildir).
                    Evet ikinci paragrafa gecelim mi? Ama sen başla.

                    #717152
                    Anonim

                      DİKKAT ETTNİMİ ŞUALAR

                      orda
                      en büyük mertebe rızayı ilahidir diyo
                      biz
                      dünyevi makamlar icin neleri feda ediyoruz makam sahibi olmak için kırılacak şişeler için elmasları feda ediyoruz dimi

                      #717153
                      Anonim
                        Katregül wrote:
                        DİKKAT ETTNİMİ ŞUALAR

                        orda
                        en büyük mertebe rızayı ilahidir diyo
                        biz
                        dünyevi makamlar icin neleri feda ediyoruz makam sahibi olmak için kırılacak şişeler için elmasları feda ediyoruz dimi

                        Maşallah bak ne güzel noktalar yakalıyorsun.Evet bi doktoru düşünelim,senelerini veriyor.Diş hekimi oluyor,protez diş yapabildiği iicn ona makam veriyoz,hürmet ediyoruz,peki orjinal dişin sahibi icin kac senelerimizi verdik,Neleri feda ettik,onun rızasını kazanma yolunda…
                        Evet cenab-ı Allah bizi maddi cihazlarla donattığı gibi manevi cihazlarlada donatmış.Bu cihazları alırken para ödedik mi,peki yoldamı bulduk?
                        Mesela bize biri bişey verse sorarız,bunu bana neden veriyorsun,karşılığında benden beklediğin nedir?
                        eee cenab- ı Allah bu cihazları bize vermiş,karsılığında bizden bekledikleri var.Bunları bir gaye icin vermiş.Nicin vermiş,,
                        ‘UMÛR-U UHREVİYEYİ KAZANMAK’ için verilmiştir…
                        İşte o hissiyat her insanda azami mertebed var.Peki katregül bir örnek ver mesela merakı nasıl uhrevi hayatı kazanmak icin kullanabiliriz?

                        #717155
                        Anonim

                          Şiddetli merak” ve “istikbal endişesi” duygularımızı, hayal ürünü bir filmin ya da dizinin neticesini merak ve “figüranın akıbetini endişe” gibi lüzumsuz yerlerde değil de, acaba benim âkıbetim, ölümüm, cenazem ve kabir hayatım nasıl olacak?

                          #717156
                          Anonim

                            Allah razi olsun, takib etcem, omrumde bir ders imkani bulmusum kacirmayim diyorum ama, aksi gibi yarin sinav var, calisiyorum… Daha sonra okurum ins.. Guzel gidiyor devam edin Askercikler… 🙂 🙂 arkanizdan geliriz ins. birgun..

                            Allah’a emanet olun… sizi cok seviyorum :angel: 🙂

                            #717158
                            Anonim
                              GuLSerbeti wrote:
                              Allah razi olsun, takib etcem, omrumde bir ders imkani bulmusum kacirmayim diyorum ama, aksi gibi yarin sinav var, calisiyorum… Daha sonra okurum ins.. Guzel gidiyor devam edin Askercikler… 🙂 🙂 arkanizdan geliriz ins. birgun..

                              Allah’a emanet olun… sizi cok seviyorum :angel: 🙂

                              olmadı valla ne yani hiç oldumu asker sen asıl vazifeni muvakkat vazifene tercih ettin oldumu şimdi :p

                              #717159
                              Anonim
                                Katregül wrote:
                                Şiddetli merak” ve “istikbal endişesi” duygularımızı, hayal ürünü bir filmin ya da dizinin neticesini merak ve “figüranın akıbetini endişe” gibi lüzumsuz yerlerde değil de, acaba benim âkıbetim, ölümüm, cenazem ve kabir hayatım nasıl olacak?

                                Evet maşallah,ve bunun devamında mahkeme-i kübrada halim ne olcak,Defterimi sağdan mı soldan mı alcam.Rasulun şefaatine liyakat kesbetmek icin ne yapmalıyım?
                                İşte bu hissiyatlar; bu istikbalimizi “merak etmemiz ve bu akıbetten endişe” etmemiz için verilmiştir. Maç ve dizi neticelerindeki merak ve endişelere takılmak için değil…İşte diğer örnekleri kıyas edelim,gerisinide bi zahmet abilere bırakalım yoruldum.Onlardan ses cıkmazsa(ki cıkmaması muhtemel) Yarın devam ederiz.Tamam.

                                GuLSerbeti wrote:
                                Allah razi olsun, takib etcem, omrumde bir ders imkani bulmusum kacirmayim diyorum ama, aksi gibi yarin sinav var, calisiyorum… Daha sonra okurum ins.. Guzel gidiyor devam edin Askercikler… 🙂 🙂 arkanizdan geliriz ins. birgun..

                                Allah’a emanet olun… sizi cok seviyorum :angel: 🙂

                                Bizde, hele ben seni coook seviyorum gülşerbeti,sen okuyacam diyorsan okursun.Bak imtihan etcem ha::)

                                #717162
                                Anonim

                                  Tamam yarın devam edelim ama inş. abilerdende ses çıkar hayırlı geceler

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 25)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.