• Bu konu 34 yanıt içerir, 20 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 36)
  • Yazar
    Yazılar
  • #640357
    Anonim
      ahsentevhidko2.jpg
      Güllerin Efendisi Muhammed (S.A.V)
      Güllerin efendisi ey Muhammed
      Gel rüyama bir gülümse,bir tebessüm et
      Bana doğru yolu birde sen öğret
      Güllerin efendisi ey Muhammed
      Bir gül aldım,sordum seni ona
      Anlattı seni bana doya doya
      O bizim efendimiz dedi bana
      Güllerin efendisi ey Muhammed
      İslamiyet i yaydın herkese
      Doğru yolu gösterdin bizlere
      Allah’a giden en doğru yol İslamiyet te
      Güllerin efendisi ey Muhammed
      Gel rüyama göreyim bir kez olsun,
      O nurlu yüzünü
      Göreyim seni içim nur dolsun
      Güllerin efendisi ey Muhammed
      Her güzellik sensin ey Muhammed
      Adı güzel,kendi güzel
      Kalksa perdeler görsem yüzünü
      Güllerin efendisi ey Muhammed
      Sen doğdun putperestlerin bile ateşi söndü
      Allah yolundan çıkanların dünyası döndü
      Senin çok kişi Allah a secde etti

      Güllerin efendisi ey Muhammed

      Buse Algül
      #696629
      Anonim

        ahsentevhidiz0.png

        Gül olmasaydı, alemler yaratılmazdı… Rahmet yüklü hidâyet bulutları, Âdemoğlunun yüreğinde karar kılmazdı… Allah (c.c.), hakkıyla anılmaz; Kur’ân, gerçek mânâsıyla anlaşılmazdı… Hilâl’in ışığı yanmaz, zifirî karanlıklar aydınlanmaz, gurûbu olmayan şafaklar ufka dayanmaz ve insanlık İslâm şerefiyle bahtiyâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        Hira Dağı Cebel-i Nûr olurken, gecelere bürünmüş Mekke semâları uyanmazdı gül yüzlü bir sabaha… Serâ da, süreyyâ da âyet âyet dokunan yeni bir diriliş muştusuyla tekbir almazdı bir daha… İnsanlar, semâvî sevdâlarla serfirâz olmak, vâhyin emsâlsiz güzelliklerinden feyz almak için yol bulamazdı en kutlu felâhâ… Medine’den yayılan İlâhî dâvet, bütün dünyayı kuşatmazdı… Aşkın mi’râcına çıkan gönüller, aklın verâsına ulaşıp secdekâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        “Müjdeleyici”, “davetçi”, “şahit” ve “uyarıcı” olarak gönderilen Hâkikât Güneşi (s.a.v.) ufkumuza doğmazdı… Dînin, duânın ve ibâdetin nûru sînelerimize sağanak sağanak yağmazdı… Kâinata dar gelen Rabb-i Rahîm’in aşkı yumruk kadar bir kalbe sığmazdı… Yürekler “Allah” nidasıyla dalgalanmaz, diller her nefeste şükrederek Hakk’ı anmaz, gönüller Muhabbetullah aşkıyla alev alev yanmazdı… Ve insanlık, sevginin bütün kapıları açtığından hiçbir zaman haberdâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        O’nu gören gözler “Sahâbî” sayılmaz, “Ashâbım gökteki yıldızlar gibidir” hadîsi duyulmaz, Hz. Ebûbekir (r.a.) “Sıddîk” unvânını almaz, Hattab oğlu Ömer (r.a.) adâlet timsâli “Ömerü’l-Fâruk” hâline gelmez, Hz. Osman (r.a.) “Zinnûreyn” diye çağrılmaz ve “İlmin kapısı” Hz. Ali(r.a.)’nin kılıcı da “Zülfikâr” olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        “Hayra davet eden” sonçağrıyı işitemez, “Çöle İnen Nûr”un hâlesi olmaya gidemezdik… Sevdâ yaylasından Mevlâ’ya ulaşan yolun bidâyetinin de, nihâyetinin de O’nun “İz”inden geçtiğini idrâk edemezdik… İç âlemimizde çözülmeyi bekleyen binlerce buzulun, kalbimizi neden mesken tuttuğunun ve nasıl çözüleceğinin sırlarını asla çözemezdik… Yüreğimizdeki kin ve nefret dağlarını hâk ile yeksan etmeyi, nefsanî arzuları dizginlemeyi, kalbimizi işgal eden buzulları îman ateşiyle eritmeyi “Gül” olmadan katiyyen öğrenemezdik… Kalplere ‘Gül Cemresi’ düşmeden dünyamıza bahar gelmez ve cennet-âsâ baharların getirdiği yemyeşil bir sevdânın nûru yüreğimizi gönül hâline getirmezdi… O’nun kâinata can veren muhabbeti olmasaydı; gözyaşlarında dalgalanan rahmet ummanları gönül sahillerimize vurmaz, duâlar kıyâma durmaz, seher vakti âşıkların “Hû, Hû”lara karışan “Âmin”leri duyulmaz ve yürekler İlâhî aşka giriftâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        “Ölmeden evvel kendimizi hesaba çekmeyi”, “ölümle uyanmadan önce” Müslüman olarak yaşamayı, “Allah (c.c.) için sevmeyi ve Allah (c.c.) için buğzetmeyi”öğrenemezdik… “İnsana teşekkür etmeyen, Allah’a şükredemez” kıstasını idrak edemez, ”Mahlûku sevmeyen, Mâbudu sevemez”, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” ölçüsünü öğrenemez, “Din kardeşliğinin kan kardeşliğinden daha önemli olduğunu” bilemezdik… Böyle olunca; “Ebâbil Kuşları”nın aşkına meftûn olan mâhur düşlerimiz hüzzama döner, hayatımız hüsrân denizinde boğulur, umutlarımız karanlığın girdabında kaybolur, kelâmın tahtı devrilir ve“Âlemlere Rahmet” olan“En Sevgili”ye “Yâ Muhammed cânım arzular Seni” ikrârımız aslâ âşikâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        Kullar, “Sırât-ı Mustakîm”i bulamaz, yıllar “Asr-ı Saadet”i bilemez, yollar Kıble’de karar kılamazdı… Dünyaya köle olup irtifa kaybedenler, gurur ve kibirde zirveye çıkanlar, Gayyâ kuyularından kurtulamazdı… Nefse tutsak olan duygular yüzünden onlarca parçaya bölünen yürekler; “bir kızıl goncaya” dönene kadar kanasa bile, gönüller bir türlü gül bahçesine dönemezdi… Ve “Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi ” diyen çile harmanları “Aşk-ı Hakîki”den nasip almaz, gönüller aşk ile tâcidâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        Ay’ın yüreğine değen O Şefkatli El’in mübârek parmağıyla, mehtabın titreyen gamzesi ikiye bölünmezdi…Î’lây-ı Kelîmetullah aşkına yelken açıp, gönül fethi için sefere çıkanların, zamansız mekânlara ve mekânsız zamanlara yaptığı sır dolu yolculuklar bilinmezdi… Mâverâ aşkıyla düşlerine kanat vuranların gönül seccâdeleri, müjdeli şafaklara serilmezdi… Gözler, “Karanlık Gecelerin Nurlu Sabahı”nı görmez, “her zorluğun yanına bir kolaylık” varmaz, her hüznün içine bir huzur girmezdi… Tefekkür, tezekkür, tenevvür, tekemmül ve tevekkül el ele vermez; ayrılık vuslata, zayıflık tâkate, ölüm hayâta bestekâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        Beşeriyetin kanayan yaraları gül yaprağıyla sarılmaz, yetimlere, öksüzlere, mazlumlara ve mağdurlara merhamet edilmez, insanlara müşfik davranılmazdı… İnsanların hayatında firkat içinde yeni bir firkat kıyama durur, gözbebeklerine en kasvetli hüzünler oturur ve amel defterlerinde günahkâr gölgelerin nabzı vururdu… Katran siyahı küfür gecelerinden, îmanın âsûde iklimine varılmazdı… Karanlığın kalbine nûrânî imzalar atılmaz, Hilâl’in hükmü kalmaz, Kıble’yi kimse bilmez ve gecenin siyah perçemlerini aydınlatan ay yüzlü sevdâlar efsûnkâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        İlmi farz, tefekkürü ibâdet telâkki eden bir mukaddesâta sırtımızı dönerdik… Biz; gül diye dikenleri dermeyi, umut dağıtmak yerine hazan bahçelerinde gazeller toplamayı şiâr edinirdik…Gül rengi diye ateşlere sarılırdık… Hazan sarısına dönerdi hayallerimiz… Yürekler sevdalanmaz, gönüller yanmaz, kışta gelenler baharı soluklamaz, kul ölümsüzlük şerbetini yudumlamaz, hâl ehlinin cümle eksikleri aşk ile tamamlanmaz ve ehl-i dil, dildâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        İnsanlığın gördüğü en muhteşem inkılâb gerçekleşmezdi… Ruhumuz, Mâverâ’ya kanat çırpmaz, kalbimiz “Allah” aşkıyla çarpmazdı…

        “Gül” olmasaydı,
        Azgın tufanlar içinde âciz kalan bîçâreler, çâresizliğe göğüs geremezdi… İnsanlar ebedî barış ve kurtuluş menzîline eremezdi… Hayırlar fethedilmez, şerler defedilemezdi… Gönül tellerimize dokunan mızraplar ferâhnâk nağmeler veremezdi… Ruhların ölümden vâreste olduğunu, kışın bahara, gecenin nehâra, vefâtın dirilmeye bir beste olduğunu anlayamazdık… Bâkî olanı unutup, fânî olanlar için “âh etmeye” devam ederdik… Canlar cânı”nı bilemez, “Ballar balı”nı bulamazdık… İstikbâlimizde “Gül” yüzlü bahar, bakışlarımızda “Gül” mushaflı nazar, kalbimizde ‘Gül Yüzlü Yâr’ ve gönlümüzde “Vâreden”in aşkı vâr olmazdı…

        “Gül” olmasaydı…

        ALINTI

        #697285
        Anonim
          tevhidgentrahsenuv0.png
          #697296
          Anonim

            “Gül” olmasaydı,
            İnsanlığın gördüğü en muhteşem inkılâb gerçekleşmezdi… Ruhumuz, Mâverâ’ya kanat çırpmaz, kalbimiz “Allah” aşkıyla çarpmazdı…

            Allah Razı Olsun güzel paylaşımın için

            #697764
            Anonim
              tevhidahsenoa6.jpg


              Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiği
              prizmada.
              Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna;
              aşkın o aynanın cilası idi hani.
              Güzelliğin olmasa efendim,
              aşkı hiç bilmeyecekti cihan;
              aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı.
              Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına
              durmuştu efendim…
              Ve sen gitmiştin…
              Sevgili!
              Derd ile ağlayandın; hem derde salandın!..
              Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin.
              Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın.
              Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş,
              “Lâ” ile “Illa”yi i’câz ile sen dillendirmiştin.
              Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü;
              Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine.
              Artık düşmanlarımız dostlar arasında;
              dostumuz düşman içinde.
              Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda.
              Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk…
              Sana muhtacız!..
              Sana en fazla muhtacız.
              En fazla sana muhtacız.
              Uyandır bizi uykumuzdan…
              Gel ey sevgili!
              Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.
              Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden…
              Sana muhtacız…

              Sana en fazla muhtacız…


              İskender Pala
              #698261
              Anonim

                Bu eskimiş sayfalarla
                Tükenmiş kalem yaren
                Emanetimdir sana
                Sakın saklama

                Hatırlatmasın
                Anımsatmasın
                Unutmayı seçiyorum
                Umursatmasın

                Gün olur bir gün geri dönersem
                Beni tanıma bana bakma

                Anılarımı geri istersem
                Sefilim sanma,bana kanma..

                Bu sarmaşık duygularla
                Tükenmez çilem yaren
                Emanetimdir sana
                Sakın saklama

                Hatırlatmasın
                Anımsatmasın
                Unutmayı seçiyorum
                Umursatmasın

                Gün olur bir gün geri dönersem
                Beni tanıma bana bakma
                Anılarımı geri istersem
                Sefilim sanma,bana kanma..

                #698351
                Anonim
                  ahsentevhidgenez1.png
                  #701759
                  Anonim
                    ahsentevhidgenwl7.jpg

                    Bütün şiirlerde söylediğim Sensin
                    Suna dedimse Sen, Leyla dedimse Sensin
                    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome’nin, Belkıs’ın
                    Kuşlar uçar Senin gönlünü taklit için
                    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
                    Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
                    Ey gönüllerin en yumuşağı, en derini
                    Sevgili

                    En sevgili, Ey sevgili
                    Uzatma dünya sürgünümü benim
                    #721551
                    Anonim
                      839on.jpg
                      Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana.
                      Elimin müjdesi, dilimin muştusu,
                      Gönlümün hakikat ruhu, ufkumun kahramanı, dünyamın zimamdarı,
                      Hilkaten fatiham, Nübüvveten hatimem, ezelen ve ebeden Efendim.
                      Varoluş varlığım, gül çağında gül ıtırım,
                      Gül Efendim
                      ensarnj7.jpg
                      Canların cananı, güllerin gülistanı,
                      Sonsuzluk aşkımın nur-u ummanı, gönül dünyamın mihveri,
                      Hayat eksenimin odağı, en mühim nokta-i nazarım,
                      Her halükarda başvuru kaynağım, rehberi furkanım,
                      Yegane sığınağım, barınağım ve limanım,
                      Gül Efendim
                      selale6fvbd4.jpg
                      Tesellim, bahar iklimim,
                      Hayatıma hayat sunan biricik modelim,
                      İnsanlığın iftihar tablosu Hazreti Peygamberim,
                      Âlemlere rahmet olarak gönderilen,
                      İnsanlığa armağan olarak vazifelendirilen,
                      İlâhi ikramım, canım, cananım,
                      İnsanlığa, insanlığı ve imanı soluklayan muhbir-i sadıkım
                      Gül Efendim

                      Teri gül kokan, gönlü gül kokan, ömrü gül kokan,
                      Gül Efendim
                      Tebliğden önce temsil gücüm,
                      Korkutmayan, ürkütmeyen, nefret ettirmeyen, sevdirenim,
                      Zorlaştırmayan, kolaylaştıran, iyilikle, güzellikle davrananım,
                      İnsanlık âlemine nümune-i imtisalim,
                      Muhabbetiyle, hoşgörüsüyle, yaklaşımıyla,
                      Eşsiz özellik ve güzelliğiyle yaşayan Kur’ân’ım,
                      Gül Efendim
                      Başlara baş, kalplere ilaç, ruhlara ışık ve ufuk,
                      Rengime renk, çizgime çizgi, ölçüme ölçü,
                      Renk, renk, huy, huy, çizgi, çizgi, yol, yol izdüşümler halinde,
                      İçimde, metafizik yönümde yaşayanım,
                      Gül Efendim
                      Ahengim, rengim, özümde biçimlenen irfanım,
                      Hayat seyrimin fethi, damarlarında dolaşan imanım.
                      Kafa, kalp ve ruh bütünlüğümde şekillenen Sultanım,
                      Beni nice ümitlerle hülyalandıran hayalim, gerçeğim,
                      Düşüm, gülüşüm.
                      Gül Efendim
                      Gecelerimin ışığı dolunayım, gül baharım,
                      Nazenin fidanlarımın üstünde çiçek çiçek açıverenim,
                      Şafak serinliğimi, bakış derinliğimi dupduru sularıyla yıkayanım,
                      Kutlu zaman dilimim, ölümsüz bahar atmosferim,
                      Sevgi oymağımda sevincim, sevgilim,
                      Hiç başımı yastığımdan kaldırmadan, gözümü kırpmadan,
                      Asırlarca sürüp gitmesini istediğim tatlı rüyam,
                      Misk-i anberim, solmayan boyam,
                      Dimağımda elvan elvan lezzetim, izzetim, şerefim,
                      Gül Efendim
                      Ahmedim, Mahmudum, Muhammedim,
                      Halık-ı Yezdanımdan, Sultan-ı Müeyyedim.
                      Gül Efendim
                      Hayatımın siyeri, vasfımın şemaili,
                      Yakınlığına yakınlığımın ifadesi hilyem,
                      Şanına layık mi’racım, namına layık mesnevim,
                      Terennümlerim üzerine bestelenmiş ilahim,
                      Kağıt kağıt, kalem kalem, kitap kitap, söze layık, kelama layık,
                      Aşkım, vecdim, muhabbetim,
                      Gül Efendim
                      Gönlümün gülü, sinemin sünbülü,
                      Yüreğimin bülbülü, derdimin dermanı, ruhumun fermanı,
                      Nazlı ve nazenin gözbebeğim, nur-u dilaram,
                      Andelib-i Zişanım, sevda iklimim, güzel kokan mevsimim,
                      Rahman ve Rahimin kudretiyle, İbrahimce, Ahmedi nefesli yarim,
                      Gül Efendim
                      Güneşim, yıldızım, ışığım,
                      Medine’deki nurum, ak kalbime Banu Cihanım,
                      Güçsüzlüğümün gücü, çaresizliğimin çaresi, şanım,
                      Gül Efendim
                      Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana
                      Gül Efendim
                      Senin olmadığın yıllarda,
                      Çölün ortasında alevler almış başını gidiyordu.
                      Küfürler kavurarak, har vurup harman savuruyordu.
                      Gündüzler anlamını yitirmişti.
                      Geceler büsbütün yalanları solukluyordu.
                      Dalga dalgaydı nefesler, kısılmıştı, titrek titrekti sesler
                      Gündüzler de, geceler de hiç yaşanma imkanına erişemediler,
                      Yetimdi sözcükler ve sevgiler, acılar besteliyordu yürekler
                      Cahilce işleniyordu cinayetler, kızlarını diri diri toprağa gömüyorlardı babalar.
                      Cinnet karargahına dönmüştü kalpler, hırpalanmıştı bünyeler,
                      Hor hakir görülüyordu, insandan bile sayılmıyordu kadınlar,
                      Çarmıha geriliyordu masum ve narin kelebekler,
                      Hayat hakkını bulamıyordu bebekler, körpeler
                      Güçsüzlerin gücünü emerek güçleniyordu güçlüler,
                      Dünyaya dünya olduğunu hissettirmediler,
                      Özleminle dolup taşıyordu özlem yüklüler,
                      Senin olmadığın yıllarda, zamanlarda,
                      Gül Efendim
                      Ah keşke ne olur hep aşkınla oturup aşkınla kalkabilsem,
                      Ruhların yükselişleri gibi ufuklarında dolaşabilsem,
                      Ne yapıp edip de taa iç dünyalarına derinlemesine akabilsem,
                      Mecnun gibi arkandan yorulmadan koşabilsem,
                      İçime bir kor gibi düşerek, ocaklar gibi yanabilsem,
                      Sensiz geçen her türlü acılardan ah bir kurtulabilsem
                      Gül Efendim

                      Yine karanlıklar bastı, ışıklar kesildi, ipler gerildi,
                      Bulutlar üstümüze karargah kurdu, çıkmaz sokaklar çoğaldı,
                      Yollar çatallandı, insanlar yoruldu, daraldı, bunaldı,
                      Varlık içinde yokluk çektiriliyor can taşıyanlara,
                      İmdat çığlıkları dağlar boyunca dalgalandı,
                      Kara çizgiler belirdi kara bahtımızda,
                      Yitirdik kendimizi, senin aşkını yitirdik.
                      Tuzakların esaretinde inlemekte kulaklarımız.
                      Feri kesildi gözlerimizin, tesiri kalmadı sözlerimizin,
                      Divanelere döndüğümüz muhakkak, yaya kaldığımız muhakkak.
                      Kendimizi unuttuğumuz muhakkak, Seni bilmez olduğumuz muhakkak.
                      Gül Efendim
                      Sana her zamankinden daha muhtacız Efendim,
                      Uyandır gaflet uykularından bizleri Efendim,
                      Yeniden içime, gönlüme, metafiziğime doğ Sen
                      Ey Sevgili..
                      Gül Efendim
                      Öyle bir doğuşla doğ ki, öyle bir gelişle gel ki,
                      Öyle bir sarışla sar ki; dünyam başkalaşsın, gönlüm yenilensin,
                      Ufkumda ısı ve ışık yüklü güneşler doğsun.
                      Gecelere renk veren aylar semalarımı kaplasın,
                      Yıldızlar saf saf etrafımda dizilsin, hakikatler sezilsin.
                      Bilinmesi gerekenler bilinsin, derilmesi gereken güller derilsin.
                      Gül Efendim
                      Gel ey aşk ikliminin Sultanı,
                      Gel ey güzellik şahikalarımın dolunayı,
                      Gel ey vefa ve safa göklerinin hilali, cemali,
                      Gel ey güzellikler ordusunun hakanı, varlık aleminin özü, kemali.
                      Gel, gel de dağıt şu zulmeti. İkram et, yitirdiğimiz cenneti.
                      Deriver içimize layık gülleri, sünbülleri,
                      İtiverme ne olur elinin tersiyle bizleri.
                      Aklımıza sun akılları, basiretleri,
                      Gül Efendim
                      Gel, kine kilitlenenlerin kilidini kırmak için,
                      Nefrete odaklananların nefretini ortadan kaldırmak için,
                      Düşmanlığa sadık kalanların, zavallı ruhların,
                      Boyunlarındaki zincirleri çözüp açmak için,
                      Gül Efendim
                      Gel, Senin sevginle sevgilerimizi, Senin merhametinle merhametimizi,
                      Senin şefkatinle şefkatimizi, Senin sinenle sinelerimizi,
                      Senin muhabbetinle muhabbetimizi,
                      Senin hoşgörünle hoşgörümüzü
                      Coştur Efendim, bizleri koştur Efendim
                      Gül Efendim
                      İçimize bir gül, gönlüzüme bir gül, özümüze bir gül,
                      Gül Efendim

                      Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana
                      Gül Efendim
                      #721572
                      Anonim

                        Çok güzel bir paylaşım…

                        Allah razı olsun aziz ve sıddık kardeşim, can dostum güzel insan 🙂

                        #723563
                        Anonim
                          nuruahsenhf3.png
                          Selâm sana nazlı Nebî
                          Selâm sana gözbebeği
                          Mevlâ’nın kudretiyle selâm.
                          Selâm sana nûr-i dilâra
                          Selâm sana Hakk hâbibi
                          Rahman’ın kudretiyle selâm.
                          Selâm sana Andelîb_i Zîşan
                          Selâm sana Muhammedî
                          Cebrail’in yüreğiyle selâm
                          İbrahim’ce selâm sana
                          Rahim’ce selâm sana
                          Gafûr’ca selâm.
                          Selâm sana ey yetimler padişahı
                          Selâm sana Ahmedî nefesli yâr
                          Eyyup’ça selâm sana
                          Selâm sana ya Habiballah
                          Selâm sana ya Nebiallah
                          Selâm sana ya Resûlallah.
                          Ya Resûlallah!
                          Sen, sevmek için istenen
                          Can, dudakta istenen
                          Sevda ikliminin en güzel mevsiminin
                          En güzel çiçeğisin.
                          Cemre gibi düştün kâinatın kışına
                          Bahar, senin elinde doğdu
                          Senin elinle indi toprağa
                          Öyle bir sevildin ki
                          Candan aziz bilerek
                          Uğruna can verildi
                          Ama bu, ölüm değildi
                          Adını bir kez anan
                          Bir kez gönülden anan
                          Rahmetin nûr kaynağı gözlerinde dirildi
                          Şimdi biz de seni anıyoruz
                          Mevlâ’mızın yeminleriyle anıyoruz seni
                          Ey Faran Dağları’nda açan sevgili !
                          Fecre,
                          On geceye,
                          Her şeyin çiftine ve tekine,
                          Akşamın alacakaranlığına,
                          Kararıp bürüdüğü zaman geceye,
                          Açılıp aydınlattığı zaman,
                          Gündüze and olsun ki;
                          Sen olunca sitem yok,
                          Serzeniş yok,
                          Eyvah yok.
                          Âlemlere ambersin
                          O’ndan başka ilâh yok
                          Sen, en son peygambersin.
                          Beni ilk öksüz oluşun vurdu
                          Yetim kalışın yaraladı önce
                          Elden ele dolaşmıştın
                          Herkesin gözbebeğiydin
                          Ama mahzun,
                          Ama kederli,
                          Bir yanın arşa kadar azamet,
                          Bir yanın ürkek…
                          Mekke akşamları yanar
                          Verdiğin her nefeste
                          Ve gökten inen bir sesle
                          Allah korumasına alır.
                          Senin derdin Allah’tı
                          Hüznün, kederin Allah
                          Senin dostun Allah’tı
                          Sana en yakın Allah.
                          Biz seni göremedik ya Resûlallah
                          Uhud Dağı’nı seyrettik
                          Okçular tepesinden bir sabah
                          Bir Medine sabahında
                          Uhud’u seyrettik
                          Seni göremedik
                          Ebu Ubeyde bin Cerrah sanki ordaydı
                          Sanki mübarek yüzüne batan miğfer halkalarını
                          Dişleriyle sökmek için nefes nefeseydi
                          Kalbi yerinden fırlayacakmış gibiydi
                          Seni öyle seviyordu ki
                          Tenine bir dikenin batması bile
                          O kalbi durdururdu.
                          Biz seni göremedik ya Resûlallah
                          Uhud’u gördük bir sabah
                          Malik bin Sinan olamadık
                          Mübarek kanının, kanına karıştığı
                          Malik bin Sinan sanki oradaydı
                          Ve inemedik okçular tepesinden
                          Sanki sen inin demeden inersek
                          Uhud tekrar cehenneme dönerdi.
                          Ey Faran Dağları’nda açan sevgili !
                          Güneşe ve onun ışığına,
                          Ardından gelmekte olan aya,
                          Onu ortaya koyan gündüze,
                          Onu bürüyen geceye,
                          Göğe ve onu meydana koyana,
                          Yere ve onu yayana and olsun ki;
                          Sen olunca sitem yok,
                          Serzeniş yok,
                          Eyvah yok.
                          Âlemlere ambersin
                          O’ndan başka ilâh yok
                          Sen, en son peygambersin.
                          Vazgeçtim seni hep ötelerde aramaktan
                          Seni yüzyıllar öncesine hapsetmekten vazgeçtim
                          Mesafelerden usandım ya Resûlallah
                          Sana sesleniyorum!
                          Âlemlere rahmetsin
                          Seslenince yanımdasın, burdasın
                          Günahkârım,
                          Ama sen günahkârların umudusun
                          Temizle beni ya Resûlallah!
                          Temizle beni ya Resûlallah!
                          Temizle beni ya Resûlallah!
                          Mescid-i Nebevi’de gördüm
                          Mübarek sözlerinden birini süsleyip duvara asmışlar:
                          “Benim şefaatim, ümmetimden büyük günahları olanlar için.”
                          Buyurmuşsun
                          İçimde her şey üşür,
                          Rüzgar üşür,
                          Yağmur üşür,
                          Dua üşür,
                          Melekler üşür.
                          Isıtırsan bir sen ısıtırsın
                          Medine’ye akan nûr gibi ak kalbime
                          Ey ban-u cihan
                          Yorgunum,
                          Güçsüzüm,
                          Çaresizim.
                          Sen çaresizlerin yardımcısısın
                          Yüreğimi koşturdum
                          Sana doğru
                          Çatlarcasına koşturdum
                          Kimseye hakkım yok
                          Huzurunda sana ait varlıkları dâvâ etmem
                          Ben bir dâvâlıyım
                          Tükendim ya Resûlallah
                          Hicretimi kabul et ya Resûlallah!
                          Hicretimi kabul et ya Resûlallah!
                          Hicretimi kabul et…

                          Dursun Ali ERZİNCANLI

                          #723566
                          Anonim

                            Çok güzel Allah razı olsun abla…

                            #723567
                            Anonim

                              emeğinize sağlık, Allah razı olsun…

                              #723585
                              Anonim
                                nuruahsentevhidgentrsa5.jpg
                                #723586
                                Anonim
                                  karaelmas;87276 wrote:
                                  emeğinize sağlık, Allah razı olsun…
                                  mihrimah;87275 wrote:
                                  Çok güzel Allah razı olsun abla…

                                  ecmain olsun insaAllah…:021:

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 36)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.