• Bu konu 20 yanıt içerir, 14 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 22)
  • Yazar
    Yazılar
  • #639901
    Anonim

      Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı.Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu.Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladi. Bir yandan goz ucuyla ogretmenine bakiyor, bir yandan da arkadaslarinin gitmesini bekliyordu.

      Ogretmeni, onun bu hâlini fark etti:
      – Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

      Ali, son arkadasinin da ciktigini gorunce cevap verdi:
      – Sizinle konusmak istiyordum ogretmenim.
      – Peki, dedi ogretmeni. Ne soyleyeceksin bakalim?
      – Ahmet arkadasimiz var ya…
      – Evet, ne olmus Ahmet’e?
      – Durumlari pek iyi degil galiba. Annesi, beslenme cantasina pekiyi seyler koymuyor.
      – Ee?
      – Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettigimi bilirse uzulur. Gunde bir simit parasi biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?

      Cebinden bir avuc bozuk para cikarip ogretmenin masasinin uzerine koydu. Nurhan Ogretmen, paraya dokunmadi. Sandalyesine oturup dusundu.Ali hakkindaki bilgilerini yokladi. Bildigi kadariyla ailesinin durumu pekiyi degildi. Bu caliskan ve sevimli ogrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve dusunceliydi. Zengin bir ailenin cocugu degildi. Buna ragmen yardim etmek istiyordu. Ustelik yardim ettiginin bilinmesini istemiyordu.

      Nurhan Ogretmen:
      – Dur bakalim Ali, dedi. Bildigim kadariyla sizin de maddî durumunuz pekiyi degil. Yanlis mi biliyorum?
      – Dogru biliyorsunuz ogretmenim. Babam gundelikci. Cogu zaman is bulamiyor. Ama ben de calisiyor, para kazaniyorum.
      – Nerede calisiyorsun?
      – Simit satiyorum.

      Nurhan Ogretmen yine durup dusundu. Iyiligin bu kadarina ne demeliydi simdi. Bunun gerceklesmesi zordu. Onu, bundan vazgecirmek icin bir care bulmaliydi. Bunu yaparken, sevimli ogrencisini de kirmamaliydi. Onunla biraz daha konusursa, belki bir yolunu bulurdu.

      Nurhan Ogretmen, Ali’ye dondu:
      – Buyuyunce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
      – Cok zengin bir isadami…
      – Nicin?
      – Insanlara daha cok yardim etmek icin…
      – Guzel, dedi Nurhan O gretmen. Bak simdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi degil; bu dogru. Ama sizinki de bundan pek farkli degil. Istersen acele etme; cok zengin oldugun zaman insanlara yardim edersin.Olmaz mi?
      – Olmaz, dedi Ali. Simdi yapmaliyim.
      – Neden olmaz?
      – Uc sebepten dolayi olmaz.

      Birincisi: Bu para zaten benim degil. Iyilik ettigim icin ALLAH, beni insanlara sevimli gosteriyor. Insanlar da bundan etkileniyor, daha cok simit aliyorlar. Bu sayede gun boyu calisanlardan bile fazla simit satiyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gun iki simit alip guvercinlere veriyor.

      Ikincisi: “Agac yas iken egilir.” deniliyor. Simdiden iyilik yapmayi ogrenmezsem buyudugumde hic yapamam.

      Ucuncusu ise daha onemli: Buyudugum zaman cok zengin bir isadami olmak istiyorum. Zamaninda yatirim yapmayanlar buyuk isadami olamazlar.

      Nurhan Ogretmen, karsisinda buyuk biri varmis gibi dinliyordu:
      – Bu sonuncusunu pek iyi anlayamadim, dedi.?

      – Aciklayayim ogretmenim, dedi Ali. Simdi, cok zengin olmadigim icin, ancak gunde bir simit parasi kadar yardim edebiliyorum. Bundan fazlasini veremem. ALLAH, Cennet’i gucu kadar iyilik edene veriyor. Simdi gucum bu olduguna gore Cennet’in fiyati birkac simit parasi kadardir. Eger zengin olmadan olursem birkac simit parasiyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha kârli bir yatirim olur mu?

      Nurhan Ogretmen’in gozleri dolmustu. Basini “Evet” anlaminda sallarken Aliyi evine yolladi.

      Sinifa geri donerken okulun bosaldigini fark etti. Esyalarini toplamak icin masasina dondugunde Ali’nin biraktigi parlarin masaustunde kaldigini fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paralari eline aldi. Hicbir para ona bu kadar kiymetli gelmemisti. Sanki elinde dunyanin en kiymetli incilerini, yakutlarini, elmaslarini tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kiymetliydi. Oyle bu paralar, Bu bozuk, SIMIT paralari, Cenneti satin alabilecek paralardi. Sanki hic birakmak istemeyen bir duygu ile simsIki kavramıştı bu bozuk simit paralarini.

      Oturdugu yerden kalkamadi Nurhan Ogretmen. Icinin doldugunu, Tarif edilemeyen duygulara boguldugunu hissetti. Birden bosalan saganak yagmurlar gibi aglamaya basladi. Agladi … Agladi.

      Kendine geldiginde aksam olmustu. Yavas yavas siniftan cikip okuldan ayrilirken bekci Sadik Bozuk Simit paralari ile cenneti satin almak, Bozuk Simit paralari ile cenneti satin almak’ diye Nurhan ogretmenin sayikladigini duydu. Bekcinin hayretler icinde ‘ Ne dediniz hocam ‘ demesini bile duymayan Nurhan ogretmen bekcinin saskin bakislari altinda aksamin alaca karanligina karisivermisti


      ALINTI
      ..

      #694450
      Anonim

        Yatirimi zamaninda yapmak gerek demek,
        Allah razi olsun, muthis bi paylasim

        #694451
        Anonim

          hakikaten müthiş bişey
          LLAH RAZI OLSUN

          #694452
          Anonim

            evet küçük yatırımlar büyük değerler kazandırabiliyor 🙂

            #694453
            Anonim
              nurhadimi;18933 wrote:
              hakikaten müthiş bişey
              ALLAH RAZI OLSUN

              ecmain olsun

              #694464
              Anonim

                Mükemmel bir yazı çok teşekkür ederim. Allah razı olsun

                #694465
                Anonim

                  Allah hepimizi böyle yardım edebilenlerden eylesin amin

                  #694468
                  Anonim
                    yolcu;18951 wrote:
                    Mükemmel bir yazı çok teşekkür ederim. Allah razı olsun

                    ihlaslı bir kardeşim bunu okutturdu bana, ben de sizlerle payaşmak istedim, ecmain olsun..

                    #694469
                    Anonim
                      osman43;18952 wrote:
                      Allah hepimizi böyle yardım edebilenlerden eylesin amin

                      aminn, yardım edecek gücü verdiği gibi o feraseti de versin Rabbimiz..

                      #694480
                      Anonim

                        çok çok güzeldi…merhamet dünyayı kurtaracak olan his bu…merhamet…
                        teşekkürler mübarek…

                        #694484
                        Anonim
                          ebrar172;18968 wrote:
                          çok çok güzeldi…merhamet dünyayı kurtaracak olan his bu…merhamet…
                          teşekkürler mübarek…

                          Rjaa ederim mübarek.

                          #736953
                          Anonim
                            SİMİT PARASI

                            Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için
                            sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil
                            çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali
                            hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet
                            zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı.
                            Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor,
                            bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.

                            Öğretmeni, onun bu halini fark etti:

                            – Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

                            Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:

                            – Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
                            – Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
                            – Ahmet arkadaşımız var ya…
                            – Evet, ne olmuş Ahmet’e?
                            – Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi
                            şeyler koymuyor.
                            – Eee?
                            – Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse
                            üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz
                            de ona verseniz?

                            Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine
                            koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.
                            Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu
                            pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi
                            niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna
                            rağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini
                            istemiyordu.

                            Nurhan Öğretmen:

                            – Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz
                            pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
                            – Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş
                            bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
                            – Nerede çalışıyorsun?
                            – Simit satıyorum.

                            Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi
                            şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir
                            çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı.
                            Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.

                            Nurhan Öğretmen, Ali’ye dondu:

                            – Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
                            – Çok zengin bir işadamı…
                            – Niçin?
                            – İnsanlara daha çok yardım etmek için…

                            – Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet’in ailesinin
                            durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil.
                            İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim
                            edersin. Olmaz mı?
                            – Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
                            – Neden olmaz?
                            – Üç sebepten dolayı olmaz.

                            Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni
                            insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok
                            simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit
                            satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp
                            güvercinlere veriyor.

                            İkincisi: ‘Ağaç yas iken eğilir.’ deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı
                            öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu
                            zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin
                            olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.

                            Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak
                            istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.

                            Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:

                            – Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.
                            – Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için,
                            ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan
                            fazlasını veremem. Allah, Cennet’i gücü kadar iyilik edene veriyor.
                            Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet’in fiyatı birkaç simit parası
                            kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet’e
                            girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?

                            Nurhan Öğretmen’in gözleri dolmuştu. Başını ‘Evet’ anlamında sallarken
                            Ali’yi evine yolladı.

                            Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak
                            için masasına döndüğünde Ali’nin bıraktığı paraların masa üstünde
                            kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları
                            eline aldı.

                            Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en
                            kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu
                            paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT
                            paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak
                            istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.

                            Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif
                            edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak
                            yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı… Ağladı… Ağladı.

                            Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp
                            okuldan ayrılırken bekçi Sadık ‘Bozuk Simit paraları ile cenneti
                            satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak’ diye
                            Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, ‘Ne
                            dediniz hocam?’ demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin
                            şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti
                            Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali’den utanmışsanız, maddi durumunuz iyi
                            değilse bile, iki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısına
                            bırakın.

                            Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa ayakkabı alın.

                            Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin.
                            Yeter ki boş durmayın!

                            ” Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir .”



                            Alinti

                            #736956
                            Anonim

                              🙁 🙁 🙁

                              Allah razı olsun…

                              #736987
                              Anonim
                                SaYa;114297 wrote:
                                🙁 🙁 🙁

                                Allah razı olsun…

                                ecmain ins.. 🙁

                                #775049
                                Anonim

                                  Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı.Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu.Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.
                                  Öğretmeni, onun bu hâlini fark etti:
                                  – Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?
                                  Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
                                  – Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
                                  – Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
                                  – Ahmet arkadaşımız var ya…
                                  – Evet, ne olmuş Ahmet’e?
                                  – Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor.
                                  – Ee?
                                  – Ona yardım etmek istiyorum. Ama benim yardım ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?
                                  Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardım etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.
                                  Nurhan Öğretmen:
                                  – Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
                                  – Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
                                  – Nerede çalışıyorsun?
                                  – Simit satıyorum.
                                  Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi. Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
                                  Nurhan Öğretmen, Ali’ye döndü:
                                  – Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
                                  – Çok zengin bir işadamı…
                                  – Niçin?
                                  – İnsanlara daha çok yardım etmek için…
                                  – Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak şimdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi değil; bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme; çok zengin olduğun zaman insanlara yardım edersin.Olmaz mı?
                                  – Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
                                  – Neden olmaz?
                                  – Üç sebepten dolayı olmaz.

                                  Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, benden daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.

                                  İkincisi: “ Ağaç yaş iken eğilir.”deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam.

                                  Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.
                                  Nurhan Öğretmen, karşısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
                                  – Bu sonuncusunu pek iyi anlayamadım, dedi.?
                                  – Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet’i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre Cennet’in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha kârlı bir yatırım olur mu?
                                  Nurhan Öğretmen’in gözleri dolmuştu. Başını “Evet” anlamında sallarken Aliyi evine yolladı.
                                  Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali’nin bıraktığı parların masaüstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayrı ihtiyarı oturdu ve paraları eline aldı. Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Öyle bu paralar, Bu SİMİT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
                                  Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı … Ağladı.
                                  Kendine geldiğinde akşam olmuştu. Yavaş yavaş sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadık “ Simit paraları ile cenneti satın almak, Simit paraları ile cenneti satın almak” diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde “ Ne dediniz hocam “ demesini bile duymayan Nurhan öğretmen bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti…

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 22)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.