Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
1. Bölüm - 24. FASIL: Huveytıb B. Abdu'l-Uzzâ'nın Müslüman Olması
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 248101" data-attributes="member: 27"><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong> </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>24. FASIL: HUVEYTIB B. ABDU’L-UZZÂ’NIN MÜSLÜMAN OLMASI</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong> Ebu Zer’in Huveytıb’ı İslâm’a Davet Etmesi ve Onun da İslâm’a Girmesi</strong></span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> Huveytıb b. Abdu’l-Uzzâ şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber’in Mekke’ye girdiği o fetih senesinde çok korkmuştum. Evimi terk ettim. çocuklarımı emin olacakları yerlere dağıttım. Ben de Avf kabilesinin bahçelerinden birinde gizlendim. Ben orada iken bir de baktım ki Ebu Zer el-Gifârî geliyor. İkimizin arasında eskiden beri bir dostluk vardı. Dostluk da dâimi bir şekilde hiyânete mani olurdu. Fakat ben ondan kaçtım. Bana </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> ‘Ey Eba Muhammed! Niçin kaçıyorsun böyle?’ dedi. Ben de </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">‘Korkuyorum’ dedim. Ebu Zer </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">‘Senin için herhangi bir korku yoktur. Sen tamamıyla Allah’ın emniyeti altındasın’ dedi. Bunun üzerine yanına vardım ve ona selam verdim. Bana </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> ‘Evine git!’ dedi. Ben de </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">‘Acaba evime varabilir miyim? Benim için böyle bir imkân var mıdır? Andolsun ki ben evime diri olarak varacağımı zannetmiyorum. Beni yolda öldürmeseler bile evime gelerek öldürürler. Bunun için de çoluk-çocuğum çeşitli yerlerdedirler’ dedim. Ebu Zer el-Gifârî bana </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> ‘Çoluk-çocuğunu bir yere topla. Ben evine kadar sana eşlik ederim’ dedi. Birlikte yola koyulduk; şöyle bağırıyordu: </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> ‘Huveytıb emniyet almıştır, eman. almıştır! Sakın hiç kimse onu rahatsız etmesin!’ Sonra Ebu Zer gidip durumu Hz. Peygamber’e anlattı. Hz. Peygamber </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>‘Öldürülmelerini emrettiğim insanlar hâriç bütün insanlara eman vermedik mi?’</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> buyurdu. Bunun üzerine kalbim mutmain oldu. Çoluk-çocuğumu evime getirdim. Daha sonra Ebu Zer yanıma gelerek bana şöyle dedi: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> ‘Ey Ebâ Muhammed! Ne zamana kadar? Ne zamana kadar? Bütün halk seni geçti. Birçok hayır fırsatlarını kaçırdın. Ama daha birçok hayır vardır. Rasûlullah’a gel, müslüman ol! Rasûlullah insanların en şefkatlisi, akrabalık bağlarını en çok gözeteni ve en hayırlısıdır. Onun şerefi senin için de şereftir; onun izzeti senin için de izzettir’ dedi. Ona </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> ‘Peki, seninle birlikte Rasûlullah’a gidelim!’ dedim ve onunla birlikte Bathâ’da bulunan Hz. Peygamber’in yanına gittik. Yanında Ebubekir ile Ömer vardı. Ben Ebu Zer’e, Hz. Peygamber’e nasıl selam verilmesi gerektiğini sordum. O da </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">“Ey Peygamber! Selam senin üzerine olsun. Allah’ın rahmet ve bereketi de senin üzerine olsun!’ de” dedi. Ben de böyle selam verdim. Hz. Peygamber, </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>‘Ey Huveytıb! Selam senin de üzerine olsun!’</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> buyurdular. Bunun üzerine </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">‘Şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve sen de Allah’ın Rasûlüsün’ dedim. Hz. Peygamber </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>‘Seni hidâyete erdiren Allah’a hamdolsun’</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> dedi ve benim müslüman olmama sevindi. Benden bir miktar borç istedi. Ona kırkbin dirhem verdim. Onunla beraber Huneyn ve Taif’e gittim. Bana Huneyn ganimetlerinden yüz deve verdi.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[1]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Huveytıb b. Abdu’l-Uzzâ şöyle anlatıyor: Mekke’nin fethedildiği zamana kadar milletinin dini üzerinde kalan Kureyş büyüklerinden hiç birisi benim kadar fethe karşı değildi. Fakat Allah’ın takdiri değişmez. Ben müşriklerle beraber Bedir’de bulundum. Orada alınacak birçok ibret vardı. Meleklerin bizi öldürdüklerini, yer ile gök arasında esir ettiklerini gördüm. O zaman </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> Bu kişi kötülüklerden korunmuştur’ dedim ve gördüklerimi hiç kimseye söylemedim. Mağlub olarak Mekke’ye döndük. Kureyş de tek tek müslüman oluyorlardı. Hudeybiye gününde ben de orada idim. Sulhta bulundum. Barış işi gerçekleştirilinceye kadar orada birtakım işler gördüm. Tüm bunlar İslâm’ı kalbimde artırdı ve fakat Allah Teâlâ’nın dilediğinden başkası olmuyor. Hudeybiye sulhu yazılırken ben şahitlerin en sonuncusuydum. Şöyle dedim: </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> ‘Kureyş, Muhammed’den ancak hoşuna gitmeyen şeyler görecektir’. Ben o gün Hz. Peygamber’le savaşma taraftarıydım. Ertesi sene, andlaşma gereği Hz. Peygamber umre yapmak için geldiğinde bütün Kureyşliler Mekke’den çıktılar. Süheyl b. Amr ile ben Mekke’de kalanlar arasındaydık. Bizim görevimiz vakit tamam olduğunda onları Mekke’den çıkartmaktı. Üç gün bittikten sonra Süheyl b. Amr’la birlikte Hz. Peygamber’e giderek </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> ‘Vakit tamam. Artık memleketimizden çıkınız!’ dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em> ‘Ey Bilal! Güneş batmazdan önce müslümanlardan bizimle gelen hiç kimse Mekke’de kalmasın’</em></span> buyurdular.<span style="font-family: 'Verdana'">[2]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red">______________________________</span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"> [1] Hakim, Müstedrek, III/493 (el-Münzir b. Cehm tarikiyle); İsabe, I/364 (İbn Sa’d’ın Tabakat’ta yine aynı yolla rivayet ettiğini söyler)</span></span><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[2] Hakim, III/492 (İbrahim b. Cafer el-Eşheli ve babası tarikiyle)</span></span><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/165-166.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 248101, member: 27"] [FONT=Verdana][B] 24. FASIL: HUVEYTIB B. ABDU’L-UZZÂ’NIN MÜSLÜMAN OLMASI[/B] [B] Ebu Zer’in Huveytıb’ı İslâm’a Davet Etmesi ve Onun da İslâm’a Girmesi[/B][/FONT] [FONT=Verdana] Huveytıb b. Abdu’l-Uzzâ şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber’in Mekke’ye girdiği o fetih senesinde çok korkmuştum. Evimi terk ettim. çocuklarımı emin olacakları yerlere dağıttım. Ben de Avf kabilesinin bahçelerinden birinde gizlendim. Ben orada iken bir de baktım ki Ebu Zer el-Gifârî geliyor. İkimizin arasında eskiden beri bir dostluk vardı. Dostluk da dâimi bir şekilde hiyânete mani olurdu. Fakat ben ondan kaçtım. Bana [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Ey Eba Muhammed! Niçin kaçıyorsun böyle?’ dedi. Ben de [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Korkuyorum’ dedim. Ebu Zer [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Senin için herhangi bir korku yoktur. Sen tamamıyla Allah’ın emniyeti altındasın’ dedi. Bunun üzerine yanına vardım ve ona selam verdim. Bana [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Evine git!’ dedi. Ben de [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Acaba evime varabilir miyim? Benim için böyle bir imkân var mıdır? Andolsun ki ben evime diri olarak varacağımı zannetmiyorum. Beni yolda öldürmeseler bile evime gelerek öldürürler. Bunun için de çoluk-çocuğum çeşitli yerlerdedirler’ dedim. Ebu Zer el-Gifârî bana [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Çoluk-çocuğunu bir yere topla. Ben evine kadar sana eşlik ederim’ dedi. Birlikte yola koyulduk; şöyle bağırıyordu: [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Huveytıb emniyet almıştır, eman. almıştır! Sakın hiç kimse onu rahatsız etmesin!’ Sonra Ebu Zer gidip durumu Hz. Peygamber’e anlattı. Hz. Peygamber [/FONT] [FONT=Verdana] [I]‘Öldürülmelerini emrettiğim insanlar hâriç bütün insanlara eman vermedik mi?’[/I][/FONT] [FONT=Verdana] buyurdu. Bunun üzerine kalbim mutmain oldu. Çoluk-çocuğumu evime getirdim. Daha sonra Ebu Zer yanıma gelerek bana şöyle dedi: ‘Ey Ebâ Muhammed! Ne zamana kadar? Ne zamana kadar? Bütün halk seni geçti. Birçok hayır fırsatlarını kaçırdın. Ama daha birçok hayır vardır. Rasûlullah’a gel, müslüman ol! Rasûlullah insanların en şefkatlisi, akrabalık bağlarını en çok gözeteni ve en hayırlısıdır. Onun şerefi senin için de şereftir; onun izzeti senin için de izzettir’ dedi. Ona [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Peki, seninle birlikte Rasûlullah’a gidelim!’ dedim ve onunla birlikte Bathâ’da bulunan Hz. Peygamber’in yanına gittik. Yanında Ebubekir ile Ömer vardı. Ben Ebu Zer’e, Hz. Peygamber’e nasıl selam verilmesi gerektiğini sordum. O da [/FONT] [FONT=Verdana] “Ey Peygamber! Selam senin üzerine olsun. Allah’ın rahmet ve bereketi de senin üzerine olsun!’ de” dedi. Ben de böyle selam verdim. Hz. Peygamber, [/FONT] [FONT=Verdana] [I]‘Ey Huveytıb! Selam senin de üzerine olsun!’[/I][/FONT] [FONT=Verdana] buyurdular. Bunun üzerine ‘Şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve sen de Allah’ın Rasûlüsün’ dedim. Hz. Peygamber [/FONT] [FONT=Verdana] [I]‘Seni hidâyete erdiren Allah’a hamdolsun’[/I][/FONT] [FONT=Verdana] dedi ve benim müslüman olmama sevindi. Benden bir miktar borç istedi. Ona kırkbin dirhem verdim. Onunla beraber Huneyn ve Taif’e gittim. Bana Huneyn ganimetlerinden yüz deve verdi.[/FONT][FONT=Verdana][1] [/FONT] [FONT=Verdana] - Huveytıb b. Abdu’l-Uzzâ şöyle anlatıyor: Mekke’nin fethedildiği zamana kadar milletinin dini üzerinde kalan Kureyş büyüklerinden hiç birisi benim kadar fethe karşı değildi. Fakat Allah’ın takdiri değişmez. Ben müşriklerle beraber Bedir’de bulundum. Orada alınacak birçok ibret vardı. Meleklerin bizi öldürdüklerini, yer ile gök arasında esir ettiklerini gördüm. O zaman Bu kişi kötülüklerden korunmuştur’ dedim ve gördüklerimi hiç kimseye söylemedim. Mağlub olarak Mekke’ye döndük. Kureyş de tek tek müslüman oluyorlardı. Hudeybiye gününde ben de orada idim. Sulhta bulundum. Barış işi gerçekleştirilinceye kadar orada birtakım işler gördüm. Tüm bunlar İslâm’ı kalbimde artırdı ve fakat Allah Teâlâ’nın dilediğinden başkası olmuyor. Hudeybiye sulhu yazılırken ben şahitlerin en sonuncusuydum. Şöyle dedim: [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Kureyş, Muhammed’den ancak hoşuna gitmeyen şeyler görecektir’. Ben o gün Hz. Peygamber’le savaşma taraftarıydım. Ertesi sene, andlaşma gereği Hz. Peygamber umre yapmak için geldiğinde bütün Kureyşliler Mekke’den çıktılar. Süheyl b. Amr ile ben Mekke’de kalanlar arasındaydık. Bizim görevimiz vakit tamam olduğunda onları Mekke’den çıkartmaktı. Üç gün bittikten sonra Süheyl b. Amr’la birlikte Hz. Peygamber’e giderek [/FONT] [FONT=Verdana] ‘Vakit tamam. Artık memleketimizden çıkınız!’ dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber [/FONT] [FONT=Verdana] [I] ‘Ey Bilal! Güneş batmazdan önce müslümanlardan bizimle gelen hiç kimse Mekke’de kalmasın’[/I][/FONT] buyurdular.[FONT=Verdana][2] [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=red]______________________________[/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen] [1] Hakim, Müstedrek, III/493 (el-Münzir b. Cehm tarikiyle); İsabe, I/364 (İbn Sa’d’ın Tabakat’ta yine aynı yolla rivayet ettiğini söyler)[/COLOR][/FONT][FONT=Verdana] [/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][2] Hakim, III/492 (İbrahim b. Cafer el-Eşheli ve babası tarikiyle)[/COLOR][/FONT][FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen]Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/165-166.[/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
1. Bölüm - 24. FASIL: Huveytıb B. Abdu'l-Uzzâ'nın Müslüman Olması
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst